Melisa Kesmez’in 3. Öykü kitabı. Kitap 5 hikâyeden oluşuyor. Bunlardan 4’ü normal, 5. ise bir hikâyeye göre uzun sayılabilecek bir uzunlukta. Kitap, aldığı ödüle de yakışır şekilde Sait Faik tarzına yakın yazılmış. Yani olay hikâyesi değil de durum hikâyesi. Olay hikâyesi ve durum hikâyesinin farkına değinecek olursam; Olay hikâyesi, elle tutulur olaylar etrafında şekillenirken, durum hikâyesi olaylardan ziyade hayatın sıradan akışı içinde geçen, anlatımın ve karakterlerin ön plana çıktığı hikâyelerden oluşuyor. 1. Öykü “Kalanlar”da, isimsiz bir kahraman var -1. Kişi ağzından anlatılmış zaten- Bu kahramanımız çocukluktan beri beraber olduğu bir arkadaşından ayrılıyor. Arkadaşının gidişinin ardından onunla ilişkisine yeni bir açıdan bakmasını, hayatın sıradan akışına artık onun olmayışı penceresinden bakmasını okuyoruz. Arkadaşlarınızdan, dostlarınızdan, sevdiklerinizden uzak kalmak zorunda olduysanız bu öyküyü seversiniz, ben sevdim.
“Annemin Çadırı” ve “Görüşürüz” öykülerinde ise her şey mükemmelmiş gibi davranılan ama aslında altta fırtınalar kopan aile ilişkilerini görüyoruz. Annemin Çadırında, kızı mutsuz annesinin ilk kez -bir kriz sonucu- kendi özerkliğini ilan etmesiyle hayatına yeniden neşe geldiğini anlatıyor. “Onu daha önce hiç görmediğim kadar kararlıydı” diyor. Bir annenin konforlu ama mutsuz bir evde yaşamaktansa çadırda ama neşeyle yaşamayı tercih etmesini çok yerinde gözlemlerle anlatmış Melisa Kesmez. Görüşürüz hikâyesinde ise bir kadının babasıyla olan inişli çıkışlı, bazı noktalarda yaralayıcı hikâyesini okuyoruz. Hayattaki tüm başarılarının aslında babasına “bana bak, ben neler yapabiliyorum” demek olduğunu itiraf ediyor kahraman. Bu iki öyküde de Türk aile yapısındaki; bazı şeyleri konuşmak yerine içine atmış, paspasın altına süpürmüş,
Ne diyeceğimi kestiremiyordum. Kendimi çok beceriksiz buluyordum. Ona nereden yaklaşılır, nasıl ulaşılır bilmiyordum... Ne kavranılmaz bir yer şu gözyaşı ülkesi.