10/10
·32 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Pöti, küçük bir bisküviydi. Sonra arasına lokum kondu ve lokumlu bisküvi oldu. Ama bir süre sonra lokumlu bisküvi olmak ona yetmedi. Başka şeyler olmak istedi. Çörek oldu, lolipop oldu, kek oldu... Fakat hiçbirinde aradığı mutluluğu bulamadı. Bunun üzerine sürekli yeni şeyler denedi; okudu, gezdi, resim çizdi, yüzdü, sörf yaptı ve daha nicelerini... Bir gece yıldızlara bakarken önemli bir gerçeği fark etti. Sevincini başkalarıyla paylaştığında, sevgisine ortaklar bulduğunda, dünyayı keşfetmeye devam ettiğinde ve her gün bir adım daha ileri gittiğinde aslında olmak istediği kişiye biraz daha yaklaşıyordu. Ve anladı ki; kendin olabilmek, gelişmeye devam etmek ve yolculuğun tadını çıkarmak her zaman yeterliydi. Hikâyenin sonunda yer alan "Ebeveyne Notlar" bölümü de oldukça dikkat çekici. Yeterlilik nedir, nasıl güçlendirilir? Değişim nasıl kucaklanır? Akış nedir? Özsaygı nasıl desteklenir? gibi pek çok soruya anlaşılır ve yol gösterici cevaplar sunuyor. Hem çocukların keyifle okuyacağı hem de ebeveynlerin üzerinde düşüneceği sıcacık bir kitap olmuş.
Mutlu ve Yeterli PötiBrenda S. Miles · The Kitap Çocuk Yayınları · 20264 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2026 26. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 17:52
Roman; Osmanlı’nın son dönemlerinden Cumhuriyet yıllarına uzanan süreçte Harika adlı güçlü, özgür ruhlu bir kadının ve etrafındaki kişilerin hikayelerini konu alır. Anlatım, düz bir akış yerine röportaj havasında, kişilerin yıllar sonra yaptıkları itiraflarmış gibi ilerliyor. Harikanın aşkları, dostlukları, hayal kırıklıkları ve başarıları anlatılırken; karşılaştığı tüm zorluklara rağmen kendi yolunu çizmeye çalışan karakterim özgürlük arayışı ön plana çıkıyor. "Aşkları" derken, Harika’nın öyle bir özelliği var ki bu durum özellikle aşk hayatını yakından ilgilendiriyor ve siyasi açıdan bazı kişileri kendine çekiyor. Ben de bu sayfaları başta aşk diye okudum ama mevzu çok başkaymış. Eser; bireysel bir yaşam öyküsü üzerinden cesaret, değişim, aşk ve kendine inanma konularını işliyor. Çok güzel bir kitap.
Harika Bir HayatHikmet Hükümenoğlu · Can Yayınları · 20252,676 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·335 syf.··
2026 19. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 02:13
bu kitabı okurken en başından beri içime oturmayan bir şey vardı. nietzsche’nin anlatmak istediği fikirlerin büyüklüğünü inkâr etmiyorum ama sunuş şekli bana gereksiz derecede ağır ve dağınık geldi. zerdüşt karakteri üzerinden sürekli “üst insan”, “kendini aşma” gibi kavramlar dönüp duruyor ama çoğu yerde sanki bir düşünceyi net anlatmak yerine etrafında dolaşıp duruyor. bu da okumayı benim için yorucu hale getirdi. bazı bölümlerde “tamam şimdi bir şey söyleyecek” diyorsun ama ya metafora boğuluyor ya da birden yön değiştiriyor. dil açısından da beni içine çeken bir akış yoktu. felsefi metin olduğunu biliyorum ama yine de bir noktada okuyucuya tutunacak bir ritim bekliyor insan. burada o ritim bana hiç geçmedi. en çok zorlandığım şey ise sürekli tekrar eden “insanlığı aşma” fikrinin bazen motive edici değil, daha çok baskıcı hissettirmesiydi. sanki insanı geliştirmekten çok, sürekli eksik hissettirmeye çalışıyor gibi. açık konuşmam gerekirse, bu kitap bana “derinlik”ten çok “fazla yüklenilmiş anlam” gibi geldi. belki felsefi olarak güçlü bir metin ama benim okuma deneyimimde karşılığı olmadı. sonuç olarak: fikrini anlıyorum ama benim için okunması keyifli değil, daha çok zorlayıcı ve yorucu bir deneyimdi.
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,6bin okunma
İncelemeden incelemek
2/10
·95 syf.··
2026 2. kitabı
·
60 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 01:54
Edebi cumleler kuramayacagım genel gorusumu soyleyip kapatıyorum bu incelemeyi. Coooook karamsar bi kitaptı acccayip karamsardı 15-16 yasındaki ben gayet begenir bes yıldızı yapıstırırdı ama su anki ben iki yıldız falan veriyorum maalesef yapacak bi sey yok artık hic karamsar asırı dusunen bunalımlara giren biri degilim özetle artık kendimi baltalamıyorum. Bu kitap insanın kendini baltalamasıdır,derdim var yanılgısıdır. Dili de cok agırdı betimlemeleri o duyu aktarımlarını fena iyi yapmıs sadık abim dil harikaydi sadık hidayet olabilmek diye bi mucadele kitabı yazmak isterdim cunku bazen arada arada ifade edemedigim bazı duygularla mucadele ediyorum anlam veremeyince bastırıveriyorum gidiyor hahah ama sadık hidayet olsaydım kendimi kendime cok iyi ifade eder cozumumu uretirdim. İç hayatımda basarı kazanırdım ama tum bunlar kitabı okumama zorluk cıkardı iste hem asırı karamsar hem de çok yoğun bir dil hani insan bi akış arıyor okudugunda ben artık cok fazla akan şeyler arıyorum akmayan şeylerde tanpınar okumayı tercih ederim bi o da ona ozel kontenjandır benim icin. Yani bu kadar arkadaslar karamsar bi donemdeyseniz okumayın daha cok bunalırsınız eger benim gibi aktif enerjik bi donemdeyseniz de okumayın okuyamıyosunuz zaten ben de kitabı yarım bırakmamak icin zor zor okudum basardım yani. Ne zaman okursanız okuyun ya da ben ne karısırım sizin neyi ne zaman okuyacagınıza bee??? Valla her bola burnumu sokmakta da basarılıyımdır. Neyse arkadaslar baaayyy
1000Kitap
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma
6/10
·344 syf.··
2026 58. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:58
Serinin ilk kitabını hiç sevmediğim için bu kitaba önyargıyla başladım. Hatta puan verirken ilk kitaptan etkilenmemek için özellikle dikkat ettim. Bu yüzden beklentim çok düşük olmasına rağmen ikinci kitabın ilk kitaba göre daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Mükemmel miydi? Hayır. Ama en azından beni hikayenin içinde tutmayı başardı. Kısaca konusundan bahsedecek olursam. Kiara, hem geçimini sağlamak hem de hasta babasının bakım masraflarını karşılayabilmek için iş bulmak zorunda olan bir genç kadın. Yeni başladığı işte resepsiyonist olarak çalışmaya başlıyor ancak zamanla çalıştığı şirketin göründüğü gibi olmadığını fark ediyor. Şirketin sahibi aslında İrlanda mafyasının lideri Liam Byrne. Fakat hikayenin asıl kırılma noktası Kiara’nın iş yerinde yaşadığı olaylar oluyor. Çalıştığı şirkette tacize uğruyor ve susturulmak için tehdit ediliyor. Liam bu durumu fark ettiğinde ise olaylar tamamen farklı bir yöne evriliyor. Kiara kendisini ilk kez Liam’ın yanında güvende hissediyor ve hikaye bu noktadan sonra ikisinin ilişkisi üzerinden ilerlemeye başlıyor. Kitabın en sevdiğim yanı olay örgüsü oldu. Genel akış sıkıcı değildi olaylar birbirini takip ediyor ve kitap kolay okunuyor. Özellikle mafya temasının hikayeye yedirilişi fena değildi. Sayfalar hızlı aktığı için okurken sıkılmadım ve merak duygusu belirli ölçüde korunabildi. Ama karakterler arasındaki ilişki kısmı benim için kitabın en zayıf tarafıydı. Birbirlerinden çok hızlı etkileniyorlar ve bu etkilenmenin gelişim sürecini yeterince hissedemiyoruz. Birlikte geçirdikleri zamanlar, birbirlerini tanıma süreçleri ve duygusal yakınlaşmaları daha detaylı işlenebilirdi. Bu yüzden ilişkileri bana tam olarak geçmedi. Bir diğer problemim ise yine erkek karakterle oldu. Sanırım bu yazarın erkek karakterleriyle bir türlü
1000Kitap
Günahkârın GücüMichelle Heard · Artemis Yayınları · 202657 okunma
5/10
·107 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
Balon. Ancak fazlasıyla şişirilmiş olması, hepten değersiz olduğu anlamına gelmiyor. Christopher Nolan gibi olay akışını kesip biçerek okuyucunun kafasını lüzumsuzca karıştırmaya çalışmak, bu karmaşadan bir derinlik biçmeye çalışmak ucuz bir numara. Daha önemlisi, bu orijinal bir fikir de değil. Kırmızı Pazartesi için çok büyük maharetmiş gibi dillendiregelinen bu akış, Nabokov tarafından nasıl ustaca kullanılmış: “Bir zamanlar, Almanya’nın Berlin kentinde Albinus adında bir adam yaşardı. Zengindi, saygındı, mutluydu; günün birinde gencecik bir metres uğruna karısını terketti; sevdi; sevilmedi; ve yaşamı felâketle son buldu. Öykünün hepsi bu kadar. Biz de hiç üstünde durmayabilirdik, eğer anlatmaktan keyif alıp kâr elde edebileceğimizi bilmeseydik.” Kitabın öne çıkan bu yanı kenara bırakılacak olursa, gerçekten kıymetli olan yanı keşfedilecektir: Toplumsal gözlem. Kırmızı Pazartesi’nin bence en büyük numarası budur; Latin Amerika gibi hayat doludur, canlıdır, kıpır kıpırdır ve gerçektir. Ancak bunun dışında bir güzellik bulmak zordur.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma