9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 20:04
Yetmişli yaşlarındaki Sybil her sabah masanının başına oturuyor ve çeşitli kimse ve hatta kurumlara mektuplar yazıyor. Hayatla temas etme yöntemi olarak mektuplaşmaya sığınan Sybil’in hayatını, pişmanlıklarını ve her şeye rağmen dokunduğu ve dokunmaya devam ettiği hayatlarla dolu bir mektuplar topluluğunu okuyoruz. Başta biraz size farklı gelebilir ama akışa kolayca kapılacaksınız. Bana çok dokunan bir hikaye oldu. Buraya gelipte bu kitap okunur mu? diye bakanlar için yazmak istedim kesinlikle okunur. Yas, kayıp, yaşlanma ve her şeye rağmen hayata tutunma umudu üzere harika bir anlatı. Çok sevdim tavsiye ederim. Okuyacaklara keyifli okumalar diliyorum.
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 202689 okunma
9/10
·120 syf.··
2025 9. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2025 16:32
“taşların anlattığı” kendimce kapağından yola çıkarak, üzücü bir aşk hikayesi okuyacağımı sandığım bir kitaptı. arkasını hiç okumadım, incelemelerine hiç bakmadım. ismini gördüm, kapağını gördüm, çok merak ettim, aradım, buldum, okudum, sonra bir daha okudum ve buradayım. önümde duruyor ve hâlâ bittiğine inanamıyorum, aslında zaten bazı kitapların bittiğine inanmıyorum. okurda devam ettiğine, yaşadığına inanıyorum. taşların anlattığı da benim için öyle bir kitap oldu. kitap bir ailedeki 3 (ya da 4, ona okuyucu karar veriyor bence) bireyin yaşadığı sarsıntıları ve bir bir bu sarsıntılara karşı hayata nasıl ve neresinden tutunduklarını okuduğumuz bir kitap. kurgu akarken aynı zamanda anlatıdaki imge gücü ve metaforlar da her zaman akışa eşlik ediyor. ve anlatı gerçekten taşların anlatısı üzerine kurulu. buradan yola çıkarak, doğa üzerine çok fazla analiz, betimleme ve benzetme var. ruhu çok besleyici ve büyüleyici olarak ilerliyor bu betimleme ve benzetmeler. bunları yaparken insan anlatısından farklı olarak yalınlık, bazı duygu sıcaklıklarından uzak o üslup da çok hissediliyor. gerçekten konuşuyorsa taşlar böyle konuşuyor, ben iknayım. taş anlatısının yanı sıra kitap boyunca beni en çok çeken kısım üç kardeşin dağla olan farklı anlam ve boyutlardaki ilişkileriydi. birinin dağa yaslanması/sığınması, birinin dağla savaşı/haykırması/koşuşları ve birinin dağı tanıması/dinlemesi/duyması. üç kardeşin böyle sayfa sayfa karakter inşası ve değişiklikleri beni içine çok çekti. önce hepsine aidiyet hissettim, sonra hiçbirine. okurken hep durup onlar yerinde olmak ister miydim, olsam ne yapardım, ne yapmazdım, yaparsam neden yapardım gibi bir sürü düşünceyle uğraştım. durmak. bence bu kitabın bana yaşattığı en farklı deneyim bu. hatta incelemeyi yazarken de, kitabı okurken
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,579 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·116 syf.··
2026 34. kitabı
"Sanırım insan birine bir kez aşık oluyordu ve sonra herkeste onu arıyordu." Bir insanı ömür boyu beklemek mümkün mü? Ona duyulan sevgi hiç azalmaz mı? Gercek aşk mı bilmiyorum ama gerçek bir sadakat örneği bence. Evet Umut'un hikayesi bizlere umut etmeyi ve aşkı anlatan bir hikaye. Umut ortaokul yıllarında sevmeye başlar Elif'i. Bir gün birlikte olacaklarına da emindir. Bu yüzden hayatını bile ona göre şekillendirir, başka bir şehre taşınır, onunla yaşayacağı evi ayarlar. Artık tek eksik Elif kalmıştır. O da ona son görüşmelerinde "tamam" demiştir. Ama on beş yıl boyunca sürer bu bekleme. Ve bu kadar sene sonra yeniden karşılaşırlar. Büyük hesaplaşmalar olacak mı sizce yoksa kaldıkları yerden devam edebilecekler midir? Bir erkeğin kaleminden böylesi bir aşkı okumak çok keyifli geldi bana. Umut'un yaşadığı çaresizlikleri iliklerime kadar hissettim. Bazen de çok kızdım ona, bu kadar güçsüz olamazsın diye. Yan karakterler de çok güçlü hikayede. Hepsi faklı bir yön veriyor akışa. Özellikle Nilay'ın kurgudaki duruşunu çok sevdim. Bir de yazarın şiirsel üslubu çok güzeldi. Arada atıfta bulunulan şiirler ve şarkıları da zevkle okudum. Velhasıl, akıcı, sürükleyici ve sizi duygudan duyguya sürükleyecek bir aşk hikayesi arıyorsanız bu kitap size göre. Tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar dilerim...
Zaten O Şarkıyı Ben Sana YazmadımOrkun Galolar · İnkılâp Kitabevi · 202669 okunma
Puan vermedi·136 syf.·
2026 2. kitabı
2026 Uluslararası Booker Ödülü finalisti kitap, Arnavut Kanun’larına göre ostaynitsa yani yeminli bakire, kadınlığını geride bırakıp erkek olmayı seçen ve ömrünü buna göre yaşamaya başlayan bir kadının hikayesini anlatıyor. İsmail Kadare’nin Kırık Nisan kitabını yer yer anımsatsa da, burada ele alınan konu Kanun’lar değil, bu kanunların gölgesinde yaşamayı seçmiş bir kadın. Kitap şiirsel bir dille yazılmış, virgüllerle birbirine bağlanan cümleler başta okumayı zorlaştırsa da kendinizi akışa bırakıp devam ettiğinizde bu kitabı hissediyorsunuz, aynı çevirmen Sevcan Kence’nin söylediği gibi bu kitap “açıklanarak değil, içine girilerek anlaşılacak bir metin”. Öyle cümleler var ki diken gibi batıyor içinize. Şiirlerle örülmüş kitap, kültürü nedeniyle kadın olduğuna pişman edilmiş, babasının gözüne erkek gibi davranarak girmeye çalışan bu kadının dalgalı hayatını gösteriyor bize. Kendini bir başkasında bulma, kadınlığını hiçe sayma, bundan utanma, yıllarca kurallara bağlı kalarak yaşadığı için özünü kaybetme, umutsuzluk, ölüm gibi temalar işlenmiş kitapta. Atmosfer ve anlatılan konu ağır, kasvetli. Ancak sayfaları merak ederek çevirecekseniz. Özellikle yarısından sonra olaylar hızla gelişiyor ve duygusal bir çalkantı yaşıyorsunuz bitene kadar. Bir kadının özüne dönme ve kendini bulma hikayesi bu. Bir kitap nasıl kısa ama etkili yazılır, nasıl anlattıklarıyla insanın içine işler, onu göstermiş yazar. Çevirmeni de ayrıca tebrik etmek lazım, kolay bir çeviri olmadığını tahmin ediyorum. Umarım ödülü alan kitap bundan daha iyidir, çünkü bu oldukça iyi bir kitaptı. Çok beğenerek okudum. Tavsiyedir.
1000Kitap
Geriye Kalan KadınRene Karabash · İthaki Yayınları · 2026109 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
"Spoiler içerir." Şu an kitapla ilgili o kadar ters köşe içeren duygularla çevriliyim ki uzun zamandır beni hikaye akışıyla şok eden bir kitap okumamıştım. Kitap boyu Kayla'nın yaşadıklarıyla nasıl başa çıkacağını beklerken bir yandan hayalet meselesinin nihayete nasıl ereceğini ve Aidan'la ilişkilerinin nasıl ilerleyeceğini hem düşünüp hem de okumaya devam ederken o kadar ters köşe bir kısma geldim ki herhalde satırlara bakarken bir süre ağzım açık kalmıştır. Yazar gerçekten detayları çok güzel işlemiş ve okudukça parçalar tamamlanıp ortaya tam bir tablo çıkınca hem şaşırıp hem de tatmin olmuş hissediyorsunuz. Kayla ve Aidan'ın tanışmaları, Dante ile olan mektuplaşmalar ve bunun Aidan'ın ta kendisinin çıkması ve kitap boyunca evin içindeki o korkutucu her hareketin ona ait olması... bir yerden duysam belki de korkup okumaktan vazgeçebilirim fakat kitap hakkında herhangi bir bilgim olmadan akışa uyup okuduktan sonra ve başka bir alemde dahi olsa onları mutlu gördükten sonra geriye dönüp korkuyla okunan o satırların bıraktığı his artık korku olmuyor. Öldüğünün farkında olmayan bir kadının anlattığı kendi hayat hikayesi kitap boyunca geçmişe yolculuk yaparak eksik kısımları tamamlıyor ve detayları anlamanın verdiği o hazla daha heyecanlı bir şekilde hikayeye devam etmeye katkıda bulunuyor. Hikayesiyle, olay örgüsünün anlatımıyla gerçekten etkilendiğim ve beğendiğim bir kitap oldu:)
1000Kitap
Mektup ArkadaşımJ.T. Geissinger · Juno Kitap · 2025380 okunma
6/10
·332 syf.·
2026 15. kitabı
Size bakış açınıza göre fikrinizi değiştirecek bir romanla geldim. Bir aydan uzun süredir elime tek bir roman alamadım. Hiçbiri ilgimi çekmedi, başlamaya çalıştıklarımda değil bir bölüm ikinci sayfaya bile geçme isteği bulamadım. Bu romana şans verme sebebim de öylesine gördüğüm bir video yüzündendi. Dün arkadaşımla kitap hakkında konuşurken bana bu kitaba yıllar önce şans verdiğimi ama devam etmediğimi söyledi. Muhtemelen Efsane serisini okuduğum dönemlerdir diye düşünüyorum çünkü iki seri birbirine karakterlerin yaşları ve distopya temaları bakımından benziyor. Zaten aynı dönemde popüler olmuşlardı. Neden devam etmediğimi anımsamasam da devam etmeme sebebimi az çok anladım gibi. Bu seri bana "her romanın bir vakti saati vardır" düşüncesini tekrar kanıtlamış oldu. Çünkü gerçekten benden beklenmeyecek bir hızda okudum ve okumaya devam ediyorum. O yüzden reading slump dönemleri için bu serinin çok iyi bir kurtarıcı olduğunu düşünüyorum. Bana Dokunma uzun bir seri için gerçek bir giriş kitabıydı. İlk başladığımda evreni anlamadım. Anlamayınca baştan başlamayı düşündüm. Şu an size üçüncü kitaptan seslenerek şu uyarıyı geçmek istiyorum. "Sakın geri dönüp baştan okumayın. Evreni anlamayan siz değilsiniz, yazar anlatmıyor. Evrene dair sorularınıza bu kitapta cevap aramak yerine akışa güvenin ve sakin bir şekilde okumaya devam edin." Bir çeşit okuyamama durumunda olduğum için başa dönmek bana çok zor geldi ve anlamadığımı düşünsem de okumaya devam ettim. Şimdi iyi ki üşenmişim diyorum çünkü tekrar başa alsam muhtemelen seriye devam edemezdim. Bakış açınıza göre seriye dair düşünceleriniz değişecek demiştim. Kitapta alternatif bir evrende herkese umut vadederek başa geçen ve tüm dünya düzenini bozarak kendi rejimlerini dayatan bir yönetim var, adı Yeniden Kuruluş.
1000Kitap
Bana DokunmaTahereh Mafi · DEX Yayınları · 20242,283 okunma