Akın

10/10
·233 syf.·
Beğendi
·
2021 67. kitabı
Göçmüş Kediler Bahçesi, post modernist yazın teknikleri üzerine her araştırma yaptığımda, kısaca bahsedilip geçilen, hakkında kayda değer bilgiye rastlamanın çok zor olduğu, okuduktan sonra Türkçe edebiyatın en eşsiz yazarı saydığım Bilge Karasu’yla tanıştığım kitap olmuştu geçen sene. Bunda Metis Yayınlarının bu kitaptaki müthiş kapak tasarımı da etkiliydi (Narla İncire Gazel’de de aynı hassasiyet korunsaydı keşke), Gece’nin en son okunacak eseri olması gerektiğine dair zihnime bir yerlerden kazınmış olan bilgi de. Göçmüş Kediler Bahçesi’nin, yazılmış en iyi Türkçe öykü kitabı olduğuna şiddetle inanıyorum. Yoğun anlatımı, farklı dili, ilk kitabı Troya’da Ölüm Vardı’dan itibaren çekinmeden aralara kattığı yazınsal deneylerle (öyküyü 1a, 2a, 1b, 2b diye parçalara bölmek; bilinç akışı bölümlerinde noktalama işareti kullanmamak, hiçbir yazısında “ve” bağlacını kullanmamış olması, anlatıcının düşüncelerini paragraftan bağımsız dizeler halinde vermek gibi) okunduğu vakitte sindirilmesi zor olsa da, üzerine düşündükçe değeri anlaşılacak bir eser bu. Kitap, öyküler arasına 13 bölüm halinde dağıtılmış bir uzun öykü (Göçmüş Kediler Bahçesi) ile 12 “masal”dan oluşuyor. Bu metinleri masal diye adlandırıyor olması yanıltmasın, zira metinler fantastik unsurlar içerse de, çocuk masallarına hiçbir benzerlik göstermiyorlar. Ölüm izleği, öykülerin birçoğunda ağırlıklı olarak hissedilebiliyor, bunun yanında birçok öykü doğayı, doğayla mücadele eden insanı konu alıyor. Fakat bunlar kitaba bir temanın hakim olduğunu düşündürmeli. Göçmüş Kediler Bahçesi öyküsünün bölümleri hariç, öyküler birbirleriyle bağlantılı değil, eğer ille de bir kulp takılmak istenirse, Bilge Karasu külliyatının geri kalan birçok eseri gibi insanı konu alan masallar bunlar, korkuyu, hüznü, ölümü ve sevgiyi uçuk
Edebiyat
Göçmüş Kediler BahçesiBilge Karasu · Metis Yayınları · 20171,559 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
4/10
·129 syf.·
2022 19. kitabı
Yazarlar, minimalist yaşamın temelinde Beş Değer olduğunu savunuyor ve her bir bölüm bu beş değerden birini anlatıyor: Sağlık İlişkiler Tutkular Gelişim Katkı Bunların yanında bir giriş bir de çıkış bölümü olan kitabın ön sözünde, kitabın her biri haftanın bir günü okunup “sindirilmesi/üzerine düşünülmesi” gereken yedi bölümden oluştuğu söyleniyor ancak durum maalesef bu değil. Kitap, The Minimalists belgeselinden ve internet sitesinden birebir alınmış giriş bölümü ve okuması gerçekten keyifli olan sağlık bölümü dışında klasik bir kişisel gelişim kitabı, insanların hiçbir işine yaramayacak, minimalizmle alakası olmayan tuhaf tavsiyeler veriyor sadece.
MinimalizmJoshua Fields Millburn · Eksik Parça Yayınları · 20181,351 okunma
Sessiz Ev
10/10
·270 syf.·
Beğendi
·
2021 37. kitabı
Darvınoğlu ailesini merkeze alan bu roman, doksanlı yaşlardaki Fatma babaannenin birisi tarihçi, birisi komünist, birisi de zenginlik meraklısı üç torununun, kurgusal Cennethisar kasabasına onu ziyarete gelişini, ve bu ziyaret esnasında gerçekleşen olayları ele alıyor. Orhan Pamuk'un Kırmızı Saçlı Kadın ve Kara Kitap eserlerinden aile kavramına özel bir ilgisi olduğunu fark etmiştim, ama bu kadar farklı kişilerden oluşmuş bir ailenin bu kadar iyi anlatıldığı bir kitabı beğenimize sunmuş olması, onun aileye özel bir ilgisi olduğunu kanıtlamanın ötesinde ne kadar olağanüstü bir yazar olduğunu, Nobel ödülünü alan ilk Türk olmasından tam 23 yıl önce, 1983 yılında bile yansıttığını gösteriyor. Sessiz Ev, Orhan Pamuk'un ikinci romanı fakat anlatım bozuklukları dışında hiçbir kusuru gözüme çarpmadı ki kitap henüz gelişmekte olan bir yazarın ikinci romanı olduğunu yüzümüze vursun, basit bir aile hikayesi olduğunu düşündürsün bana. Bu kitap kesinlikle basit bir ailenin basit hikâyesini değil, çok katmanlı bir hikayeyi, müthiş işlenmiş karakterler aracılığıyla anlatıyor: babasının sürekli ders çalışmaya zorladığı ergen milliyetçi Hasan ile de, doksan yaşındaki "Büyükhanım" Fatma ile de, yardımcısı cüce Recep ile de eşit seviyede bağ kurabiliyor, hepsiyle empati yapabiliyorsunuz. Kitap toplam beş karakterin gözünden kısa kısa bölümler halinde anlatılıyor: Babaanne, yardımcısı Recep, babaannenin torunlarından ikisi Faruk ile Metin ve Metin ile ablasının çocukluk arkadaşı Hasan. Bütün karakterler birbirinden farklı dillerle yazılmış ve hepsinin bölümlerinde zihinlerinden geçen şeyler diyaloglar arasına müthiş bir bilinç akışı ile yedirilmiş(bu noktada babaannenin bölümlerini özellikle beğendiğimi belirtmek isterim. Selahattin isminde, evrimci ve doğuyu ileriye taşımayı kafasına
Sessiz EvOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20248,6bin okunma
Başkaldırıyorum, öyleyse varız ve yalnızız.
9/10
·360 syf.·
Beğendi
·
2022 5. kitabı
Hayatımda okuduğum en etkileyici kitaplardan biriydi, Tahsin Yücel çevirisi okuma zevkimi inanılmaz azaltmış olmasına rağmen. Kendisinin Öztürkçe fikri çok değerli olsa da çevirilerinin gerçekten kitapları fazlasıyla keyifsizleştirdiğini düşünüyorum. Nihilizm yerine “yoksayıcılık” terör yerine “yıldırı” gibi tabirler kullanıyor Tahsin Yücel ve zaten kitapta araştırılması gereken birçok kavram ve konu varken bir de kelimeleri araştırmak, okumayı çok yorucu hale getiriyor. Yine de kesinlikle okunması gereken bir eser olduğunu söyleyebilirim. Başkaldıran İnsan, giriş kısmında Sisifos Söyleni’nin devamı olduğunu açıklıyor bize. Sisifos Söyleni’nde felsefenin en büyük probleminin intihar olduğunu belirten Camus, bu problemi o kitapta kendince çözdükten sonra, yeni problemin cinayet olduğunu söylüyor. Diğer kitabın aksine “cinayet” problemini oldukça kısa bir sürede çözüyor ve ardından bireyin toplum içindeki yerini, kendini gerçekleştirmesi için gereken başkaldırıyı, inanç, komünizm ve anarşizm gibi kavramları başka yazarların, filozofların ve mitik karakterlerin ışığında araştırıyor. Eğer okunacaksa Sisifos Söyleni’nden sonra okunmalı çünkü dediğim gibi, iki eser birbirini tamamlıyor adeta: Sisifos Söyleni “neden yaşamalıyız”, Başkaldıran İnsan ise “nasıl yaşamalıyız” sorusunu yanıtlıyor.
Başkaldıran İnsanAlbert Camus · Can Yayınları · 20153,280 okunma
Ne İncelemesiz Ne Kedisiz
8/10
·100 syf.·
Beğendi
·
2021 72. kitabı
Bilge Karasu`nun eserlerinin içeriklerini anlamanın, internetteki, kitap kapaklarındaki bilgi eksikliği hasebiyle -ben dahil- okurlara zorluk yaşatabilecek bir durum olarak görüyorum, bu yüzden okuduğum (Göçmüş Kediler Bahçesi, Ne Kitapsız Ne Kedisiz) ve okuyacağım bütün kitaplarını inceleme kararı verdim. Umarım bu incelemelerin, bir kişiye de olsa faydası olur da Türk yazınının bu çok değerli isminin daha çok tanınmasına ufak da olsa bir payım dokunur (bu ilk incelemem biraz da yazarın tanıtımı gibi olacak, zira bu kitabın ismi sebebiyle en çok ilgi çeken kitabı olduğunu düşünüyorum. Daha sonraki incelemelerde bu kısmı atlayacağım tabii). Bilge Karasu, işlenmiş, yoğun, imgelerle bezeli diliyle öne çıkan, insanın yaşam, ölüm, sevgi, özlem gibi en temel duygularını felsefi bir bakış açısıyla ele alan, öykü ağırlıklı yazmakla beraber deneme ile roman alanlarında da eser vermiş bir yazardır. Ne Kitapsız Ne Kedisiz, onun en basit olgu ile olayları bile derinlemesine irdeleyebilen kaleminden çıkmış 8 denemeden oluşuyor: Ne Kitaplı Ne Kitapsız/İmge Üretiminde Roman Hala İlk Sırada/İletişimin Güçlükleri Üzerine Yerli Yersiz Sözler/”Yeni” Dediğimiz Üzerine/Cinayetin Azı Çoğu/Bir Hayvanla Yaşamak/”Dostlarım Üzerine” Diye Söze Girişerek…/Bilge Karasu Adlı Birinin 50. Yaşı Üzerine Metin Taslağı. Bu denemeleri sınıflandıracak olursam “Cinayetin Azı Çoğu” ile “Bir Hayvanla Yaşamak” metinlerini bir grup, geri kalanını ise bir grup halinde değerlendirmeliyim, bu saydığım iki denemeden oluşan grup kitabın “Ne Kedisiz” kısmını oluştururken, geri kalanı “Ne Kitapsız” kısmını oluşturuyor diyebiliriz. İlk grup anlaşılması nispeten kolay iki metin; saf bir hayvan sevgisi sunuyor bize, tabii bu metinlerin büsbütün basit konulara değindiği anlamına gelmiyor, Bilge Karasu, “Bilge
Ne Kitapsız Ne KedisizBilge Karasu · Metis Yayıncılık · 20202,513 okunma