Karanlık gökyüzünden inerken, gözümü kırptığım anda alaca karanlığın uçup gideceğini biliyordum. Uçsuz bucaksız toprakların gürbüz göğsünü sergileyişini izliyordum. Davetkar bir çağrıydı. Bir annenin yavrusuna seslenişi gibi, topraklar geceyi çağırıyordu.
''Bak,'' dedi dudaklarıma yaklaşırken. ''Sen de gitmedin. Ve herkes gitti Alaca.''
Herkes gitti. Haklıydı. Kimsemiz kalmamıştı, birbirimizden başka.
''Her şey olacağım sana.''
''Her şey oldun bana,'' dedi dudakları dudaklarıma değerken.
''Şehirler, insanları terk etmezmiş sevgilim.''
''𝐊𝐚𝐥𝐛𝐢𝐧,'' dedi elini yeniden göğsümün üstüne yerleştirerek. Kalp atışlarımı hissetti. ''𝐁𝐞𝐧𝐢𝐦 𝐬̧𝐞𝐡𝐫𝐢𝐦.''
𝓨𝓮𝓷𝓲𝓭𝓮𝓷 𝓫𝓪𝓼̧𝓵𝓪𝓶𝓪𝓴 𝓶𝓾̈𝓶𝓴𝓾̈𝓷𝓶𝓾̈𝓼̧ 𝓼𝓮𝓿𝓰𝓲𝓵𝓲𝓶.