Ölüm söhbəti açmaq üçün hələ çox cavanam. Amma mənə elə gəlir ki, əgər ondan danışmalı olsaydım, səssiz dəhşət içində dərk etdiyimiz, heç bir ümid yeri buraxmayan ölümün labüdlüyünü ifadə etmək üçün lazım olan sözləri məhz burada tapardım.
Sayfa 77·Kitabı okuyor
Şizofreni Hastası Nobel ödüllü John Forbes Nash Jr.
Hiç kimse özgünlüğüne onun kadar sadık kalamaz, hiç kimse otoriteyi onun kadar küçümseyemez ve özgürlüğüne onun kadar düşkün olamazdı. Gençliğinde etrafında 20’nci Yüzyılın en büyük bilim adamları -Albert Einstein, John von Neumann ve Norbert Wiener- vardı. Ama o hiçbir ekole katılmamış, hiç kimsenin müridi olmamış, kendi yolunda kılavuzsuz ve takipçisiz ilerlemişti. Yaptığı her işte -oyunlar kuramından geometriye- kabul görmüş buluşlara, günün modasına ve bilindik metotlara burun kıvırırdı. Hemen hemen her zaman sadece düşünerek çalışır, genellikle yürürken Bach’tan bir şeyler mırıldanırdı. Nash matematik bilgisine sadece diğer matematikçilerin buluşlarını çalışarak değil, aynı zamanda onların gerçekliğini yeniden keşfederek sahip olmuştu. İnsanları şaşırtmaya can atan Nash, büyük problemlerin peşinden koşardı. Yeni bir meselenin üzerine dikkatini yoğunlaştırdığında, konuyu gerçekten bilenlerin o ana dek yanlış ya da basit bulup görmezden geldikleri yeni noktalar keşfederdi. Henüz bir öğrenciyken bile, diğerlerinin kuşkuculuğuna ve alaycılığına karşı gösterdiği kayıtsızlık hayret vericiydi.
Psikoloji
Reklam
Hayatı aynı anda üzücü ve coşku verici kılan da budur. Olaylara bakmanın belli bir biçimi vardır ve o da zaman zaman ortaya çıkar. Bu yüzden ne olursa olsun büyük bir aşk, mutsuz bir tutku yaşamak iyidir. En azından bizi sebepsiz yere saran bu umutsuzluklara bir gerekçe olur.
Bunalımı başlatan şeyi denetleyebilmek hemen her zaman olanaksızdır.
Gerçekten de cennet bu değil midir, aziz bayım, hayatla araya aracı koymadan yaşamak?
Sayfa 24·Kitabı okuyor