Frey'le arkadaşları, Avrupa resminde Rönesans'tan beri başın yana eğilmesinin ifade ettiklerine karşı bir duyarlılık olduğunu gözlemlemiştir. Çocuklu Meryem resimleri bu duruşu vurgular. Buna karşılık, güçlü figürler başlarını asla eğmez, tersine dik tutarlar. Frey'le Ales bir dizi deneyle, fotoğraf kurgusu sayesinde aynı kişinin başını iki farklı açıda eğmiş gibi gösterilmesinin çelişkili biçimde algılandığını gösterirler. "Önce kendini beğenmiş, soğuk, kendinden emin, küstah, acımasız, sert, anlaşılmaz vb. görünen kişiler başın konumu hafifçe eğildiğinde gözlemcilerin gözünde alçakgönüllü, temiz yürekli, üzgün, yumuşak başlı, ince, düşçü, anlayışlı, sevgi dolu vb. oluyor." Dolayısıyla, yüzün eğilmesi yansız bir konum değildir, en azından Batılı toplumlarımızda ve dikkate değer sayıda durum açısından, belli bir duygusal tona işaret eder. Eğilme açısı çıplak gözle güç algılanır, ama kişinin genel duruşuna ve sesin özel tonlamasına eşlik ederek, görüşme sırasında değerli bir ayar indisi olarak gösterir kendini. Bir kez daha yüzün anlamının ne alışveriş bağlamından, ne de bedenin hareketlerinden soyutlanabileceğini gösterir.