Aleyhdar

Aleyhdar
@aleyhdar
Karadeniz Teknik Üniversitesi
17 Haziran
6 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
inanmayı ve sevmeyi öğrenmelidirler.
...tam sevgi, gayesine ulaşmış sevgi, sonsuzluğun sevgisidir. Bu vücutta geçer, bedenden taşar, fani varlıktan kaçar. Ruhu derinlerine doğru kazıyarak orada gaye olarak yine kendini arar. Gerçek aşkın sahipleri, ne servetin, ne şöhretin veya tamaşanın, ne de ilmin ve sanatın aşıklarıdır. Aşkın kendi kendisini yakan ateşinde sevenle sevilen, isteyenle istenen, varlıkla var eden birleşir.
Sayfa 27
1000Kitap
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Korkulu Tanrılar(!)
Antik Yunanlıların ciddi bir problemi vardı. Tanrılar Olympos Dağı'nın zirvesindeki semavi mekanlarından onları gözetliyor ve Yunanlıların her yaptıklarını yargılıyorlardı. Hoşnut olmadıkları davranışlar gözlemlediklerinde de insanları hızlıca cezalandırıyorlardı. Merhametli ya da adaletli olma zorunlulukları yoktu. Haklı olmaları bile gerekmiyordu. Hatta düpedüz mantıksızca bile davranabiliyorlardı. Akıllarına esince bir insanı sadece bir yankıya dönüştürebiliyor, bir başkasını da sonsuza dek yokuş yukarı kaya parçaları taşımaya mahkum edebiliyorlardı... Tanrılarının ne zaman ne tür bir ceza vereceğini bilememek, Antik Yunanlılar arasında korku ve şaşkınlığa yol açıyordu. Tıpkı bir çocukla toksik anne-babasının arasındaki ilişki gibi. Tutarsız davranışları olan anne-babalar, çocuklarının gözünde korku saçan birer tanrılardır(!) adeta.
Sayfa 27·Kitabı okuyor
1000Kitap
Böcekleşmiş insanlar
İnsan kafası artık tek başına bir başarının üstesinden gelemez olmuştur. O, toplu bir başarıda sadece meçhul bir iştirakçidir. Artık ferdiyetin, dehanın payı gitgide kaybolmaya yüz tutuyor. Böyle bir çalışma insanı neredeyse böcekleştiriyor ve onu böceğin, dar dünyasına hapsolmaya zorluyor. Mevlana’nın at sidiğine düşmüş sinek tasviri gibi... Sineğin içinde bulunduğu ortamı okyanus sanmasının ne önemi var?
Sayfa 18 - İz yayıncılık
Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu. Hani, kurşun sıksan geçmez geceden, Anlatamam, nasıl ıssız, karanlık... Ve zehir - zıkkım cıgaram. Gene bir cehennem bar yastığımda, Gel artık...
Sayfa 33·Kitabı okudu
“Her gün aynı saatte gelsen daha iyi olur,” dedi tilki. “Örneğin öğleden sonra dörtte geleceksen, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. Dakikalar ilerledikçe de içimdeki mutluluk artar. Saat dört oldu mu içim kıpır kıpır olur ve ufaktan meraklanırım; mutluluğun değerini anlamaya başlarım! Ama sen herhangi bir anda çıkıp gelirsen, yüreğim saat kaçta senin için çarpacağını bilemez... O yüzden insanın bazı gelenekleri olmalıdır.”
Sayfa 87·Kitabı okudu