Dedi ki: Ben o dünyaya sığmayan turuncum.
Dedim: Turunçtan daha iyisin lakin ele geçirilmezsin.
Dedi ki: Sen nerelisin, zira perişan görünüyorsun.
Dedim: Ben tanıdık şehirden tanınmayan biriyim.
Dedi ki: Nasıl biri olduğun anlaşılmıyor, kimsin?
Dedim: Senin eşiğinde dilencilik mertebesindeyim.
Dedi ki: Gönül çelme işinde bizi nasıl bilirsin?
Dedim: Gönül çelme meclisinde gül harmanı gibisin.
Dedim: Zülfünün kokusu dünyamı kaybetmeme sebep oldu.
Dedi: Eğer bilirsen o sana rehber olur.
Dedim: Dudağının şarabı bizi arzudan öldürdü.
Dedi: Sen bağlılık göster, onda bağlılara sevgi görülür.
Mohsen Namjoo, Toranj
İnsan kafası artık tek başına bir başarının üstesinden gelemez olmuştur. O, toplu bir başarıda sadece meçhul bir iştirakçidir. Artık ferdiyetin, dehanın payı gitgide kaybolmaya yüz tutuyor. Böyle bir çalışma insanı neredeyse böcekleştiriyor ve onu böceğin, dar dünyasına hapsolmaya zorluyor. Mevlana’nın at sidiğine düşmüş sinek tasviri gibi... Sineğin içinde bulunduğu ortamı okyanus sanmasının ne önemi var?