Ali

Bundan dolayı, bir metanın üretimi için gerekli olan emek-zaman değişmez olsaydı, onun değer büyüklüğü de değişmeden kalırdı. Ama emeğin üretkenliğindeki her değişmeyle, gerekli emek-zaman da değişir. Emeğin üretkenliği çok farklı koşullar tarafından belirlenir; bunlar arasında, işçinin ortalama hüner derecesi, bilimin gelişme düzeyi ve teknolojik kullanılabilirliği, üretim sürecinin toplumsal bileşimi, üretim araçlarının kapsam ve etkinliği ve doğal koşullar da bulunur. Aynı miktarda emek, söz gelişi, uygun bir mevsimde 8 bushel buğdayda maddeleşirken, uygun olmayan bir mevsimde ancak 4 bushel buğdayda maddeleşir. Aynı miktarda emek, zengin bir madende, yoksul bir madende olduğundan daha fazla maden cevheri çıkarır vb. Elmas toprağın üst katlarında az bulunur ve bu yüzden bulunup çıkarılması, ortalama olarak, fazla emek-zamana mal olur. Bunun için, az miktarda elmasta çok emek yatar. Jacob, acaba altın tam değerini hiç elde etmiş midir, diye şüpheye düşer. Bu şüphe elmas için daha da geçerlidir. Eschwege'ye göre, 1823 yılına kadar seksen yıl boyunca Brezilya elmas ocaklarından elde edilen toplam elmas ürünü, çok daha fazla emeği ve dolayısıyla değeri temsil ettiği halde, Brezilya'nın 1½ yıllık ortalama şeker ya da kahve ürününün fiyatına ulaşmamıştı. Daha zengin elmas ocaklarında aynı miktarda emek daha fazla elmasta temsil edilir ve elmasın değeri düşerdi. Kömürü az emekle elmasa çevirmenin yolu bulunabilse, elmasın değeri tuğlanın değerinin altına düşebilir. Genel olarak: Emeğin üretkenliği ne kadar büyük olursa, bir nesnenin yapımı için gereken emek-zaman o kadar küçük, o nesnede kristalleşen emek kütlesi o kadar küçük ve o nesnenin değeri o kadar küçük olur. Buna karşılık, emeğin üretkenliği ne kadar küçük olursa, bir nesnenin yapımı için gereken emek-zaman o
Sayfa 72 - Yordam Yayınevi·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sapiens'in Yolculuğuna Dair
7/10
·320 syf.··
2025 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2025 02:49
Kitabın kapsamı beni oldukça şaşırttı. İçindekiler kısmına bakınca klasik bir popüler bilim kitabı okuyacağımı düşünmüştüm ancak hiç de öyle olmadı. İnsanlığın oluşumundan başlayarak bu canlının dönüşümü, dönüşürken yaşadığı sıkıntılar veya karşılaştığı avantajlar anlaşılır bir dille anlatılıyor. Tabii ki bunlar anlatılırken bir taraftan da evrimin işleyişi mevzubahis ediliyor. Ayrıca, felsefî yaklaşımlar da içeren bu kitap, dini metinlerden alıntılar ile kitapta ele alınan konuyu bir araya getirerek multidisipliner bir çalışma ortaya koyuyor. Beyin üzerinde çok durulmuş, Paul MacLean tarafından öne sürülen "üçlü beyin" modeli referans alınarak insan davranışlarının olası sebebi araştırılmıştır. Kitabın içindekiler kısmında bulunan başlıklardan da anlaşılacağı üzere biyoloji, psikoloji ve kültürün birbirleri ile olan etkileşimleri incelenmiş, zaman içerisinde ortaya çıkan farklılıkların sebebi bir temele oturtulmuştur. Ancak, kitabın tek yaptığı bu değildir. Özellikle, bulunduğumuz çağın yaşantısından örnekler vermesi, bunları insan doğasına uygunluğu yönünden sorgulaması yönüyle ufuk açıcıdır. İnsanın, Homo sapiens sapiens'in yaşantısında, duygu dünyasında etkili olan hormonlar ve bunların işleyişi örnekler ile okuyucuya aktarılmıştır. Tarım devriminden önceki avcı-toplayıcı yaşam ile tarım devriminden sonraki yerleşik yaşam stili karşılaştırılmıştır. Yazara göre insanlık, cenneti avcı-toplayıcı olduğu dönemde yaşamıştır. Bu dönemde insanların diğer hayvanlardan kendini aşırı farklı görmediğinden, beslenmek için avladığı hayvanlara bile saygılı olduğundan bahseder. İhtiras yoktur insanlarda. Yiyecek bulabilirse yer, bulamazsa yürümeye devam eder savanada. Çocuklar ortak büyütülür, besin ortaklaşa bulunur, birlikte yenir. Velhasıl kelam, insanlar için komünyal bir
Yanılgının İcadıAbdullah Reha Nazlı · Nazlı Kitap · 2020530 okunma

Ali

, bir kitabı okumaya başladı
Jose Rodrigues dos Santos
8.7/10 · 3.836 okunma

Ali

, bir kitap okudu
7/10
·320 syf.··
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2025 02:49
·
2025 12. kitabı
Abdullah Reha Nazlı
8.9/10 · 530 okunma
Vahim olan; beynimizin nasıl çalıştığının, beynimize giren bilgi tarafından etkilenmesidir. Bu tıpkı bir kartalın bir kâğıtta "Kartallar uçamaz" yazısı okuduğu için bir daha uçamamasına benzer. Örneğin; Sanayi Devriminde başlayan okullaşma, o dönemde insanları fabrikada çalışmaya ikna etmek içindi. Bu nedenle öğrencilerin kendi kendilerine öğrenebilmesinin önü kapatılmış, bilgi sadece öğretmen tarafından verilen ve sadece okulda alınan bir şey hâline getirilmiştir. Ve verilen bu önbilgi bile, yani bir şey öğrenmek için birinin öğretmesi gerektiği bilgisi; aradan iki yüz yıl geçtiği hâlde insan beyninin en müthiş yönlerinden olan kendi başına öğrenme yeteneğini neredeyse kaybetmesine neden olmuştur. Bunun tersi de geçerlidir. Örneğin sadece dil yönünden gelişmenin bile düşünceyi geliştirdiği keşfedilmiştir. Dilimizin kapasitesi kadar düşünebiliriz. Dilimize yeni bir kavram eklendiğinde beyin artık o kavramdan destek alır. Wittgenstein, "Dilimin sınırları düşüncemin sınırlarıdır" der.
Sayfa 244·Kitabı okudu
Psikoloji