Zülfü Livaneli; müzisyen, senarist, politikacı, yönetmen ve yazar. Görüldüğü üzere, Livaneli, sanatın bir çok alanına temas eden çok yönlü biri; bittabi böyle birinin her işinde sivrilmesini beklemek haksızlık olur. Elbette ki tenkit edilmemeli demiyoruz, fakat eleştiri oklarını minimuma indirmek hakşinaslık olur.
Yazar hakkında okuduğum eleştiriler, bilhassa dil hususunda, manzaraya kasvetli bir şekil veriyor. Livaneli mümkün olup da yalnız yazın hayatına devam etseydi daha da verimli olur muydu bilinmez ama şu an kitaplarıyla zaten dünyada bir marka halini almış durumda ve üstelik ülkemizi de en iyi biçimde temsil gayretinde. Burayı kısa kesip kitaba geçelim..
Yazar, kitabında, bir kadın (Maya) üzerinden dram-âşk hikayesi anlatmaktadır. Tabii, her Livaneli kitabında olduğu gibi konu, yazarın kontrolünde, dallanıp budaklanmakta ve nihayetinde bütün uçlar bir merkezde toplanmaktadır. Kitapta 2. Dünya Savaşı, Ermeni meselesi, Kırım Türklerinin geçirdiği badireler gibi birçok mevzua değinilimiş, bazıları için ayrı fasıllar açılmış.
Son olarak, Romanya’dan yola çıkan ‘Struma’ gerçeği yıllardan sonra Livaneli’nin kitabında demir atıyor.
Gelgelelim herkesin yazardan şikayetçi olduğu yalından ziyade basit anlatımına:
Ne yalan söyleyeyim bendeniz de “hissiyatı, okuyucuya geçirebilmek biraz da olsa edebî dille mümkün” diyenlerdenim. Fakat incelemenin başında da dediğim gibi bu kadar mahareti Livaneli’den beklemek haksızlık. Kaldı ki, üslup yalın da olsa, sığ da olsa konunun kalitesi sayesinde duyguyu okuyucuya geçirebiliyor. Her neyse, mütefekkirin dediği gibi: “Bir şey bütünüyle elde edilmezse, tamamen de terk edilmez.” diyip niyetimi daha da açık etmiş olayım.
Yeri gelmişken şunu söylemeden edemeyeceğim:
Her başlık için tek tek çalışıp emek harcayan yazarımız, dinî