Ali Cemâl

Ali Cemâl
@alicemali
Şiir Cumhuriyetinde alelade bir memur.
Hiç oralı değil
122 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Gençlerle Başbaşa’nın Bitiminde
Puan vermedi·80 syf.··
2020 19. kitabı
Günümüz gençlerine ve istikbâldeki genç kardeşlerime başucu kitabı diyebileceğim hakikatli bir eser. Şahsı kanaatimdir, yaşınız kaç olursa olsun, az da olsa çerez tabir edilen kitaplardan, başınızı kaldırmak suretiyle feragat edip, ruhunuzu besleyen fikrî kitaplardan istifade etmelisiniz. Gençlerle Başbaşa tam da bu cinsten bir kitap. Başlığı ve şöhreti dolu, fakat içi kof birçok kitaptan, bu kitap daha ehemmiyetli, daha ciddi ve daha hayatîdir. Kulak ardı etmemenizi salık ederim. Hee, unutmadan kitabın sonunda kendime yönelttiğim ilk eleştiri, “Geç azizim, sen bu kafayı rafa koy!” demek oldu. Ben geçer notu alamadım, bakalım sizin kendinize notunuz ne olacak. İyi okumalar.. Selametle.
Edebiyat
Gençlerle BaşbaşaAli Fuad Başgil · Yağmur Yayınları · 202419,2bin okunma
Reklam
Serenad Üzerine..
Puan vermedi·484 syf.··
2020 18. kitabı
Zülfü Livaneli; müzisyen, senarist, politikacı, yönetmen ve yazar. Görüldüğü üzere, Livaneli, sanatın bir çok alanına temas eden çok yönlü biri; bittabi böyle birinin her işinde sivrilmesini beklemek haksızlık olur. Elbette ki tenkit edilmemeli demiyoruz, fakat eleştiri oklarını minimuma indirmek hakşinaslık olur. Yazar hakkında okuduğum eleştiriler, bilhassa dil hususunda, manzaraya kasvetli bir şekil veriyor. Livaneli mümkün olup da yalnız yazın hayatına devam etseydi daha da verimli olur muydu bilinmez ama şu an kitaplarıyla zaten dünyada bir marka halini almış durumda ve üstelik ülkemizi de en iyi biçimde temsil gayretinde. Burayı kısa kesip kitaba geçelim.. Yazar, kitabında, bir kadın (Maya) üzerinden dram-âşk hikayesi anlatmaktadır. Tabii, her Livaneli kitabında olduğu gibi konu, yazarın kontrolünde, dallanıp budaklanmakta ve nihayetinde bütün uçlar bir merkezde toplanmaktadır. Kitapta 2. Dünya Savaşı, Ermeni meselesi, Kırım Türklerinin geçirdiği badireler gibi birçok mevzua değinilimiş, bazıları için ayrı fasıllar açılmış. Son olarak, Romanya’dan yola çıkan ‘Struma’ gerçeği yıllardan sonra Livaneli’nin kitabında demir atıyor. Gelgelelim herkesin yazardan şikayetçi olduğu yalından ziyade basit anlatımına: Ne yalan söyleyeyim bendeniz de “hissiyatı, okuyucuya geçirebilmek biraz da olsa edebî dille mümkün” diyenlerdenim. Fakat incelemenin başında da dediğim gibi bu kadar mahareti Livaneli’den beklemek haksızlık. Kaldı ki, üslup yalın da olsa, sığ da olsa konunun kalitesi sayesinde duyguyu okuyucuya geçirebiliyor. Her neyse, mütefekkirin dediği gibi: “Bir şey bütünüyle elde edilmezse, tamamen de terk edilmez.” diyip niyetimi daha da açık etmiş olayım. Yeri gelmişken şunu söylemeden edemeyeceğim: Her başlık için tek tek çalışıp emek harcayan yazarımız, dinî
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164bin okunma
İnsancıklar Üzerine
Puan vermedi·184 syf.··
2020 17. kitabı
Dostoyevski, kitaplarına serpiştirdiği felsefî analizler ve tahlillerle, sezdirmeden, okuyucusunun ruhiyatında yeni kapılar açıyor. Cazibesinden olsa gerek gayrî ihtiyari kendinizi bu kapıya yönelmiş buluyorsunuz. Bana öyle geliyor ki, Dostoyevski’deki şeytan tüyü tam da bu: Kafa işçisi!.. Ve bu yüzden de nefret kaldırmıyor. Kitaba gelecek olursak. Yazar, kitabında, fakirliğin insan üzerindeki yansımalarını ve dönemin sosyal sınıf farklılıklarını, iki uzak akraba olan Makar Devuşkin ile Varvara Alekseyevna’nın birbirlerine gönderdikleri mektuplar üzerinden ele alıyor. Gogol’un gölgesinde yazılmış ‘İnsancıklar’. Esasen, yazarın ilk kitabı olması hasebiyle rol modellerinin ağzıyla konuşması gayet tabii.. En nihayetinde, baş ne ile doluysa dudaktan o dökülür. Dostoyevski, yazarlığında zıtlıklardan çok defa istifade eder. Bu şekilde aklı iknaya, vicdanı hizaya zorlar.. Bir mütefekkirin dediği gibi: “Her şey zıttıyla bilinir, biri olmadan diğeri lezzetsiz ve zevksiz kalır.”işte, yazarımız da kitabında fakirlik ve zenginlik kavramlarını zihinlerde ayrı ayrı demliyor. Altı çizilecek birçok yer olmasına karşın, beni üzerinde durup tefekküre zorlayan söz şu: “ Mutsuzluk bulaşıcı bir hastalıktır. Mutsuz ile yoksulun birbirinden uzak durması lazım, birbirlerine bulaştırmamak için” Hadi bakalım, dipsiz bir kuyuya inen merdiven... Son olarak şunları söylemeliyim: Kitap sadece yoksulluk edebiyatı yapıyor” eleştirisine katılmıyorum. Okuyunca fark edeceksiniz ki fedakarlık hissiyatımızın en parlak cevheri.. Ben zevkle okudum, umarım siz de beğenirsiniz. İyi okumalar
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,9bin okunma
Eskimeyen eski Kuyucaklı Yusuf
Puan vermedi·222 syf.··
2020 7. kitabı
Şu ara memlekette, ‘bizden’ diyebileceğimiz kitap kıtlığı çekenlere nacizâne tavsiyem: Kuyucaklı Yusuf. Eserin en çok okunanlar listesinden inmeyişinin sihir ve kerameti genç yaşta bu toprakların kimyasını çözen bir yazarının olmasıdır. Edebiyatın hiçbir türüne mesafeli ve tepkili değilim. Yalnız, romantizm akımına ayrı bir sempatim var. Bu kitabada ısınmamın temel sebebi bu olsa gerek. Kitap, esas oğlan Yusuf’un çocukluğundan başlayıp evliliğine kadar başından geçen bir dizi olayları ve devrin sosyal sınıf farklılıklarını konu alıyor. Okumaya başladığınız andan itibaren kitap sizi büyülü atmosferine dahil ediyor. Öyle ki, her an kitabın bir yerlerinde adınızın geçeceği hissine kapılıyorsunuz. Dolayısıyla kitabın sürükleyiciliğine sözümüz olmasa da bölüm geçişleri rutini fena hâlde bozuyor ve erken final kararı almış bir dizi gibi nihayete eriyor. Sözü fazla uzatmadan nihai tahlilde; Eğitimi mekteplerden değil, hayatın hâzin gerçeklerinden alan Yusuf’un hikayesi kalbinize dokunacak ve süngerin suyu emdiği gibi, kitabı bir çırpıda okuyacaksınız.. İyi okumalar!..
Edebiyat
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,7bin okunma
Peyami Safa Şuuru
Puan vermedi·240 syf.··
2020 1. kitabı
Kitap tahlilinden önce Peyami Safa’dan az da olsa bahsetmek isterim. Peyami Safa’nın ömrü maddi zorluklarla geçmiştir. Büyük-küçük demeden her lokmayı çiğneyen kader, küçük yaştaki Safa’yı azı dişleriyle ezse de yutmamıştır. Öyle ki, rahat yüzü gösterip tembelliğine müsaade etmemiştir. Hani “beni öldürmeyen acı, güçlendirir” diyen filozof, bana kalırsa Safa’nın hesabına söylemiştir bu sözü... Sözde Kızlar’da görüyoruz ki, 24 yaşındaki Sefa’nın (kitabı bu yaşta yazmış) yaşadığı maddi zorluklar onun şuur gelişimine menfi yönde etki edememiş. Genç yaşına rağmen akranlarının zaaflarını görmüş ve bir neslin sefil ve sefih gidişatına dur deme ihtiyacı hissetmiştir. Üstadın kitapta kullandığı dil yine maharetli olsa da biraz sert. Terbiye adına bazen bu dilin icabetttiğini düşünmüşümdür. Sanırım yazarımızda, o günler de, benimle aynı fikirdeymiş... Peyami Safa’yı ilk okuyanlar bu kitabı baz alıp yazar hakkında kısır fikirler yürütebilirler. Halbuki onun ufuk açıcı, vicdanlara dokunan, halisâne kaleme alınmış daha çok kitabı var, bence onlara da göz atmalılar. ‘Tatmayan bilmez’.. Son olarak, kitabın başındaki ilk tasvirler safi zihinleri bulandıracak cinsten, bu yüzden hassasiyet gösterenlerin bunu bilmesi elzem. Haddim olmayarak “Kendi adıma puanlama” yapacak olursam şöyle diyebilirim: Konu: 10 üzerinden 8 Olay Örgüsü: 10 üzerinden 7 Dil: 10 üzerinden 7
Edebiyat
Sözde KızlarPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202111,3bin okunma