«Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim
acıyor, anlıyor musun? Bütün hayatımca bu cam kırıklarını beyin zarımın. üzerinde taşımak
ve onları oynatmadan son derece hesaplı düşünmek zorundayım. Bir filimde görüştüm
doktor: Senin gibi gene bir doktor olan ve sözüm meclisten dışarı,, delice planlar kuran
Frankeştayn adlı biri, büyük bir bilim adamını öldürerek, beynini çalıyordu. Ona karşı
koymak isteyen iyi niyetli bir genç adam da Frankeştayn'la mücadele ederken, içinde
beynin bulunduğu kavanoz kırılıyor ve cam kırıkları bu üstün beyne batıyordu. Biliyorsun
filimlerde böyle iyi niyetli genç adamlar olmasa her şeyin sonu çok kötü biter; üstelik bu
işin sonu, iyi niyetli adama rağmen çok kötü bitti: Cam kırıkları hiçbir zaman beynin
üzerinden tam manasıyla temizlenemedi; çünkü, beyin zarının zedelenmesinden korkuldu.
Bence bu tehlike gözo alınmalıydı; fakat o zaman bu, başka bir hikâye olurdu ve biliyorsun
ki doktor, ben bütün hikâyelerin başka türlü olmasını isterim aslında. İşte doktor,
yukarıda sözü geçen beyindir kafamın içindeki.
Sevdiğimi söylemez isem sevmek derdi beni boğar demiş Yunus. Seni seviyorum. Ta develer tellal değil iken. Hatta sanki bu dünyaya gelirken Allah'a bu aşk için söz vermişim gibi. Kalu beladan beri. Ve sana hep geç kalmaktan korkuyorum….