Söz uçmaz... Söylenen her söz kainatta bir yerlere yazılır ve yaşarken bize geri döner bir şekilde, yaşam enerjimize katkıda bulunur olumlu sözler. Söylediğimiz olumsuz sözler ise yaşam enerjimizi yok eder geri dönerek. Onun için kötü söz söylememek gerekir, iyi sözler sarf etmek gerekir. Bunu anlatmam zor ama deneyeyim; söz illaki geri dönmez, bazen güneş ışığı olur ve tohumu canlandırır. Kâinat bir bütündür. Bütün dinlerin ortak noktası budur. Bütün dinler ortak noktayı göstermek ve bulmak iddiasını taşırlar. Din bir ihtiyaç, Tanrı bir mecburiyettir. Tanrı’sız olmaz. Düşündüğünde bulursun, hepimiz Tanrı yolcusuyuz aslında. Öyleyse neden bu ayrılık-gayrılık? Sözün farklı anlamlar kazanmasından. Ak ve kara aydındır çoğu kere, birliğe giden yolda, insanlar ayırır onları. Söze dayanarak ayırırlar. Sözü sesle anlatır söyleriz, sestir bize dönüp gelen. Sesi bir enerjiyle söyleriz, o enerji bize ait olandır. Sesine sahip çıkacaksın ve sesin güçlü olacak.
Eskiler derler ki dört unsurdur dünyayı ayakta tutan; Toprak, ateş, hava ve su. Buna iki unsuru daha eklemek gerekir; ses ve ışık. Ateşteki ışık değildir, ‘nar’dır. Işık, başka bir şey. Işık sesli bilgeleri anlatacağım sana zamanı gelince. Onlarda hem ses, hem ışık olduğu için dört unsur dediler. Artık yok o bilgeler. Onun için dört unsuru altı yapmak istedim. Ses ve ışık üzerinde düşün; ikisi de enerjidir, insan enerjisidir, ses ve ışık insancadır. İnsan insana sesle ulaşır, sesle uzaklaşır. Doğadaki ilk yürüyüşümüz de sesle başladı, ne zaman ki sesi simgelere döktük o zaman doğadaki yürüyüşümüz bitmeye başladı. Doğayı simgelerde biriktirdik, yazı dedik adına ve bilgi oluşmaya başladı. Bilgi oluştukça bilgisizlik arttı. Uzun bir serencamdır bu, vakit buldukça konuşuruz…’