Buna göre ihlas ve samimiyet, dinin özü, dindarlığın hüla-sasıdır. İhlas ve samimiyet, inancın, kulluğun ve itaatin sadece ve sadece ålemlerin Rabbi olan Allah'a özgü kılınmasıdır. İhlas ve samimiyet, bütün ibadetlerin, her türlü riya, gösteriş ve çıkar kaygılarından arındırılıp sadece Allah rızası için yapılmasıdır.
Cemile elimi alıp okşadı. ''Hayatında bu hatayı sakın yapma küçüğüm. Dünyanın en akıllı, en eğlenceli, en muhteşem, en güzel kadını olsan bile asla kocanın her şeyi olamazsın. Allah onları böyle yaratmış, hepsi böyle. Böyle olmayanlar da hiçbir işe yaramaz.
Evlatlarım dedi Hüdayi. Fitne bir ateştir ki hem o ateşi salonu yakar hem de ateşinde değdiğini. İnsan Allah'a imanın var diye kendine bir an bile olsa güvenmesin. Zira içinde imanı vardır sahi lakin nefsi de vardır. Kendine kendi nefsine güvenmek Müslümanlık alameti değildir. Müslüman olan kişi kendine değil de Allah'a güvenir. Fitne denen Ateş imanı olandan da gelir ve imanı olana da gelir. Bulaştığı vakit bir illet gibi sarar insanı. O vakit ondan uzak olmak gerekir.
Ufku yalayıp geçen ışık salkımının uyandırdığı masum vicdanlar durmadan tövbe kelimeleri tekrarlıyorlardı. En yakınlarına karşı işledikleri gizli suçlarını itiraf edip birbirlerinden helallik dileyenler de az değildi. Bir kuyruklu yıldızı ölüm kapıya gelmiş gibi yorumlayan cehalet, iç dünyasında Allah'la, kendisiyle, insanlarla barışık olmayanların galeyanlarını kamçılamıştı anlaşılan.