Bu sefer olmadı..
İlk üç kitabını sevsem de bu kitap beni içine çekemedi. Cam Şato serisinin okuyanların yorumlarını incelediğimde dördüncü kitabın en iyisi olduğu bütün olayların burada başladığı söyleniyordu. Çoğu okurda en çok bu kitabı beğenmişti. Ama bende aksi bir durum oldu. Bu kitapta buram buram sıkıldım. 3 aydır elimde süründü, okuma isteğimi azalttı. Reading Slump'a girdim. İnanın hiç sevemedim. 5 puan verdim onu da neden verdim bilmiyorum daha düşük veresim vardı ama elimde gitmedi. Bu seriye burada ara vereceğim olurda bir gün Chaol, Dorian ve Manon'u okumayı özlersem, seriyi bitirmeye çalışırım. Şimdilik bu seriyi rafa kaldırıyorum.
SPOİLERLI İNCELEME
Bu kitapta beni en çok düşüren şey olayların bir türlü olamaması. Çok büyük bir konu var Celeane artık Kraliçe olduğunu kabul ediyor. Artık Aelin'im diyor ee hadi bir şeyler yapalım. Ama yok yapmıyoruz. Sürekli ne kadar büyük olaylar olacağıyla ilgili konuşuyoruz. Sözde(!) planlar yapıyoruz sonra yatıp uyuyoruz, Rowan'ı arzuluyoruz. Arobynn'i şişirdiler şişirdiler ne kötülükler bekledim ondan, onun ne kadar kötü olduğunu okuduk okuduk adam tam kötülük yapacaktı öldü. Tamam ölsünde daha sansasyonel mi olsaydı? Bu kadar basit ölüm yakışmadı. Kralımız var gaddar, güçlü, merhametten yoksun. Kıtalara hakimiyetini kurmuş, büyüyü yok etmiş, cadıları dize getirmiş askeri yapmış, Valgleri uyandırmış ordu kurmuş. Kölelerden oluşan ordusu, yok ettiği krallıklar var. Bu kadar güçlü bir kral böyle mi ölüyor cidden? Kitapta olaylar abartılıyor, savaş olacak aman Allah'ım Aelin kıyameti koparacak e sonra köprü yıktım da kralı öldürdüm. Olmadı ya bana geçmedi. Üçüncü kitapta Sorcha'nın ölüşü vardı, okuyanlar bilir. Sonradankitaba giren bir karakterdi ve o aynı kitapta da öldü zaten ama inanın onun ölümü bile beni daha
Kitap hakkında boğazım düğüm düğüm ve zaten zorlanarak bir şeyler yazmaya uğraşırken, bu kitabı okuyup inceleme yapmış bir okurun yazdıklarına denkgeldim ve şuan darmadağınım.
Sevgili okur tıpkı kitaptaki gibi bir hastalık sürecinde ve ameliyat aşamasında olduğunu yazmış ve bunları yazmasının üzerinden dört sene geçmiş... Umarım hastalığı atlatmıştır, iyidir, ve umarım dört yıldır buralarda olmamasının tek sebebi 1k' yı bırakmış olmasıdır...
Kitaptan kısaca bahsedecek olursam çok başarılı bir beyin cerrahının bir gün o amansız hastalığa yakalanması ve sayılı günleri kaldığını tahmin ettiği için yaşadığı süreci kitaba dönüştürmesini konu alıyor. Hastalığın zorluklarından bahsedildiği satırlarda sık sık nefesimin daraldığını hissettim. Yaşam mücedelesi vermenin tahmin edemeyeceğim kadar zor olduğunu anladım. Okurken, doktorluğun ne kadar zor ve kutsal bir meslek olduğunu da hatırlatıyor, doktor hatasıyla bir insanın hayatının nasıl mahvolabileceğini de... Hastayı, hasta yakınını, doktoru kendi bakış açılarıyla görmemi sağlayan ve empati kurduran bir kitaptı. Her bir satırın gerçek hayatta yaşanmış olduğunu bilmek beni oldukça etkiledi. Allah'ım dedim sen hasta etme, sen hastalıkla imtihan etme... Amin.
Allah'im ben ne okuyorum bu gözler neler okuyor?? dedirten bir eserdi. Donemin insanları gercekten öyle miydi? İnsanın inançlarını yerle bir eden heva ve heveslerle dolu yaşamlar. Bir de gereksiz uzun. Yazarin en sonunda canı sıkılmış ve bitirmis kitabı. Şu an popüler. Arkadaşımla eş zamanlı okuduk. Kâh güldük kâh eleştirdik. Boşa giden zaman. Kitabın tek iyi yanı hızlı okunması.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,2bin okunma
Bazı insanlar fırtınadan kaçmaz, bazılarıysa fırtınanın ta kendisidir..."
Merhabalar canlarım
Ben geldim ve bugün sizlere uzun zamandır videolarını görüp aşırı merak ettiğim, "Türkler dark romance yazamaz." diyenleri şaşkına çevirecek o kitapla geldim!
Ceylin Petrikor'dan Bir Nergis Tufanı 1: Nefret ile sizlerleyim.
Nergis Tanyeli, anne ve babasını bir trafik kazasında kaybetmiş genç bir kadın. Hayatta ona kalan tek ailesi ise lösemiyle savaşan küçük kardeşi Sena... Sena'nın durumu her geçen gün ağırlaşırken, tedavi için gereken para da giderek daha büyük bir sorun hâline geliyor.
Nergis ise kardeşini kurtarabilmek için iki arkadaşıyla birlikte oldukça tehlikeli bir yola başvuruyor. Evli erkekleri kandırıp dolandırarak para toplamaya çalışıyorlar. Ancak bu yöntem hem uzun sürüyor hem de Sena'nın bekleyecek zamanı yok. Tam da bu sırada arkadaşlarından birinin ortaya attığı "Tefeciden borç alalım." fikriyle hayatları tamamen değişiyor. Çünkü bazen bir insanın hayatını altüst etmesi için tek bir cümle yeterlidir...
Karşımıza çıkan isim ise Tufan Ali Uluhan...
Muğla'nın ünlü gece kulüplerinden birinin sahibi olan Tufan, aynı zamanda Türkiye'deki tefecilerin başında bulunan, karanlık, ürkütücü ve son derece tehlikeli bir adam. Takıntıları, saplantıları, kendi kuralları ve şeytani zekâsıyla gerçekten unutulmaz bir karakter.
Nergis, Tufan'ın karşısına çıkıp borç istediğinde aslında ikisinin de hayatı geri dönülmez şekilde değişiyor. Çünkü Nergis, Tufan'ın yıllardır nefret ettiği düşmanının ölen eşine tıpatıp benzemektedir. İşte o anda Tufan için yeni bir oyun başlıyor...
Tufan parayı veriyor ama yalnızca bir haftalık süre tanıyor. Elbette Nergis'in bu parayı ödeyemeyeceğini biliyor. Çünkü onun amacı para değil...
Ve işte tam burada konuyu
"Allah'ım bize 'İnşallah olur.' diye dua edip hayalini kurduğumuz şeylerin 'Çok şükür oldu.' sevincini yaşat."
Herkese merhaba bugün kalemini çok sevdiğim Mecit hocanın yeni kitabı duayı keşfetmek ile geldim sizlere. Ben değerli hocamı okurken manevi bir doyum hissediyorum. İnsanın bazı kitaplarla ruhu da huzur doluyor. İşte bu güzel kitap da öyle oldu benim için.
Kitabımız Bir dervişin teselli koleksiyonu serisinin son kitabı ve detaylı bir şekilde duayı ele alıyor. 15 bölümden oluşurken insana her anında duayla teselli buldururken , ruhu maneviyata da doyuruyor aynı zamanda.
Kitap birçok içerikle desteklenirken insanın ibadet biçimi olan dua ayrıntılanmış. Tasavvuf felsefesi Allah'a olan teslimiyeti, insanın her anında Allah'a dönüşü ve doğru dua nasıl olmalı sorusunun cevaplarıyla içeriği oldukça zengin bir kitap olmuş. Hala tanışmadıysanız bu güzel seriye mutlaka bir şans vermenizi tavsiye ederim
Sürekli tasvir sürekli betimleme aşırı lirik.. kitabın son 10 sayfasına kadar göz gezdirerek okudum çünkü alakalı alakasız uzun uzun tasvirler, geçmişe dönüşler gerekli gereksiz analizler.. Allah'ım hiç bitmeyecek sandım bi ara. Yazarın dikkat dağınıklığı olduğuna emin oldum, konudan konuya atlamasının başka hiçbir açıklaması olamaz. 300 küsür sayfayı 70 sayfaya indirip yine de tüm olayı, hikayeyi anlatabilir hatta 70 sayfaya rağmen yine betimlemeler, geçmiş hikayelerle süsleyebilirdi. Daisy'nin yeğeninin yaptığı o kadar açıktı ki ama ters köşe olduğunu bildiğim için farklı biridir heralde diye 330 sayfaya katlandım. Daisy'nin ölü olduğu da çok çok açıktı bunun gibi binlerce film var bir kaçını izlemişseniz kitabın ilk 100 sayfasında bunu anlardınız. Kimseyle birebir iletişim kurmuyor neredeyse ve herkes onu görmezden gelip söylediklerini duymuyormuş gibi davranıyor . Ninenin ölmediğini de düşündüm fakat Rose'un nabız bulamaması ve gerçekten gri görünmesi vs beni biraz şaşırttı.
Daisy DarkerAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20241,362 okunma