Sezarın hakkı Sezara !
Mecburiyetin tam olarak nasıl bir his olduğunu doyasıya yaşatıyor okuyucuya. İdeolojisini dayatan bir devlet karşı koymakta güçlük çeken Ferdinand. Kitaplığımda olan okumadığım bir kitaptı . Öneriye göre aldığım bir kitap olduğunu düşünüyorum . Çok beğendim ben Almanca'dan Itır Ilgaz'ın çevirisiyle okudum. Sadece Stefan Zweig ' ın yahudi olduğunu bilmiyordum okuduğum ilk kitabı değildir çok kaliteli bir yazar lakin şuan yapılan soykırımdan ötürü bir Yahudi menşeli kitap okumak vicdanen rahatsız etti. Diyeceklerim bu kadar.
Rilke ile seneler önce Zarifoğlu okurken tanışmıştım. İlk okuduğum kitabı Malte Laurids Brigge’nin Notları’ydı, bazı sayfalarını hayretle ve severek okuduğumu hatırlıyorum.
Bu uzun aradan sonra on ağıttan oluşan bu şiir kitabını severek okuyacağımı düşünüyordum ancak ne yazık ki kitap çeviriye kurban gitmiş. Şiirler, çeviriyle birlikte yan yana gelmiş kelime yığına dönmüş maalesef. İyi tarafı ise, her ne kadar ben faydalanamasamda, az-çok Almanca bilenler için her sayfanın yanında şiirin orijinaline yer verilmesi olmuş.
Duino AğıtlarıRainer Maria Rilke · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20153,272 okunma
Aynı sınıfta yer alan ve bulundukları ortamdan dışlanan iki liseli çocuğun, bir yaz tatilinde eski bir çalıntı Lada ile yaptıkları yolculukta başlarından geçen olaylar ve nasıl arkadaş oldukları anlatılıyor. Dili bakımından çok sade olması yönüyle Almanca öğrenimi sırasında belli bir seviyeye gelmiş kişilerin okuyabileceği bir kitap. Ben şahsen keyif aldım.
Ayrıca, Türkçeye "Elveda Berlin" olarak çevrilmiş bir sinema filmi de var. Öte yandan filmde, kitapta yer alan bazı olaylara yer verilmemiş. Özellikle de Almanca öğrenen okurlara tavsiye ederim.
BİR SABAHATTİN ALİ ROMANI YEŞİL MÜREKKEP
Başına gelecekleri bilse katiyen çıkmazdı o yolculuğa Sabahattin Ali. Kitap bu cümleyle başlıyor. Ne büyük şeyler kaybettik dedirtiyor insana. Sabahattin Ali okumayı severim. @osmanbalcıgil Yeşil Mürekkep romanıyla bize Sabattin Ali’nin hayatını roman şeklinde anlatmıştır. Bunu anlatırken bunu söylemek bana düşmese de kendisinin her şeyi ne kadar araştırdığını ve bize Sabahattin Ali’nin hayatı dışında onun yaşadığı dönemle ilgili ne kadar güzel bilgiler verdiğini de görmek mümkün. 1. Dünya savaşı sonrasında yaşanan siyasi süreci aydınların bu konuda verdikleri mücadeleleri arka planda o kadar güzel anlatmış ki. Sadece bununla da kalmayarak Nazım Hikmet Aziz Nesin Nihal Atsız Hasan Ali Yücel gibi birçok önemli isimden de bahsetmiştir. Çok severek ve bir çırpıda okuduğum bir kitap oldu.
Gelelim Canım Sabahattin Ali’nin acıklı ve zorlu yaşamına kitabımız MEB’in açtığı bir sınavı kazanarak Almayaya giden Sabahattin Ali ile başlıyor. Derslerinde çok başarı olan yazarımız orda karıştığı bir olayla eğitimini bitiremeden maalesef memleketine dönmek zorunda kalıyor. Memleketinde Almanca Öğretmeni oluyor. Sabahattin Ali’nin Yeşil Mürekkepli kalemiyle yazma süreci ve yaşadığı zorluklar böylelikle başlamış olur. Öğretmenlikten atılır. Yolda taşlanır defalarca cezaevine girer işkence görür fakat yazmaktan asla vazgeçmez. Yani yazılan bu eserler bizlere hiç kolay ulaşmamış. Cezaevinden çıktıktan sonra ailesini geçindirmek için nakliyecilik bile yapmıştır. En son Aziz Nesin ile çıkardığı dergilerinden kaynaklı olarak Komünist damgası yer ve mahkumiyet kararı çıkar bu yüzden ülkeyi terk etmek zorunda kalır. Kırıkkale üzerinden Bulgaristan’a kaçarken bir komploya kurban giderek öldürülür. Yazdığı Ankara romanı yarım kalır. Hala mezarı
Yeşil MürekkepOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20266,6bin okunma
Mehmed Niyazi / Yemen Ah Yemen!...
Mehmed Niyazi Özdemir (1942-2018) ilk ve orta okulu Akyazı'da okudu. Liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde bitirdi. Ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi ve 1967'de mezun oldu. O zamanlar Hukuk Fakültesinde takıntısız olarak üçüncü sınıfa geçenler, dekanlığa müracaat edip izin alarak, edebiyat fakültesinin herhangi bir bölümüne de devam edebiliyorlardı. Bu imkândan faydalanarak edebiyat fakültesinin felsefe bölümünden de diploma aldı. Mezuniyetini takiben devlet felsefesi sahasında doktora yapmak için Almanya'ya gitti. Brilon'daki Goethe Enstitüsü'nde Almanca öğrendi. Marburg Üniversitesi'ne intisap ederek burada Prof. Dr. Ditrich Pirson'un yanında "Türk devletlerinde temel hürriyetler" başlıklı doktora çalışmasına başladı. Uzun yıllar Almanya'da yaşadı. 1988 yılında Türkiye'ye döndü. Tercüman ve Zaman gazetelerinde yazdı. 10 Nisan 2016 tarihinden itibaren her pazar Yeni Şafak gazetesinde köşe yazısı yazmaya başladı. Ayrıca; Genç Akademi, Nizâm-ı Âlem, Türk Yurdu, Ufuk Çizgisi gibi dergilerde makalelerini de zaman zaman batı dergilerinde yayınlandı.
Mehmed Niyazi Özdemir, tezli romanlarıyla tanınan bir yazar ve düşünürdür. Eserlerinde, toplumsal ve sosyal konuları işlemeyi şiâr edinmişti. Felsefî eserlerinde ise Türkiye'nin sosyal yapısı üzerine görüşlerini açıkladı.
Mehmed Niyazi Özdemir, 11. Mayıs 2018 tarihinde İstanbul'da Acıbadem Koşuyolu Hastanesi'nde vefât etti. Cenazesi ertesi gün Marmara İlahiyat Fakültesi Camii'nde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazından sonra Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Yemen, Arap yarımadasının en güneyinde bulunur. Kızıldeniz ve Hint Okyanusu ile yarımadanının tabanını oluşturur. Osmanlı Devleti, Mısır'daki Memlüklü devletini ortadan kaldırınca, Arap yarımadasının
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı ve genel kültürüne hayran kaldım diyebilirim ancak adeta bir Netflix dayatması gibi ana karakterin sonradan lezbiyen olmasına bence gerek yoktu. Çok spesifik konular üzerinde derin bilgisi olan bir kadın. Yaptığı aforizmalar, kıssadan hisseler de oldukça hoşuma gitti. Eserlerin anlatımı olabildiğince yoğundu. Sultan Abdülaziz'in bilekleri kesilmiş halde ölü bulunup intihar süsü verildiğinin düşünüldüğünü burada öğrendim. Kolera'nın Ganj nehrinde ortaya çıkıp dünyaya yayıldığını da yine burada öğrendim (Siktiğimin boklu Hintlileri) Yazar, Arthur Smith'i gerçekte yaşayıp ona çok benzeyen George Smith'ten esinlenerek yaratmıştır.
Eser eski bir zamanda Mezopotamyanın en önemli ve zengin şehirlerinden Ninovada başlar. Buranın kralı Assur-bani-pal'dir. Daha önce şehrinin istila seliyle yağmalanıp yok olacağı, taşlarının bile sökülüp götürüleceği kehanet edilmiştir. Kral babasının en küçük oğludur ve tahta çıkması imkansız olarak düşünüldüğünden ağabeylerine savaş, savunma vs. öğretilirken kendine bölüm, edebiyat, felsefe öğretilir ve babasının kendisini seçmesiyle krallığın gelmiş geçmiş en eğitimli kralı olur. Huzuruna eski lalası olan birisi ajanlık yaptığı gerekçesiyle çıkarılır. Adam işkence görmüştür, ajanlık yapmaktadır çünkü Assurbanipal düşman ülkeleri susuzlukla terbiye etmiştir. Assurbanipal kültürlü olmasına rağmen gaddar da bir adamdır ve onu yaktırır.
Buradan Thames Nehri civarı Londra'ya atlanır. Nehir her şeyin atıldığı, kötü kokan ve pis bir nehirdir. Tosher isimli bir grup insan nehre düşmüş kıymetli nesneleri avlayarak hayatını idame ettirmektedir. İçlerinde Arabella isimli hamile bir kadın vardır. Sancısı tutar ve oğlu olur. Kadın bu çocuğu büyütemeyeceğini, söyler. Kendini bile zor doyurmaktadır. Kocası alkolik, sorumsuz