Alim Gören

Puan vermedi·125 syf.··
2020 32. kitabı
Kitap “Türkiye’den dört bin kilometre uzaklıkta ata mekan Doğu Türkistan topraklarında 1864-1877 döneminde hüküm süren Kaşgar Hanlığı”nı, bu hanlığın kurucusu Yakup Bey’i anlatıyor. Doğu Türkistan, gözden de gönülden de ırak anayurt, bizim öz yurdumuz. Hunlar’ın, Göktürkler’in, Uygurlar’ın, Karahanlılar’ın hüküm sürdüğü topraklar. 1757’de Çin işgaline uğramış. Yüzyıldan fazla işgal altında kalmış. Yakup Bey 1864’de nihayet bağımsızlık meşalesini yakmış. Yokluk, yoksulluk içinde ordusuyla, ekonomik yapısıyla, polis teşkilatıyla bir devlet kurmuş. Yıkık şehirleri yeniden inşa etmiş. Ticareti canlandırmış. Eğitim işlerini yoluna koymaya çalışmış... Bütün bunları yaparken Rusya ile, İlgiltere ile iyi siyasi ilişkiler kurmaya çalışmış. Çin’in en büyük tehlike olduğunu hiç hatrından çıkarmamış. Etrafı azılı düşmanlarla çevrili o güzel vatan hep Türk’ün olsun, hep Türk’ün kalsın diye Osmanlı Devleti’ne bağlılığını bildirip Osmanlı’nın desteğini almış. Yüzyıldan fazla Çin işgalinde yaşayan, Yakup Bey ile birlikte özlediği bağımsızlığa kavuşan Doğu Türkistan; Yakup Bey’in şüpheli ölümü, oğullarının düşman yerine birbirleriyle mücadeleleri, Çin’in ipek kumaşına, tatlı diline aldananların kalleşlikleri, Osmanlı’nın tarihinin en kötü zamanlarını yaşıyor oluşu gibi sebeplerle 1877’de -yani 13 yıllık bir rüyadan sonra- tekrar Çin işgaline girmiş. Ve o topraklarda işgal de işgalcilerin zulümleri de -yıl 2020 olduğu halde- bir türlü bitmemiş. Bu bilgileri, aslında çok çok fazlasını Gümüşhaneli Tarihçi/Yazar Serhat Doğan’ın yazdığı bu kitapta bulabilirsiniz. Ve bu eser Yakup Bey ve Kaşgar Hanlığı ile ilgili ilk ve tek kitap olma özelliği de taşıyor. “Gözyaşlarımız devlet olur mu bilinmez ama akıttığımız kan bir devlet kurmaya yetecek kadar fazlaydı.(Habib Hoca) Gözyaşının ve
Tarih
Yakub Bey ve Kaşgar HanlığıSerhat Doğan · Ötüken Neşriyat · 202019 okunma
Reklam

Alim Gören

, bir kitap okudu
Puan vermedi·125 syf.··
2020 32. kitabı
Serhat Doğan
8.5/10 · 19 okunma
Puan vermedi·331 syf.··
2020 31. kitabı
KÖRLÜK “Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük, Gören körler mi, Gördüğü halde görmeyen körler.” Bu cümlelerle biten distopik bir roman körlük. (Distopya: Olumsuz bir geleceği, kötü bir hayatı ifade etmek için kullanılan bir kelime.) Bu cümlelerin savunduğu fikri hikayeleştirmiş 330 sayfada. Görmezseniz, gördüğünüz haksızlıklara, çirkinliklere, olumsuzluklara ses çıkarmazsanız dünyamız tarif ettiğim hale dönüşür demek istemiş. İlginç bir kurgu üzerine oturtmuş romanını J. Saramago. Tüm gözleri bir anda görmez kılıp odaklandığı birkaç kahramanın yaşadıkları üzerinden tarif ettiği dünyayı bize yaşatmaya çalışmış. Bunu yaparken zaten normal şartlarda da iğrençleşebilen “insan”ın -tüm insanlar kör olduktan sonra- ne kadar zalimleşebileceğini, ne kadar çirkinleşebileceğini çok gerçekçi biçimde anlatmış. O kadar gerçekçi ki romana ara verdiğinizde sularınızın aktığına, lambalarınızın yandığına, buzdolabınızdaki yiyeceklerin varlığına, sevdiklerinizin yanınızda oluşuna ve gözlerinizin görmesine her seferinde şükrediyorsunuz. Konusu itibariyle çok farklı olan romanın başka farklı yanları da var: Romanda ülke adı yok, şehir adı, mahalle adı, kahraman adı yok. Paragraf sonlarında kullanılan noktaları saymazsak virgül dışında noktalama işareti de yok. Okuyucuyu yormayan, son derece sürükleyici bir roman. Bazı kısımlardaki artı 18’lik ifadeler olmasa herkes bu kitabı okumalı, derdim.
Edebiyat
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,1bin okunma