uçuşan bir kağıt parçası

10/10
·80 syf.··
2023 43. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2023 23:28
Sadrımdan taşıp rûhuma nüfuz eden incecik sızıma dokunup dokunup durdum 79 sayfa boyunca. Claire Keegan zaten cevabını vermekte çok güçlük çektiğim soruyu nefis biçimde irdeletti: "Yuva nedir? Doğduğun yer her zaman senin sığınağın mıdır?" Yere oturup ayaklarıma kapanacak "gidecek hiçbir yerim bile yok," diyerek zırladığım günlerim film şeridi gibi aktı. Yaş aldıkça daha da hassaslaştığımın farkındayım, Yusufsuz kaldığım kuyuda içime akıttığım sular, fırsatını bulduğu anda bana ihanet edip sızmaya başlıyor. Ah, yara bere alınarak büyüyen çocukların gözündeki o nemin gittiğini hiçbir zaman göremezsiniz! Claire de onurlu bir duruşla eserde de göstermedi zaten. Alt metinleri çok güçlü, esasında her birine temas etmek isterdim: yoksulluk, kırsal kesimin adap sorunları, aşağılık kapitalizmin, sevgiden evvel parayı benimsetmesi; her daim hayatımızda olan patavatsız insanlar, bağrımıza düşen közü vicdanımızdan dolayı her zaman ortadan kaldıramamamız... "Oscar Wilde" ile İrlanda edebiyatını tanımıştım "Keegan" ile yakın kadrajıma alıyorum, çoğu incelemelerde; "incecik kitap, duyguyu hissedemedim," tarzında yazılar okudum, konu herkese göre değil zaten küflü yarası olanlar için sayfanın bir önemi yoktu. Hatta kitabı beğenmeyenlerin kendi açımdan şanslı kulvarda olduğunu söylemekten çekinmeyeceğim. Yaram var yaram var diye bağırmadı tüy gibi dokunup gitti yazar. Bekarken de evliyken de ailenin okuyup üzerine bol bol tartışması lazım. Hiçbir evde çocuklar yalnızlığından dünyaya bakmasın istiyorum. Dünyayla araya girilen o buzlu cam, kuvvetlice parçalansın istiyorum. Bir sıcak kucağın yapamayacağı hiçbir şey yoktur demek istiyorum. Evlat her ailenin olması gereken şeyi değildir, Allah'ın bir nimetidir kıymetini bilirsen. Ayazın cirit attığı fakirhanede çocuklar huzurla ahbap
Aile - Evlilik
Emanet ÇocukClaire Keegan · Jaguar Kitap · 20258,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·184 syf.··
2023 20. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2023 00:08
Ben, bilgiyi doğrudan verip kafamızı hiç yormayan kitaplardan ziyade; kafa karışıklığını masaya yatırıp, içimizden "masa da masaymış ha," dedirtip mevzuya adım adım ama temkinlice yaklaştırıp zihnin tozunu alan karizmatik kitapları seviyorum. Prof. Dr. Hüseyin Çelik 'n kalemi bana ön sözü okuttu. (kolay kolay ön sözü okumam, darlıyor.) Bize aslında problemi, insanların kafasının karışan yerleri söyledikten sonra büyük resmi görüp küçük nüansları da kaçırmamamız gerektiğini salık veriyor. Tabiri caizse hastalıklı bedene ilaç vermek yerine evvela hastalığın müsebbibini bulduruyor sonra reçeteye geçiyor. Bizleri dinden koparmak için önce hadislerin yıllar sonra kaleme alındığından mütevellit yalan ve yanlış olabilir nifakının orta atılıp, hadisi saf dışı bıraktığımızı, beraberinde tarihselcilik probleminin yani Kur'an'ın o zamanki yere ait olup hükümlerin o döneme has olup bugün ki muhkemliğinin yitirilmeye çalışıp Kur'an'dan da ırak düşürmeye çalışıldığından bahsediyor, Hindistan'da İngilizler tarafından. Üniversitelerde bu oryantalistlerin de ders verdiğini söylüyor. Gelelim asıl konuya, yazar kimseye sövüp birini ölümüne savunmamış aksine İsa Nebi'nin refisine (yükselmesine) inanıp inanmayanların delillerini yazmış onları karşılaştırıp bize değerlendirme imkanı sunmuş nihayetinde de kendi görüşünü beyan etmiş. Mesih ne demek, mehdi ne demek, bu fikirleri ilk kim hangi ülkede oraya attı bize ve akademik alana nasıl yapıştı onları izah ediyor. Sıkıcı ve absürt cümleler kullanıp dilini ağırlaştırmamış. Toplumun her kesimi okuyabilir diye düşünüyorum. Bu tarz kitapları okuyup bilgi edinmek önemli. Şunu sorun kendinize: Niçin devamlı İsa (as) 'yı hologram ile indirmeye çalışıyorlar? Dünyanın genelinde ihtiras hüküm sürüp neden şu sefil yere sahip olma arzusuna hep Peygamberleri
Hz. İsa
Hz. İsa İnecek Mi?Prof. Dr. Hüseyin Çelik · Rağbet Yayınları · 20213 okunma
Yüzleşme!
10/10
·180 syf.··
2023 8. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2023 17:49
Düştüğümde, ruhum sancıyıp insanlara ve kendime hissizleştiğimde "Muhammed Emin" okuyup sadrımı sağaltıyorum. Bu adamın bende garip bir tesiri var: huzura kavuşturuyor lisanıyla. Okurken dertleşiyorum, devamlı savaştığım diğer benle yüzleşiyorum. Esasında ben, evliliğe karşı hayli soğuduğum ve temkinli yaklaştığım dönemlerdeyim. Kimseye fırsat vermiyorum ve herkesi kesinkes reddediyorum lâkin bunu yaparken bir yandan da vicdan azabı çekiyorum çünkü kötü örnekleri görüp evlilikten soğudum diye herkesi aynı kefeye koymak bana acımasız ve adice geliyor. Satırlarda kayboldum, ara vererek okudum, dalıp dalıp gittim, kendimi düşündüm bolca. İzm'le biten ideolojiyi (feminizm) savunduğumdan değil ama beylere daha doğrusu evliliklere haksızlık yaptığımın idrakında oldum. Evlilik, yalnızca tenlerin ve ruhların buluşması değil. "Allah, evlerimizi bizim için huzur ve sükunet yeri yaptı!" buyuruyor Rabbimiz Nahl Suresi 80.ayette. Hayatın mânâsını ararken yanına yoldaş edindiğin, düştüğünde elinden tuttuğun, gamzesine ortak olduğun uzun bir yolculuk lâkin bu yolculukta hep otobanda ya da E5'te gitmiyorsun, bazen çölde yanıyorsun bazen çamura batıyorsun bazen dağ tepede virajı alamıyorsun lastik patlıyor bazen de lavanta tarlasından geçip râyihasını soluyup o enfes görüntüsüne ortak oluyorsun. Çok severim Şebnem Ferah'ın Sil Baştan şarkısında şöyle bir güftesi var ya: "Gücün var mı sevgilim, derin sularda inci tanesi aramaya?" tam olarak böyle bir şey işte. Evliliğin ibadet olması hep kulağımıza âşina dilimize pelesenk olan cümle lâkin ben kavrayamamıştım tam maksadını. Allah, Es-Samed ama ben değilim! Ben, acziyeti olan mahlûkatım. Tek olamam çünkü tek ve bir olmak O'na mahsus. Ben, çift ve iki olabilirim ancak. Kur'an ve Sünnet bunu emrediyorsa bu farzdır ve yapılması durumda
Evlilik
Evlilik AhlakıMuhammed Emin Yıldırım · Siyer Yayınları · 20195,3bin okunma
Adamlığını ispat ederken yavaş yavaş ruhen ölen bir adamın hikâyesi.
10/10
·136 syf.··
2022 83. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2022 00:41
Okurken defalarca Türk edebiyatından bir eser okuyup okumadığımı teyit ettim zihnimde; konu bize hiç yabancı değil, hepimizin yakinen tanıdığı ve hazımsızlık çektiğimiz problemlerden oluşuyor: Şiddet içinde büyüyen bir çocuğun nasıl bir yetişkin olacağını görüyoruz. Çevrenin yoğun baskısı, kahrolasıca bazı örf adetlerimizden yaka silkmemize rağmen ondan uzaklaşamamamız, erkeğin toplumdaki rolü. "Sen adam mısın?" cümleleriyle devamlı kendini ispat eden eylemleri... Hele bir çevirisi var, yahu yemin ederim Türk edebiyatından metinler sanki. Ben böyle akıcı ve enfes bir çeviriyle karşılaşmamıştım. Yazarın da çevirmene "dostum" demesi beni mesrur etti. :))) Muhteşem bir konu yok hatta mide bulandırıcı, ürkütücü, tüyleri diken diken eden cümleler var lâkin bazen neyi söylediğimizden çok, neyi nasıl söylediğimize ehemmiyet veririz ya, bu da öyle. Pascual Duarte, herkesin zihninde iğrenç bir insan olsa da benim sadrımda sarılmaya ihtiyacı olan bir adam. En kocamanından, en büyüğünden sarılıyorum. İyi ki okudum.
Pascual Duarte ve AilesiCamilo Jose Cela · Olvido Kitap · 2021658 okunma
Dünyanın İncisi
10/10
·302 syf.··
2022 80. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2022 20:51
Ah, benim zavallı Endülüs'üm! Ah, benim kanlı Endülüs'üm! Ah, benim kimsesiz Endülüs'üm!.. Meğer Endülüs neymiş böyle, ne vahşetlere dayanmış yürek kaldırmaz. İlk kısımda siyasi tarih hakkında bilgi alıyoruz. O kısımların bilgisi biraz sıkabiliyor ama bırakılmamalı! Vicdanı sızlatacak, dizleri dövündürecek, yürekleri dağlatacak sayfalar ileride. Musevilerin, Hristiyanların ve Müslümanların bir arada yaşadığı bereketli bir toprak, cennetin dünyadaki tecellisi âdeta. Hristiyanların komutasındayken Yahudilerin insan yerine bile konulmadığı pislik içinde yüzdükleri bir yer. Sonra adını dağlara taşlara kazıtacak, tarihin altın sayfalarına geçen o zirve kişilik gelecek ve huzuru getirecek. Onu bugün bütün dünya tanıyor: Tarık bin Ziyâd. Orta Çağ bataklıkta yüzerken Müslümanların komutasında olan Endülüs, bir güneş gibi bir yıldız gibi parlıyor. Bilim, sanat, musiki aklınıza gelebilecek her dalda zirve. Adım başı cami, medrese, kütüphane, hamam görülen caddelerin parladığı, Endülüs. Bir rahibenin "inci" diye bahsettiği Endülüs. İnsanlar öyle kitap okumaya düşkün ki hangi işle meşgul olursan ol, kitap okumayanlar kendilerini aşağılık görüyorlar, sokağa çıkmaya utanıyorlar. Yöneticilerin içinde binden fazla kitabı barındırdığı şahsi kütüphaneleri var. Kitaplar; elmaslar, yakutlar, zümrütlerle süslenmiş kalıplarda muhafaza ediliyor. Mimarisine gelince öyle basit, bugünkü gibi zevksiz mabetler gözünüzün önüne gelmesin. Taşları nakış nakış işlemişler bir dantel gibi. İslam'ın o nuru, zarafeti tecelli etmiş, âşık olmamak elde değil. Öyle ki Alhambra Sarayı'nın güzelliğine kapılan Hristiyan yönetici, yeni saray inşa ettirip ona benzetmeye çalışıyor. İşçilerin çoğunluğunu Müslümanlardan oluşturup yaptırıyor. Müslüman işçiler Ayetler yazıyorlar içine, tabii bunu fark edecek zekâ
Tarih
Kayıp Gerdanlık EndülüsMustafa Uluçay · İnsan Yayınları · 018 okunma