Alper Tunga Dogan

Yemeğin verdiği zevk
Her iyi aşçı gibi, yemeklerini yiyenlerin yemeklerinde birini tadarken yüzlerinde oluşan o güzel ifadenin tadını çıkarıyordu. Montalbano yüzünün ifadesinden ötürü en sevdiği misafirlerinden biriydi.
Sayfa 161·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Aşk
Dünya üzerinde tüm gerçeği söyleyebileceği bir kişi varsa o da Livia'ydı
Sayfa 176·Kitabı okudu
Duyulmayan
Şimdiyse Cadı, yaninda sepeti, bankta oturuyordu, dünyanın başlangıcından beri burada oturuyormuş gibi. Ulises ona baktı ve ilk kez göz göze geldiler. Kadının kendisine baktığında ne gördüğünü tahmin etti Ulises: Üzerinde pis paçavralarla yaşlı bir adam, hiçbir şeyi yok, hiçbir yere ait değil. Kafasında bir soru biçimlenme ye başlamıştı buradan ayrıldıktan sonra, savaşın ilk yıllarında, ilk ölümünden sonra ve ikinci ölümünden sonra ve savaş biterken ve şehir düştüğünde ve kahrolası dönüş yolculuğu başladığında ve her yeni mucizeden ve her yeni dehşetten sonra. Ulises'in dudakları o soruyu telaffuz etmeye başladı, kelimeleri boğa boğa. Sonra bir kere daha konuştu, bu sefer daha sarih.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Edebiyat
Açlık
Yolda yeni bir yapı çıktı karşıma; binanın önünde birlas dolger, tahta rendeliyorlardı. Yığının içinden temiz iki talas aldım, birini ağzıma attim, ötekini ilerisi için cebime koydum ve yoluma devam ettim. Açlıktan inildiyordum. Bir ekmekçi dükkanı vitrininde on örelik nefis ve kocaman bir ekmek gördüm; on öre'ye alınabilecek en büyük ekmekti bu... Uykuyla boğuşuyor, düşünüyor, tarifsiz acılar çekiyordum. Ufak bir taş parçası bulmuştum, temizleyip ağzıma attım, dilimin üzerinde bir şey olsun diyerek. Bu hariç, kımildamıyor, gözlerimi bile kıpırdatmiyordum. Insanlar gelip gidiyor, araba takırtıları, at patırtıları, sesler havayı dolduruyordu. Sessizce katlanıyor, bir salyangoz gidişiyle eve doğru sürükleniyordum. Susamıştım, isabet ki, koca günde bu ilk defa! Su içebilecegim bir yer arandım. Pazar yerinden çok uzaklarda idim, bir kimsenin kapisını da çalmak istemiyordum; barındığım yere kadar sabredebilirdim herhalde. Sürse sürse çeyrek saat sürerdi yolum. O bir yudum suyu da midemde tutabileceğim söylenemezdi pek: midem hic bir sey kaldırmıyor yuttugum tükrük bile bana ögürtü veriyordu.
Sayfa 64·Kitabı okudu