Günümüz materyalist anlayışı insanın dürtülerini istediği şekilde tatmin edebilmesini yani hedonist hayvanlar gibi yaşamasını özgürlük addeder. Ne var ki, gerçek özgürlük insanın istediği zaman istediği şeyi yapması değil, istediği zaman istediği şeyi kendi iradesiyle yapmamasıdır. Yani nefsine ve dünyaya başkaldırması, dürtülerinin esaretinden kurtulmasıdır. Her istediğini yapan/yapabilen ancak kendisinin ve istediklerini ona verebilen gücün kölesidir. Ama isteklerini terbiye eden ve kendisini dizginleyebilen tüm zincirlerini kırmış, gerçek özgürlüğü bulmuş kimsedir.
Ensâr’dan biri, “Ey Allah’ın Rasûlü! İnsanların hangisi daha akıllı ve daha cömerttir.” diye sordu. Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu:
“Onların içerisinde ölümü çokça anan ve buna daha çok hazırlık yapan kimselerdir. İşte onlar insanların en akıllıları ve en şuûrlu olanlarıdır. Onlar dünyada şeref ve saygınlıkla yaşayıp böylece ayrıldılar ve âhiretinde ikrâmını kazanarak gittiler.”
Dünyanın tüm müzik uzmanları istedikleri kadar haklı olsun. Ben yine de kendi hazlarımı insanoğlunun ittifakla verdiği hükümlerden önemsiz görmeyeceğim. Eğer bir şeyi sevmediysem sevmedim demektir, o kadar. Şu güneşin altındaki hiçbir sebep sadece türdeşlerim çoğunluk olarak onu beğeniyar veya beğenilmesi gerektiğine inanıyor diye o beğeniyi benim de taklit etmemi gerektirmez. Hoşlandığım ya da hoşlanmadığım şeylerde modayı takip edecek değilim.
Şiddeti reddetmek, şiddeti mahcup eder. Fiziksel şiddetin karşısına yüce insanlığı ve yapmacıksız onuruyla çıkan birine vurmaya devam eden kişi kendi onurunu ve ruhunu kaybeder.
Hızın zaman kazandırdığı bir yanılsamadır. Hesap ilk bakışta kolaydır: Yapacaklarını üç saat yerine iki saatte yapıp bir saat kazan. Fakat bu, günün her saati birbirine eşitmişçesine yapılan soyut bir hesaplamadır.
Bilakis zamanı hızlandıran acelecilik ve sürattir. Böylece zaman daha çabuk geçer ve iki saatlik bir telaş, günü kısaltır.