Bir gün İcadiye'de veya Sultantepe'de,
Bir beste kanatlanır, birden olduğun yerde.
Bir kainat açılır, geniş, sonsuz, büyülü,
Bu günün rüzgârında yıkanan mazi gülü,
Dağılır yaprak yaprak hayalindeki suya
Bir başka gözle bakarsın ömür denen uykuya.
Belki en hülyalısı duyduğun masalların,
O şafak saltanatı korularda dalların
Her ufku tek başına bekleyen eski çamlar,
Bir sır gibi ömründen sızdırılmış akşamlar.
Ardıçla kestanenin her yıllık macerası
Harap mezarlıklarda ölülerin duası
Gelir ve tekrar doğar ölmüş sandığın aşka,
Anlarsın ölüm yoktur geçen zamandan başka.
İnsanların yüzlerine baktıkça görüyorum ki ellerine daha cinayet işleme fırsatı geçirmemiş oldukları için pek çok kişi masum zannediyor kendini.
Olsa olsa henüz cinayet işlemedikleri için biraz daha aptal suratlı oluyorlar ve bütün aptallar gibi iyi niyetli gözüküyorlar.
Gözünde bir zeka ışıltısı , yüzünde ruhundan yansıyan bir gölge gördüğüm herkesin gizli bir katil olduğunu anlamam için , o zavallıyı öldürdükten sonra İstanbul sokaklarında dört gün yürümem yetti.
Yalnızca aptallar masumdur.
Meğer ben ne kadar boş şeylere ağlamışım;
Kalbim hakikat diye bir ihtimale tapmış.
Ne manasız şeylere meğer bel bağlamışım;
Meğer benim peşinde koştuklarım serapmış…