“Türk milleti, ya bu çemberi yarıp geçecektir, yahut da burada ölmeğe razı olacaktır.
Ölmeğe razı olmak.. Şimdiye kadar hangi milletten bu kadar ağır bir şey istenilmiştir?”
“Çaresiz... Bekliyoruz. Beklemek burada bir umut değil, endişedir, herkes kendi endişesinin bulanık çalkantısında döneniyor, zamanın küçük aralıkları, dar aralıkları bir bir geçip gidiyor - zamanın aralıkları mı, yani boş bıraktığı, yok bıraktığı, işlemeden bıraktığı aralıklar, ihmal edilmiş geçitler? -“
“Tanrım, bu nasıl bir lanet? Derimi yırtmak, gözlerimi oymak, dişlerimi sökmek bir işe yaramaz. Kendime mahkumum. Ağlasam, gözyaşlarım benim gözyaşlarım. Ben cehennemde değilim, cehennem benim içimde.”