........
- Belki de başka bir tür sevgi yok, Maurice. Aşk, bir insanı Tanrı'yı sever gibi sevmek mi, onu görmeden ama onu hissederek onun varlığına bağlı kalmak mı?
Bir dokunuşa, bir bakışa, bir sese, bir işarete muhtaç olmadan, onu besleyecek bir bedene, bir vaade, bir ümide ihtiyaç duymadan, tek başına da sürebilecek kadar güçlü bir sevgi mi aşk?
Nermin çocukluğunda, sonra da uzun bir süre sabahları gözünü açtığında, "Bu sabah sevinecek neyim var?" diye sorarmış kendi kendine. "Yüz param var," diye sevinirmiş. "Onunla çıkartma alırım." Sonra çıkartma almaktan vazgeçermiş ama sevincini sürdürürmüş bütün gün.
Çocuğu olan bir kadının sevinecek bir şeyleri HAZIR BULUNMALI. Değil mi ama? Sabahları bir idam mahkümu gibi uyandığımda bana ancak MUHASEBE yapmak düşüyor. "Bugün nelere sevindim?"
İnsanların zihnine yaradılıştan itibaren gerçek iyiye ulaşma arzusu ekilmiştir. Ama zihinleri yoldan çıkaran yanılgı onları sahte iyiliklere yönlendirir.