KONUSU: Spoiler Yok! Lanetli bir sisle çevrili Blunder Krallığı’nda, büyü bir suç; büyücüler ise birer avdır. Elspeth Spindle’ın ise hayatta kalmak için herkesten, hatta en yakınlarından bile
Diğer hikaye kitaplarını daha bitirmedim ama şuanlık gelene kadar bence Sait Faik’in en güzel hikaye kitabı çünkü diğer kitaplarda genelde hikayeler farklı farklı idi ama bu kitap içerisinde bütündü. Kitap önce bir adamın köpekli bir adama rastlayana kadar geçen hikayesini anlatıyor bu adama her yerde rastlıyor ama adam çok sessiz bir köpeği var ve köpeği ile konuşuyor sadece neredeyse çok fazla insanlarla sohbet etmiyor ve sohbet etmediği için insanlar yanında başka insanlarla bile konuşmaya çekiniyor bunun üzerine hikayeyi yazan yazarımız bu adamı merak ediyor ve hikayesini öğrenmek istiyor ve adamla sohbete başlıyor ve mektuplarını ve yazdıklarını okuyor, neden sessizleştiğini dinliyor ki bence çok bariz genelde aşk dolayısıyla sessizleşiyor insanlar bilirsiniz ama kitapta çok garipsediğim şeyler vardı mesela sokak kadınları, orospu ne derseniz o kadınlara genelde aşık oluyorlardı normal kadınların çok sohbeti geçmezken sokak kadınlarının ise lafı bitmiyordu ayrıca her hikayede farklı bir kadından bahsediliyordu aslında yani bir tane kadından da bahsedilmiyordu ayrıca da eskiler iyiydi denilen eskileri okuyunca insan garip oluyor sokakta her şey yapılıyormuş eskilerin ahlak düzeyinin şimdikilere benzemesi de yine beni garipsetti. Kitabın güzellikleri hikayeleri akışkandı, yer yer eski Türkçe kullanılmıştı ama cümlenin içerisinde kendini açıklıyordu kelime. Ayrıca dönemi çok güzel anlatmış, çok güzel betimlemiş ve çok güzel tasvir etmişti.
İzmit yolculuğunun ailevi bir nedeni de vardı. Fikriye'yi de beraberinde getiren Mustafa Kemal, annesi Zübeyde ile kız kardeşi Makbule'nin kendilerini İzmit'te karşılamalarını istemişti. Her ikisi de Fikriye'yi uygun bir gelin adayı olarak görmüyordų ama Zübeyde Hanım, ona hoşgörüyle davranırken Makbule duygularını saklamıyordu. Fikriye ile kavga eden Makbule İstanbul'a dönerken, Zübeyde Hanım Ankara'ya gitti ve Mustafa Kemal'in Çankaya'daki evinin saygın sahibesi görevini üstlendi. Evin içinde bir de yetim çocuk vardı. Mustafa Kemal küçük Abdürrahim'i herhalde Büyük Savaş sırasında manevi evladı olarak yanına almış ve annesinin bakımına bırakmıştı. Zübeyde Hanım, orta sınıf Türk toplumunun geleneklerine uyumlu bir biçimde Çankaya'nın toplumsal yaşamında da yer almaya başladı.
Sayfa 389 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu