"Bunu nasıl yapabildiler, nasıl yapabildiler?" "Nasıl yapabildiklerini bilmiyorum ama yaptılar. Daha önce de yaptılar, bu akşam da yaptılar, ileride yine yapacaklar. Nedense bunu yaptıklarında sadece çocuklar gözyaşı döküyor. İyi geceler."
Sayfa 271
Alıntı
Dindar kesinlikle nevrotik değildir. Dindardır. Ama nevrotiğe benzer, çünkü o da aslında Başka’nın arzusu olan [şey] etrafında bir şeyleri bir araya getirir. Yalnız, bu var olmayan bir Başka olduğu için -çünkü Tanrı’dır- kanıt göstermek gerekir. O zaman, o bir şey talep ediyormuş, örneğin kurbanlar istiyormuş gibi yapılır. İşte bu yüzden yavaş yavaş nevrotiğin, özellikle de takıntılı nevrotiğin tavrıyla karışmaya başlar. Bu tüm kurban törenlerinde kullanılan tekniklere çok benzer.
Sayfa 57
Reklam
"İslâmîleşmenin mâhiyyetini biz, ba-ğımsız kılıcı, özgürleştirici bir süreç olarak tanımlarız. Çünkü insan hem maddî (fizikî) ve hem de ruhî bir varlıktır. Ama özgürlük onun ruhuna aittir. Ancak bu özgürlük sıfatıyla insan bütün bilinçli ve anlamlı fiillerin mutlak olarak kendisine atfedildiği hakikî bir insan olur. Ruhunun özgür olması, onun maddî varlığı ya da bedeni üzerinde doğrudan bir tesir yapar, bir insan olarak beden içerisinde tezâhürü, kendi kendisine ve ayrıca kendisiyle doğa arasına bir huzur ve uyum getirir. O, bu anlamıyla bir özgürlüğü tadarak, yönünü, tüm varoluş ile uyum içerisinde olduğu ilk (aslî) konumuna ermek yoluna çevirir. Bu, seküler alana ve insanın ruhuna zulüm yapmaya sürükleyen maddî isteklere boyun eğmekten de bir kurtuluştur. Zira maddî bir varlık olması yönüyle insan, hakikî doğasını unutmaya meyilli olduğu için hakikî gayesinden gaflette kaldığı anda nefsine zulmetmeye başlar."
Bir çocuğa beden verebilirsin ama onun kalbine, ruhuna tesir edemezsin. Herkes kendi hayatını yaşar, herkes kendini yaratır. Ama insanı, kendisine götüren köprü çok incedir, çok dar. Bir tek kendisinin geçmesine izin verir. Kan bağı bir imtiyaz değildir bu yolculukta. Aksine çoğu zaman aşılması zorlu bir engeldir, kırılması imkansız kalın halkalardan oluşmuş bir zincir. İnsanın elini kolunu öyle bir bağlar ki, hiçbir zaman kurtulamazsın.
Sayfa 248 - Everest Yayınları 124. Baskı 2016 Aralık
2. Sistem başka şeyle meşgulse, neredeyse her şeye inanırız. l . Sistem kolay aldanır ve inanmaya eğilimlidir, 2. Sistemse kuşkulanmaktan ve inanmamaktan sorumludur, ama 2. Sistem kimi zaman meşgul, çoğu zaman da tembeldir. Gerçekten de, insanların yorgun ya da tükenmiş durumdayken, reklamlar gibi içi boş, kandırıcı mesajlardan daha kolay etkilenebileceklerini gösteren deliller vardır.
Sayfa 96·Kitabı okuyor
mutluluğumuzun sahnesi, mevcut andır bununla birlikte bu mecvut an, her an geçmişe dönüşür ve o zaman da sanki hiç olmamış gibi önemsizleşir peki ama mutluluğumuzun yeri neresidir?
Sayfa 35 - can yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam