Ah, hayat tamamen kör, bense her şeyi biliyorum, her şeyi görüyorum, herkese yardım ediyorum, sadece kendime edemiyorum, gözlerimiz hep dışarı bakıyor ama içeride karanlık bir oyuk, bizler onun içindeyiz ve kendimizi hiçbir zaman göremiyoruz.
Sayfa 38 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Kağıdı çektiğinde pankekin üzerinde birkaç şekli kalır, ama o şekli oluşturan pudra şekeri değil, pudra şekeri olmayan kısımdır.
Sayfa 97·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Menocchio, düşüncelerinin özgünlüğünün farkındaydı ve bu­nunla gurur duyuyordu: Bu yüzden de, bunları en yüksek dinsel ve dindışı yetkililere açıklamak istiyordu. Ama aynı zamanda hasım­larının kültürüne de hakim olma ihtiyacını hissetmekteydi. Yazılı sözcüğün ve yazılı kültüre hakim olup onu aktarabilme becerisinin iktidarın kaynağı olduğunu anlamıştı, Latince gibi bürokratik (ve dinsel) bir dilin kullanılmasını "yoksula ihanet" olarak nitelemek­le kısıtlamamıştı kendisini.
Pdf
"Herkese benzemek ve herkes gibi yaşamanın rahatını düşündüm. Daha iyi herkesten ayrılmamak." ... - Herkesin nasıl yaşadığını biliyor musunuz? - "Yok..." Bu yok âdeta umurumda değil der gibiydi. "Ne bileyim. Fakat daha fazlasını da düşünebiliriz. Yani herkesin birkaç derdi olabileceğini, bir yığın hastalığı, iç oyucu düşünceleri beraberinde taşıdığını, her ömrün birkaç yolun ağzında geçtiğini düşünebiliriz. Hatta daha ileri gidebiliriz; hani masallarda var ya, üç kardeş üçü ayrı yola giderler. Hakikatini isterseniz, padişahın yalnız bir oğlu vardır. Fakat yollar ayrıldığı için hepsini ayrı ayrı, hatta nasıl diyeyim, biraz da aynı zamanda gider. Çünkü bu yollar birbirine çok yakındır; onun için gidenin gelmediği yoldan, gidenin bedbaht olduğu yola ve saadet yoluna çok kolay geçilir. Bence hayat, ama alay etmiyorum, bir satranç tahtası gibi bizden evvel ve o kadar hesaplı kurulmuş bir şey ki.
Sayfa 326 - Dergâh Yayınları
Jason Kanupp tam olarak bu yolu kullanıyor. Kuzey Karolina’nın dağlarındaki bir fabrikada mobilya üretiyor. Günde sekiz saat, kanepe üretmek için koşuşturuyor. Bu işte gerçekten iyi ve saatte sekiz kanepe üretebiliyor. Ürettiği kanepe başına ödeme aldığı için, her zaman daha fazla üretmesini sağlayacak çözümler peşinde koşuyor. Zaman içinde, bir kanepeyi bir araya getirirken en çok vakit alan kısmının ayaklarını takmak olduğunu fark etti. Diğer parçalar için işleri hızlandıran aletlere sahipti ama ayakların gerektirdiği el işçiliğine karşı bir çözümü yoktu. Konunun üzerinde biraz çalıştıktan sonra radyatör hortumunda bir parça delik açıp motorun donma tapasını da ayağa taktıktan sonra, elektrikli matkap ile ayağı monte edebileceğini keşfetti. Son ince ayarlarla birlikte, ayakları takarken kaybettiği zamanı yüzde elli oranında azaltmayı başardı. Bu kulağa fazla gibi gelmeyebilir ama bu sayede bir haftada, ortalama üretimini on adet artırmayı başardı. Çalıştığı şirket ortaya koyduğu yeniliği görünce onu terfi ettirip tüm diğer çalışanlara bunu öğretmesini istedi. Tabii ki şaka yapıyorum! Ona yaptığının diğer çalışanlar için adil olmadığını söyleyip eski yönteme dönmesini istediler. Eğer bürokrasiye yeni bir tanım arıyorsanız buyrun bunu kullanın. Jason hayal kırıklığına uğrasa da vazgeçmedi ve çalışma arkadaşlarının da kullanabilmesi için on dokuz yeni radyatör hortumu cihazı yaptı.
Üç kıtaya yayılmış bir ülkeyi devlet yönetir; sadrazam, nazırlar, müdürler, eyalet valileri, şeyhülislamlar... Bu binlerce kişi devleti yönetir ama en ufak bir aksamda sorumluluk tek kişiye ait olur. Taşınamayacak bir yüktür bu.
Sayfa 257 - İnkılâp Kitabevi 2022·Kitabı okuyor
Alıntı