Ent Saruman'ı geçmişten günümüze izini sürüyor
"Lâkin Saruman'a gelince! Saruman komşumuz olur: Onu gözardı edemem. Bir şeyler yapmam lazım gelir kanaatimce. Son zamanlarda sık sık Saruman hususunda neler yapabilirim diye
Sayfa 89
Hayat mecbur bırakmadıkça insan hayatı boyunca hayatını sorgulamıyordu, sorgulamak için bir sebep gerekiyordu. Hayat pek çok kişiye bu sebebi veriyordu aslında; tesadüf sandığımız karşılaşmalar, kaderin oyunu sandığımız olaylar hayatın GÖR deme biçimiydi. Ama çoğunluk görmezden gelmeyi tercih ediyordu. Hayatın akıntısının içinde kaybolup gidiyordu ya da büyük bir kayaya çarpıp parçalanıyordu.
Sayfa 158·Kitabı okuyor
Alıntı
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 130. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 00:00
"İNSAN NASIL KAYBEDER" "Gazali'nin ilerlemeci olmak zorunda olmamasının belki de en temel nedeni şudur: O, tarihi bir yarış olarak görmez. Geçmişi aşılması gereken bir yük değil,
Edebiyat
İnsan Nasıl Kaybeder?İmam Gazali · Destek Yayınları · 2026201 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 18. kitabı
Ah çooook güzeldi Bir süre Kore edebiyatından eserler okuyunca biraz önyargıyla başlatmıştım ama çok severek okudum. Koli ya da diğer adıyla Bro-koli Koli bir Humanoid jokey yani robot jokey. Today de atımız. Koli diğer humanoidlerden farklı çünkü oluşturulurken yazılım hatası yapılmış. Bir insan gibi nefes alıp duygu taşımasa da titreşimlerden çıkarımlarda bulunabiliyor. Hikayemiz Attan düşen jokey in parçasının bozulması ve parçalanmak üzere samanlılara beklerken bir kızın onu görmesiyle başlıyor. Kızımız da tesadüf odur ki küçüklüğünden beri robotlara karşı çok ilgili. Herkesin birbirine faydasının dokunduğu,fedakarlığın,aile kavramının,özlemin ,özgürlüğün,durup yavaşlamanın çok güzel anlatıldığı bir kitap
Binlerce MaviCheon Seon-Ran · Yuzu Kitap · 2025641 okunma
İRADÎ DAVRANIŞ = FAALİYET...
(...) “Faaliyet”, irâdenin davranışını, yâni “irâdî davranış”ı gösterir… (...) İstemeden faaliyet olmaz; faaliyet mutlaka bir faaliyet isteğinin sonucudur… Faaliyet sadece istek değil, aynı zamanda davranış da olduğundan; irade, Hikemiyat’ta “davranışlarımızı tâyin eden genel prensip” diye tarif edilir. Yâni irâde, öyle bir şeydir ki, tam da düşüncelerimizin aksiyona döküldüğü ve arzularımızın davranış olduğu yerde bulunur. Davranışlarımızı tâyin eden genel prensibe, yâni aksiyon üzerinden tüten aksiyon fikrine “irâde” denir. Her ne kadar lûgatte, istemek, arzu etmek kavramlarıyla müşterek bir hizâ teşkil ederse de, pasif bir istek, davranışa yönelik olmayan bir arzu “irâde” sayılmaz. Bir faaliyet mutlaka irâdenin davranışını gösterdiğine göre, irâde de mutlaka davranışa dönük ve faaliyet doğurucudur. Şurada miskin miskin yatarak, ne içeride çay olup olmadığını öğrenebilirim, ne de çay arzumu giderebilirim; istediğim kadar bilmek ve içmek isteyeyim… İrâdenin “irâde” olması için mutlaka “eylem hâlinde” ortaya çıkması gerekir ki, ancak o zaman muradıma nâil olabilirim… Pasif bir irâde, çoğu zaman irâdenin kırılmasıyla sonuçlanır. Tembelliğini ve korkularını yenemeyen, ama sözde İslâmî düzen “isteyen” sözde İslâmcıları hatırlayalım; bir müddet sonra İslâmî düzen “isteğinden” de vazgeçmiş ve küfür düzeni içinde hayvanlar gibi yaşayıp gidici bir derekeye düşmüş olmaları tesadüf müdür acaba? Hayır; çünkü, irâde-istek’in olup olmadığını gösteren tek şey, faaliyettir, eylemdir.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 3, Temmuz 1996), ‘Bilgi ve Düşünce Faaliyeti’ Hakkında Mülâkat, (Mülâkat soruları, Salih Mirzabeyoğlu’nun KÜLTÜR DAVAMIZ –Temel Meseleler- isimli eserinin 3. basımının 93–96 sahifelerinden iktibas edilmiştir.)
Akademya Yazıları