Turgenyev' in ilk okuduğum kitabı ilk aşk elime aldığımda çok merak ettim. Doğrusu bu şekilde bir aşk hikayeside beklememiştim. Yeri geldi kendimi karakteri yargılarken yeri geldi karakteri anlamaya çalışırken buldum kendimi. 16 yaşındaki Vlademir annesinden ve babasından doğru düzgün sevgi görmemiş. Babasıyla kurmaya çalıştığı bağ ise her seferinde onu hüsrana uğratmış.
Diğer karakterimize gelelim 21 yaşındaki Zinadia yoksul bir ailenin güzeller güzeli kızı ve bu güzelliğinide farkında bu sebeple erkekleri etrafına toplayıp eğlendiği geceler düzenliyor.
Sonrasında ise hiç beklenmedik şeyler oluyor tabi sonrası spoilere giriyor ancak size şunu söyleyebilirim. Konu aşksa çoğu insan onun için saçma sapan şeyler yapmıştır. Bazı romanları okurken olduğu gibi burada da dışarıdan bir göz olarak karakteri yargılarken buldum kendimi ancak şu var. İnsan duygularına söz geçirebilen bir canlı değildir. Üstelik kitaptada geçtiği gibi " kalp seçmez, sever" Birde insanların aklını, kalbini yaşadıklarını, düşündüklerini asla tam olarak bilemeyiz.
Yüreğindeki sevgi,
sana kadar mı?
yoksa evine akrabana kadar mı,
taşar mı fakir sokaklara,
taşmaz mı?
Yüreğindeki sevgi,
ırk kadar, din kadar mı,
sarı mı, ak mı, kara mı?
Yüreğindeki sevgi,
halk kadar, memleket kadar mı,
uzanır mı beş kıtaya,
uzanmaz mı?
Yüreğindeki sevgi,
hey dost,
tariflere sığmaz mı!..