Kur'an-ı Kerim'de geçen "amel-i sâlih"i Tefsir "güzel işler" diye tercüme ediyor. Ehl-i sünnete göre amel-i sâlih, başta Allah'ın emrettiği farz ibâdetler olmak üzere bütün Müslümanların ibadet olarak bildikleri amellerdir. Yoksa, Allah ve resûlüne inanmadıktan sonra insan ağzıyla kuş tutsa, dünyayı aydınlatsa ve yalancı cennet haline getirse bile bunların hiç biri asla amel-i sâlih olamaz.
Kur'an Yolu tefsiri lütfedip yazmış; orada okuyoruz ki, Zemahşerî ve Şevkânî gibi zatlar, Kur'an'a ve Peygamberimiz'e inanmayanların ebedî olarak cehennemde kalacaklarını söylüyorlar. Bir mason olan Reşid Rıza ile eskiden beri "Cennet Kimsenin Tekelinde Değildir" iddiasını sürdüren Süleyman Ateş ise Peygamberimiz'e ve Kur'an'a inanmayan Hıristiyan ve Yahudilerin de cennete girecekleri iddiasında bulunuyor.
Kur'an Yolu tefsiri ne yapıyor? Onun tavrı ne?
O da, Zemahşerî ve Şevkânî'nin değil, Reşid Rıza ve Süleyman Ateş'in tarafını tutuyor.
Bunu da kâfi görmeyip, "İfadeleri net olmamakla be-raber Mevdûdî'nin de bu görüşü paylaştığı anlaşılmaktadır" diyerek Mevdûdî'yi de kendi safında göstermeye çalışıyor.
Bir an nasıl bir his olduğunu merak ettim. Yeni bir işe, hayatının
yeni bir devresine eski hayatının en büyük parçası ortadan
kaybolduktan sonra başlamak nasıl bir şeydi?
..."Dikkatin ne olduğunu herkes bilir," der! Dikkat bir spot ışığıdır. Beyoncé'nin sahnede tek başına belirdiği ve etrafınızdaki diğer herkesin sanki kaybolup gittiği an...