18. Cilt
Puan vermedi·559 syf.··
2026 71. kitabı
·
1241 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 00:00
Kütüb-i Sitte/Muhtasarı Tercüme ve Şerhi 18. Cilt Bu çalışmayı bitirmeyi(okumayı) müyesser kılan Rabbime zerrât-ı kâinat adedince hamdolsun. Seren. سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَا إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا Eskiden olsa bunu yadırgardım. Ama 16. cildin kapağını kapatırken anladığım gibi 18. ciltte olması gereken var. Fihrist. Âkif hocanın hep dediği gibi Fihrist ve Ricâl ilmi, İslam medeniyetinin bilgi üretimi, korunması ve doğrulanması süreçlerinde geliştirdiği en özgün ve devrimsel akademik disiplindir desek doğrudur. Bu alanın en sembolik ismi olan İbnü'n-Nedîm’in el-Fihrist'i ki 10.yy, sadece bizim eserleri değil; Eski Yunan, Hint, İran ve Süryani dillerinden tercüme edilen tüm eserleri de kategorize etmiş ve bu bence, bence değil mükemmel bir şey. Yani sonuçta fihrist ilmi= Entelektüel hafıza , kütüphanecilik. Aynı şekilde sened. Cerh ve Ta'dîl. Bu gerçekten takdir edilesi bir çaba. Osman hoca, seren bilmem kaç yy. sonra takdir etti, derdi herhalde. Çok özleyeceğim. Çok. Buradaki Fihrist bu yüzden mühim. Kitabın ana iskeleti ve de aslında iskelesi. Böyle bir külliyat okurken benim gibi son ciltlerde dank etmemeli. Neyse. Elhamdülillah diyeceğim, 1241 gün zarfında, bir Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi bitirdim. Ölmez sağ kalırsam eğer bir gün hepsini sade arapça okuyacağım inşallah.
Din
Kütüb-i Sitte 18. Ciltİbrahim Canan · Akçağ Yayınları · 19954 okunma
9/10
·624 syf.··
2026 54. kitabı
Kitaba başlarken yarım bırakır mıyım acaba diye biraz çekinmiştim ama endişelerimin hepsi sayfalar ilerlerken yavaş yavaş yok oldu gitti resmen. Beklediğimden çok daha keyifliydi kitap. Sanırım zaman ilerledikçe okumaktan hoşlandığım türler de değişiyor. Daha önce okusam sıkılacağım kitaplardan çok büyük keyif almaya başladım ve Kıyamet Kitabı o listenin baya yukarısında diyebilirim. Aslında zaman yolculuğu temalı kitapları pek sevemiyorum ben. İşlemesi gerçekten çok zor bir konu ve her şey pamuk ipliğine bağlı olduğu için -özellikle geçmişe yapılan yolculuklarda- hikayeler genelde kasıntı oluyor gibi geliyor bana. Başlamadan önce biraz da bu yüzden çekinmiştim ama Kıyamet Kitabı diğer zaman yolculuğu kitaplarından çok farklıymış. Peki nasıl farklıymış? Her şeyden önce hikaye zamanda yolculuğun kendisinden çok yolculuk sonrası yaşananlarla ilgiliydi. Sadece bir kez zamanda geriye gidildi ve hikaye geçmiş ve -kitap evrenindeki zamana göre- günümüz olarak ikiye ayrıldı. Diğer kitaplardaki gibi sürekli başka yerlere geçip durmadılar yani. Ayrıca yolculuğun sebebi maceraya çıkmak için değil de bilime katkı sağlamak için olunca okuduğum diğer kitaplardan hemen ayrıldı. Şöyle birazcık da kitaptan bahsedelim; Geçmişe yolculuk yapan tarih öğrencisi Kivrin ve onun bu yolculuğa çıkmasını asla istemeyen, endişe içindeki üniversite hocası Dunworthy; bu iki dönemi bize anlatan iki ana karakterdi. Kivrin'in cesaretine gerçekten hayran kaldım ama Dunworthy'nin önsezilerini de hafife almamak gerektiğini Kivrin'le beraber kitabın ilerleyen sayfalarında yaşayarak öğrendik. Kivrin yanlışlıkla girdiği her eve ölüm getiren veba salgınının yaşandığı döneme gitmişti. Dunworthy'nin ağzından dinlediğimiz 2054'te ise bambaşka bir salgın (grip) ortaya çıkmıştı. İki ayrı dönemde salgınlara
Kıyamet KitabıConnie Willis · İthaki Yayınları · 2026206 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
DON DEĞİŞTİRME|BİLİMKURGU/DİSTOPYA
Puan vermedi·320 syf.··
2026 4. kitabı
Dondurulan bedenlerin sırrından serçe katliamlarına, antik zeytin ağaçlarının kutsallığından yapay pandemilere ve kanlı kehanetlere uzanan derin bir sorgulama... Bilim gerçekten insanlığa mı hizmet ediyor, yoksa bizi bilinçsiz bir felakete mi sürüklüyor? Yapay rahimler ve S-ICE cihazıyla ruh göçü, don değiştirme ya da ölümsüzlük mümkün olabilir mi? Ve en önemlisi; Doğa Ana, insanlığın kulağına ne fısıldıyor? Tüm bu sarsıcı sorular, insanı derinden yakalayan felsefi ve edebi bir üslupla "Don Değiştirme" romanında hayat buluyor. Hikâyeyi, alışılmışın dışında bir rehberden; olayları derin bir empatiyle betimleyen Köpek Yin ve dostlarından dinleyeceksiniz. Sayfaları çevirirken bildiğiniz gerçekliği sorgulayacak, araştırmaya başladıkça dünyayı gören üçüncü gözünüzün yavaşça açıldığını hissedeceksiniz. Gerçeklik, içinizdeki o korumacı ve narsist eleştirmenin zihninize oynadığı bir oyundan ibaret olabilir mi?
Edebiyat & Roman
Don DeğiştirmeMahir Gündoğdu · Karina Yayınevi · 20261 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2025 91. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2025 00:00
Yazar kitabının ismini ve dahi anlatısını neden Baudelaire üzerinden yapmış olabilir merakıyla çevirdim sayfaları. Müsaadenizle kısacık bahsetmek istiyorum, Baudelaire kimdir? 1857’de yayımlanan Kötülük Çiçekleri’nin yanı sıra, Avrupa’ya tanıttığı Poe çevirileri ve eleştirel yazılarıyla da romantizm ile sembolizm arasında köprü kurmuş olan ve yapıtlarıyla çağdaşlarını aşarak 19. yüzyılda edebiyatı yenileyen en önemli modern ustalardan biridir. Bir ezber bozan yani. Şeytana uydumcuların ipliğini pazara çıkaranlardan… “Bir gün; bir adam, bir kadınla tanışır, olaylar gelişir ve hayatı değişir” klişesiyle başlıyor her şey. Roman, türü itibariyle polisiye olarak adlandırılsa da serim- düğüm- çözüm üzerine gelişen klasik seyir yerine karakterlerin kişilikleri ve olaylar karşısındaki kişilik değişimleri üzerinden ilerliyor. Suç- toplum- birey konjonktüründen, paranın gücü, sosyal statü, etik değerler üzerinden ilerleyen roman dinamik, yer yer esprili, dozunda argosuyla insanın değişken doğasını ve özünde her şeyi yapabilecek kapasitede olduğunun ispatı niteliğinde. Baudelaire şiirleriyle taçlanan ve metinlerarası diyalektiklerin sayfalar boyunca uçuştuğu kitabı epia #düşünSEL etkinliği kapsamında okudum. Ana fikir: “Adam değilse adam, cübbedir ona makam ya bol gelir güldürür ya dar gelir öldürür.” Ana fikrin baba fikri: “İnsana ait hiçbir şey bana yabancı değildir.” Karl Marx Baudelaire Paranoyası Ken Bruen
Baudelaire ParanoyasıKen Bruen · Sel Yayıncılık · 201341 okunma
8/10
·426 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 00:09
"Ölümcül Hafta Sonu", bir insanın hayatının birkaç saat içinde, nasıl geri dönüşü olmayan bir kâbusa dönüşebileceğini gösteren, temposunu son sayfasına kadar hiç düşürmeyen güçlü, psikolojik gerilimi yüksek polisiye roman. Hafta sonunu ailesiyle huzur içinde geçirmek isteyen başkahraman, beklenmedik bir cinayet ve ardı ardına gelişen olaylarla kendisini ölümcül bir komplonun ortasında buluyor. Birbirinden bağımsız düşünülen cinayetler, kaybolan deliller, kimliği belirsiz saldırganlar ve sürekli değişen şüpheliler olay örgüsünü derinleştirirken, kahraman hem kendi masumiyetini kanıtlamaya hem de gerçek katilin peşine düşmeye çalışıyor. Yazar güven, ihanet, güç, çıkar ilişkileri ve adalet kavramlarını sorgulatan psikolojik bir akış benimsemiş. Her yeni ipucu okurun bütün varsayımlarını değiştirirken, karakterlerin gizledikleri geçmişler ve ikili ilişkiler olayların yönünü sürekli farklı noktalara çekerek, roman tahmin edilebilir olmaktan uzaklaşır. Başkahramanın baskı altında verdiği kararlar, ailesini koruma içgüdüsü ile gerçeğe ulaşma arzusu arasında yaşadığı iç çatışmalar onu bir suçun tanığı ve psikolojik olarak dönüşen bir karakter hâline getiriyor. Yardımcı karakterlerin hemen hepsi gri tonlarda çizilmiş; kimse bütünüyle masum ya da tamamen suçlu görünmüyor ve bu belirsizlik gerilim duygusunu sürekli canlı tutuyor. Ridley Pearson'ın kısa, akıcı ve sinematografik anlatımı; hızlı bölüm geçişleri, zaman baskısını hissettiren kurgu tekniği ve beklenmedik final hamlesiyle "Ölümcül Hafta Sonu", cinayetin failini bulmaya odaklanan bir polisiye değil; kriz anlarında insan doğasının nasıl değiştiğini, korkunun insanı hangi seçimlere zorladığını ve gerçeğin görünenin çok ötesinde saklandığını gösteren, yüksek tempolu, zekice kurgulanmış ve finalindeki şaşırtıcı çözümle
1000Kitap
Ölümcül Hafta SonuRidley Pearson · Martı Yayınları · 2010139 okunma
Bu masumiyet bizi yorar mı ne :/
8/10
·112 syf.··
2026 64. kitabı
Toplum tarafından çocuk kitabıyla anılmaya yüz tutmuş bu kitaba aslında çocuklardan ziyade yetişkinlerin ele alıp okuması gereken bir eserdir. Kitabın ana konusu çocukken sahip olunan o masumiyetin , büyüme yolunda uğradığı felce ve artık yetişkin adı altında hizmetler veren şahısların öz masumiyeti unutarak dahası hırslarına yenik düşüp çevredeki faktörlerden etkilenerek yeni yanlış ve kötü kimliklere bürünmelerini konu edinmiştir. Bunlar kitapta şöyle anlatılır :Küçük Prens dediğimiz baş karakterin çıktığı gezegenler arasındaki yolculukta ; baş karakterimizin gittiği her bir gezegenden ; kendini hayatın her hangi bir ekolüne kaptırmış; kudret düşkünü, para düşkünü, kontrolcü veya kibirli ve bununla böbürlenen insanlarla denk gelmesi Küçük Prens 'i hayal kırıklığına uğratmıştır. Bunun en büyük sebebi çocukkenki o masumiyetin herkeste olduğunu sanması ve onların kendisi gibi düşünmemeleri onu hayal kırıklığına uğratmasında başlıca rol almıştır . Bunun beraberinde aitlik denilen kavrama yabancı kalması da onu büyük bir boşluğa ve anlamsızlığa sürüklemiştir. Anlam arayışları onu yormuş ve çözümü hayatına son vermekte bulmuştur.
Duygu ve Düşünce
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015280,3bin okunma