Çünkü insan en başında huzurlu, dedim, anababası onu huzursuz yapıyor, anababa düzeni yüzünden ki o da dünyanın düzeni zaten, herkesinki öyle. Bu yüzden doğal olarak huzurlu insan yok, dedim herkes huzursuz, huzur aramaları da delilik. Bu deliliğe kapılıyorlar zaman zaman, huzur arama deliliğine, ama huzur yok, çünkü insan huzursuzluğun ta kendisi, nereye gitse orada huzursuzluk var, gitmediği yerde de bulamaz onu. Huzur aramak, en büyük delilik bu, dedim. Durmadan huzur arıyoruz ve tabii bulamıyoruz çünkü biz huzursuzluğun ta kendisiyiz.”
Henüz ebeveyn değilim ama benim de payıma düşeni aldığım bir kitap. Doğan Cüceloğlu yine herkese seslenen çok tatlı bir dille yazmış kitabı. Özellikle de çocukları sınav döneminde olan ebeveynlere yazılmış bu kitabı her ebeveynin okumasını isterim. Hatta çocuğunuz sınav döneminde değilse bile kitaptan almamız gereken öyle güzel mesajlar var ki. Sözü daha fazla uzatmadan biraz da kitabın içeriğinden bahsedelim.
Doğan Cüceloğlu bize " Anababa olarak kendinizi çocuğunuzun yaşamının programcısı olarak görüyorsanız, bu kitap size pek yararlı olmayacaktır. Çünkü bu kitapta, çocuğunuzun yaşamını nasıl daha iyi programlayabilirsinizi anlatmıyorum. Ama çocuğunuzun kendi yaşamının mimarı olmasında ona yardımcı olmak istiyorsanız bu kitap size yardımcı olabilir!" diye sesleniyor. Zira yazarla konuşuyormuşuz gibi hissettiren bölüm sonlarında da bize bazı sorular yönelterek ilerleyen bizi kibar bir dille devam etmemiz konusunda yönlendiriyor ve bizi de sohbetin içinde tutuyor.
Her anababa çocuğunu sever, çocuğunun başarılı olmasını ister ama bunu davranışlarına, sözlerine nasıl yansıtmalıdır? Çocuğundan gerçek niyeti ve beklentisi nedir? Başarının temelleri ve tanımı nedir? Destekleyen ve köstekleyen aile nedir? Çocuğumuzun başarısını desteklemek için nelerin farkında olmalıyız?.. gibi daha birçok sorumuza cevap verirken bizi sıkmıyor ve anlamayı kolaylaştıran örneklerle konuyu bize güzelce kavratıyor.
Bana en çok "destekleyen ve köstekleyen aile" kavramları, bu ailelerde çocuğa nasıl davranıldığı, çocuğun bu davranışlar karşısında iç dünyasının nasıl şekillendiği keyif verdi. Çünkü bu yaşıma rağmen üzülerek hatırladığım bir ilkokul anımı bu kitap sayesinde şimdi -ailemden dolayı duyduğum- gururla anlatıyorum.
Sizleri sıkmamayı umarak çok kısa bu anıdan bahsetmek istiyorum. Hangisi olduğunu
"Her anababa, okul başarısı için çocuğuna yardımcı olmak ister. Ama öğrenme sürecinin bilimsel temellerini kavramadan atılacak her adım, iyi niyetli de olsa, çocuğu engelleyebilir.
Keyif alarak okuduğum, bilgilendiğim ve bazı yerlerinde güldüğüm bir Doğan Cüceloğlu kitabı daha… Timur yine Yakup Bey’den yardım alırken çok faydalı bilgiler öğreniyor. Gelişmiş insan(en baskın ilişkisi kendisiyle olan) ve kalıplanmış insan(yetişkin çocuk) ayrımı, insandaki iç çocuk(kişinin özü) ve iç anababa(toplumun beklentileri) kavramları kendimizi daha iyi tanımamızı sağlarken çevremizi de daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor. Aile sisteminin gereksinimleri ve (aile içinde) beş özgürlük aileyle ilişkiler için faydalı olan iki bölümdü. Doğan Cüceloğlu fark ettirmeden kişiliği iyi yönde geliştiren harika bir psikolog ve yazar. Kitaplarını okuduğunuzda sonradan unuttuğunuzu zannediyorsunuz ama aslında okuduklarınız kişiliğinize yerleşiyor. Mutlaka okunması gereken bir yazar ve mutlaka okunması gereken kitaplarından biri daha olduğunu düşünüyorum.
"Kendi iç dünyasıyla dostluk kuramamış insan içindeki yalnızlığı başkalarıyla kurduğu ilişkilerle doldurmak ister."
"Çocuğun yetiştiği ortamda dış dünyayı, toplumu, kültürü genellikle anababa temsil eder.Çocuk büyürken anababa onun sosyalleşmesinin türünü ve derecesini, yeni deyimiyle, sosyalleşmesinin niteliğini ve niceliğini, önemli ölçüde etkiler.Çocuk içinde yaşadığı toplumun değerlerini, beklentilerini, doğru ve yanlışı anababadan öğrenir.Zamanla anababa, topluma, kültüre, sosyal yaşamla ilgili beklentileri temsil eden simgeler haline dönüşür.Çocuk anababasını içselleştirerek içinde taşımaya başlar.İç anababa sürekli çocuğun yaşamının bir parçası olur ve toplum kurallarının bekçiliğini yapmaya başlar.Çocuk toplum kurallarına uymayan bir şey yaptığı zaman iç anababa onu suçlu hissettirir.Bu nedenle, çocuğun iç anababasıyla ilişkisinin kuvvetli ya da zayıf olması söz konusu olabilir."
Her anababa, okul başarısı için çocuğuna yardımcı olmak ister. Ama öğrenme sürecinin bilimsel temellerini kavramadan atılacak her adım, iyi niyetli de olsa, çocuğu engelleyebilir.