Poprişçin'in Trajedisi
Puan vermedi·136 syf.·
2026 1. kitabı
Dikkat! Spoiler içerebilir. ​Nikolay Gogol’ün kaleme aldığı "Bir Delinin Hatıra Defteri" adlı eserde, sınıfsal ayrımlar yoğun bir biçimde işlenmiştir. Yazarın kendisi de yoksul fakat soylu bir ailede büyüdüğü için bu çatışmaları yakından tanır; nitekim "Palto" adlı eserinde de hayatından izlere rastlamak mümkündür. Eserde, bir devlet memuru olan Poprişçin’in alt ve üst tabaka farkını iliklerine kadar hissettiğini görüyoruz. Poprişçin, üst tabakaya mensup müdürünün kızından hoşlanmaktadır. Ancak bu durumun imkânsızlığını kendisi de fark eder; bunu, mektuplarda kızdan bahsederken kendini dizginlemeye çalışmasından anlarız. Alt tabakadan olması onu öylesine yaralamıştır ki, hoşlandığı kızın köpeğini bile kendisinden daha üst bir konumda görür. Sınıf ayrımı Poprişçin’i o kadar sarsar ki, akıl sağlığını kaybetmeye başladığında kendini yeni "İspanya Kralı" ilan eder. Bu sanrı, karakterin adaletsiz sistemden ne denli bunaldığını ve yalnızlaştığını gözler önüne serer. İspanya Kralı olduğunu iddia ettikten sonra akıl hastanesine kapatılır. Eserin son kısımlarında semalara yükselme arzusu, onun bu dünyadan kurtulup özgürleşme ümidini simgeler. Annesine hitaben yazdığı, "Anacığım, kurtar bu perişan oğlunu... Ona bu dünyada yer yok, her yerden kovuyorlar onu," şeklindeki yakarışı, onun derin yalnızlığından kurtulma ve şefkat arayışını çarpıcı bir şekilde anlatmaktadır.
1000k
Bir Delinin Hatıra DefteriNikolay Gogol · Olympia Yayınları · 202418,1bin okunma
6/10
·248 syf.··
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 05:24
Çocuk kitapları ve hikaye tarzıyla bildiğim,roman denemesini İlk defa okuduğum bir yazardı. Dilinin akıcılığı, yalınlığı, sanki yetişkinlere yazılmış bir hikaye kitabı hissi veriyordu. Bir roman degilde uzun bir hikaye okudım sanki. Bu kitabı okurken içinde bulundugunuz koşullar, imtihanlar, zamanlama, yaş, kitaba dair hislerinizi değiştirebilecek nitelıkte.. Bu nedenle farklı zamanlarda okudugunuzda fikirleriniz değişebilir. Bu kitapta Selime teyzeye karsı yer yer huysuz, ters, klasık yaşlı alınganlıgı nazarıyla bakıyordum ancak Meltem o kadar halden anlamaya alışmış ki insanları, onun dilinden Selime teyzeyı okuyunca haksızlık yapıyorıum galiba dedim.Evet yaşlılarımız bazen bizi jenerasyon itibari ile yorsada onlar sadece yıl olarak yaşlandı, ruhları arzuları hayalleri aşkları umutları hala aynı ruh. Bizler malesef bunu unutuyoruz büyüklerimize karsı. Dar görüşlü buluyoruz. Oysa asıl dar görüşlü olam bizmişiz. Kitabın başlarında kızarken sonlarında Selime teyzeye üzüldüm. Anacıgım aklıma düştü o da küser bana ama dayanamaz arar yıne... Meltem benim için boğazında düğüm olan çikokatalı kek, uygun olmayan arkadas anılarıyla kendıne daır psıkolojık tahlıllerı ile yüreğime dokundu. Melteme dair cok uzun konusabilirim,onda kendımden cok his buldum... Olumsuz gördüğüm hususlar ise yazarın iki kişiyi konusturken bazı yerlerde Selıme teyze Meltemın yasında gibi konusturuyordu. Yanı karakterler içini dökerken bazı cümlelerde karakterlerin dili birbirine benziyordu. Bir yerde verdiği tepkı genc kız tepkısı gibiydi mesela dıkkatımı çekmişti... Roman okurken bir Zülfü Livaneli, Elif Şafak gibi içine almasını beklerim. Bu beklentimi karsılamadı ancak dediğim gibi bu kitap benım için uzun yazılmıs bir hıkaye kategorısınde.
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,8bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ana - Maksim Gorki
Puan vermedi·432 syf.··
2026 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 15:36
“Yasaklı kitaplar okuyorum ben anacığım. Bizlerin, işçi yaşamımızla ilgili gerçekleri yazdıkları için okumaları yasaklanan kitapları okuyorum.” diyor Pavel. Ana ise korkuyor oğlunun başına bir şey gelecek diye. Fakat Pavel “Başımıza ne geliyorsa korktuğumuz için geliyor. Bizi yönetenler korkumuzdan yararlanıyorlar, bu daha çok korkutuyor bizi.” diyor… Rus Devrimi öncesindeki Çarlık sistemi, bu dönemdeki alt ve üst sınıf arasındaki ilişki, işçinin emekçinin durumu anlatılıyor bu kitapta. Ana yani Nilovna ve oğlu Pavel kitabın ana karakterleri. Küçük bir yerde çalışan fabrika işçilerinin sömürülmesi artık bazı kişilerin canına yetiyor ve bu duruma baş kaldırmak için harekete geçiyorlar. İnsanların sosyal hayatı yok denecek kadar az çünkü hepsi patronlar için çalışıyor ve tuzu kuru olan kesim için işçilerin yaşadığı hiçbir şey önemli değil. Maksim Gorki birçok karakter üzerinden sosyalizmi anlatıyor. Özellikle Ana karakteri, Nilovna, romanın en başından en sonuna kadar öyle bir değişim gösteriyor ki okurken çok duygulandım. En baştaki o korkak, çekingen kadının yerine güçlü ve cesaretli harika bir kadın geldi. Herkesin anası oldu çıktı, herkesin derdine ortak oldu. Roman gerçekten muhteşemdi, okuduğum en güzel klasiklerden biri oldu. Rus romanı olması sebebiyle en başta çok korkmuştum dili ağır olur mu ya da karakterler çok fazla olur da karıştırır mıyım diye ama hiç zorlanmadım. Çevirisi de üslubu da harikaydı. Öyle bir aktı gitti ki kitap iki üç günde bitirilebilecek bir kitaptı bence. Çok beğendim. İnsanların dayanışması, haklarını savunması, ne olursa olsun yollarından dönmemeleri çok duygusaldı benim için. Çok beğendim. Mutlaka ama mutlaka okumalısınız!
Edebiyat & Roman
AnaMaksim Gorki · Can Yayınları · 201834,4bin okunma
İnsanın kullandığı ilk alet, başka bir insandır
10/10
·387 syf.··
Beğendi
·
2023 29. kitabı
Yeraltı Edebiyatımızın önemli kalemlerin önde gelen yazarı Hakan Günday. İnsan kaçakçılığı, mültecilik, sınırlar ve insanlık durumu gibi evrensel veher dönemin önde gelen konularını çok güzel bir şekilde ele alıyor. Daha, insan kaçakçılığı, şiddet ve ahlak kavramlarını sert ve sarsıcı bir dille ele alan bir romandır. Hikâye, çocuk yaşta insan kaçakçılığı dünyasının içine sürüklenen Gazâ adlı karakterin gözünden anlatılır. Gazâ, babası Ahad ile birlikte Ege kıyılarında mülteci kaçakçılığı yapar. Ahad acımasız, baskıcı ve çıkarcıdır; insanları yalnızca para kaynağı olarak görür. Gazâ ise bir yandan babasının şiddetine ve suçlarına maruz kalırken, diğer yandan hayatta kalabilmek için bu dünyanın kurallarını öğrenmek zorunda kalır. Roman boyunca Gazâ’nın çocukluktan yetişkinliğe geçişi, masumiyetini kaybedişi ve giderek babasına benzemesi anlatılır. Mültecilerin yaşadığı insanlık dışı koşullar, umutsuzlukları ve sömürülmeleri romanın merkezindedir. “Daha” kelimesi, hem kaçakçıların doymak bilmeyen hırsını hem de şiddetin ve kötülüğün sürekli artışını simgeler. Gazâ’nın iç dünyasında süren çatışma, suçluluk, korku ve güç arzusu ile derinleşir. Güç ve para hırsı insanlığı yok eder. Ahad karakteri, çıkar uğruna vicdanını tamamen kaybetmenin insanı nasıl canavarlaştırdığını gösterir. İnsan hayatı bir meta değildir. Mültecilerin sayıya ve kazanca indirgenmesi, insan onurunun ne kadar kolay yok sayılabildiğini gösterir. Bla bla gibi devam ediyor. Konuyu uzatmadan okumanızı öneririm.
DahaHakan Günday · Doğan Kitap · 202517,1bin okunma
10/10
·110 syf.··
2025 50. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2025 11:57
#kitapyorumu YABANCI ALBERT CAMUS Alıntı Başkalarından daha erken ölecektim, orası aşikârdı. Ama herkesin bildiği gibi, hayat yaşamaya değmez. Meursault, annesinin öldüğünü öğrendiği gün cenazeye katılmak üzere yola çıkar, hava çok sıcaktır. Gün boyu hissettikleri dış dünyaya ait uyaranlardan öteye geçmez; sıcak, ışık onu rahatsız eder, dikkati kendi bedeni üzerindedir. Herkes ondan bir oğul olarak duygusal bir tepki beklerken o duyusal dünyaya dikkat kesilmiştir. Habbuk onun kayıtsızlığı, sadece annesinin ölümüyle ilgili değildir. Birkaç gün sonra sessiz bir kumsalda yüzerken, onu tekrar edilmez bir eylemde bulunmaya sevk edecek olan da aynı kayıtsızlıktır. Meursault, anlamın olmadığı yerde bir anlam varmış gibi davranmayı reddeder. Yabancı’nın çıkış noktasını oluşturan da budur. Camus, saçma felsefesinin temel unsurlarını Meursault’ta bir araya getirerek, toplumun saldığı bireyin özgürlüğü arasındaki açmazı, kişinin kendine ve topluma karşı yabancılaşmasını açığa vuran kült bir roman ortaya koyar. “Camus’nun karamsarlığı kabullenmiş değil, tam aksine bir eylem hatta isyan çağrısıdır. Romanı bitirdikten sonra Meursault’ya karşı karışık hisler beslesek de dünyanın iyi bir yer olduğuna ve değişmesi gerektiğine inanırız.” Mario Vargas Llosa Alıntılar O zaman sık sık düşünüyor ve içimden: beni kuru bir ağaç kovuğunda yaşamaya zorlasalardı da gökyüzüne bakmaktan başka bir işim olmasaydı, yavaş yavaş buna da alışır giderdim, diyordum…. Zaten anacığım da böyle düşünür ve sık sık, "İnsan eninde sonunda her şeye alışır," der dururdu. İnsan eninde sonunda herşeye alışır . #fransızedebiyatı #yabancılaşma #toplum #saçmafelsefesi burjuvaahlakı Okuduğum en güzel psikolojik eserdi .
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
Uyanış Ana!
8/10
·432 syf.·
2025 142. kitabı
ANA! ''Hükümet gibi kadın!'' lafı vardır ya hani, heh işte tam da bu romana yakıştırılasıdır benim gözümde. Sayfalarındaki o her an bir arbede yaşanacakmışçasına hoyratlaşan satırlar kendi aralarında kitabı kapattığımda kim bilir kaç kez burun buruna gelmişlerdir. Eeee bi yerde gerilim de lazım tabi:) lakin bu oldukça çetin cevizli bir gerilim. Toplumcu gerçekçilik akımının başyapıtlarından biri olarak kabul edilen devrimci liderist bu roman, genel perspektif olarak Rus proletaryasının Çarlık Rusya'sına karşı verdiği devrimci mücadelenin romanıdır, ee durun durun hatta akıl kitabıdır demek daha uygun düşer bence. Çünkü paylaştığım birçok alıntılarda da bu söylemimi yansıttığını düşündüğümü söylemek isterim. Bu tarz birçok temaya ev sahipliği yapan ve misafirliği devam çeşitli sunumlarla devam ettiren -bildiri- kitaplarını; akla zindelik, vücuda dinamiklik, hücrelere özgürlüğü koklatan, tepeden tırnağa yapılan manifestolarla çığır açan bir yapıta dönüştüğünü görebildiğim için çok seviyorum, ve gururla okuyorum. Dedim ya birçok temaya ev sahipliği yapmakta. Gelin biraz da bu temaları bu tür kitaplara uydurduğum 'alıntılar izinden kalıntılar' sistemimle kitabı derinlemesine nüfuz edebilelim. ** "Burada yaşam her zaman böyleydi yıllar bulanık bir sel gibi ağır ağır bir yerlere doğru akıp gidiyordu, geçmişin aynı düşünce, davranış alışkanlıklarını bütünüyle sımsıkı bağlıydı, kimse de bu yaşam biçimin değiştiğimi denemek istemiyordu." tâ ki bir yiğit gözü pek çıkana kadar. Uyanmanın ayak izlerini çoktan görmüştü o yiğit evlat, "Yasak kitapları okuyorum ben anacığım bizlerin işçi yaşamımızla ilgili gerçekleri yazdıkları için okunmaları yasaklanan kitapları okuyorum, gizli basıyorlar onları ve bu kitapları bende bulurlarsa hapse, gerçekleri öğrenmek istediğim için hapse
İnceleme
AnaMaksim Gorki · Can Yayınları · 201834,4bin okunma