Selami Çınarcı
Puan vermedi
SON ZİL ÇALMADAN KAN VE TEPEŞİR SELAMİ ÇINARCI @ yazarımızın geçtiğimiz yıllarda zirvelerin ötesinde kitabını okumuştum. Şimdi ise Son zil çalmadan kitabı ile geldim. Zeyra her türlü baskı ve zorluğa rağmen okuyup Öğretmen oldu. Ama çocukluğundaki travmalar, toplumsal önyargı ve dayatmalar, kadın olmanın getirdiği ağır sorumluluklarla birlikte,acımasız ve tabiki hayat şartları peşini bırakmaz. Zeyra öğretmen’in tayini batıya bir kasabaya çıkar. Uzun bir otobüs yolculuğundan sonra,çok şükür öğretmenlik yapacağı kasabaya gelir.Bir otele yerleşir. Daha fazla Otel de kalamayacağına karar verir. Tuhaf ve kimse ile görüşmeyen bir bayanın evini kiralar ve taşınır. İlk zil çalar Zeyra’nın heycanı ve mutluluğu gözlerinden okunuyor. Ama illaki bir engel olacaktır. İlk karşılaştığı değişik kıyafetli müdür yardımcısı Kenan bey olur.Tuhaf Kıyafetlerinden ziyade bakışlarından hiç hoşlanmayan Zeyra içine dolan huzursuzluk ile sanki başına gelecekleri hissetmiş gibi tedirgin olur. Ama gel zaman git zaman okuluna alışan Zeyra öğretmen bir gün beş kişi tarafından kaçırılır.Kendisinden hiç haber alınamaz. Zeyra öğretmenin başına gelenler ! Yaşadığı korku psikolojik travmalar,gördüğü şiddet,benim kanımı dondurdu okurken. Ama Zeyra öğretmen yetiştiği topraklardandan ve üniversiteden deneyimleri,pratik zekası ve iç güdüleri ile o zalimlerin elimden kurtulur. Devamı kitapta… Kadın olmanın ne kadar zor olduğunu hepimiz biliyoruz ve okuyoruz. Güçlü kadınlar Zeytin Ananın yetiştirdiği Zeyra gibi olmalı.Korkusuz,zorluklara göğüs geren,asla yılmayan,gücünü kendinden alan kadınların hikayeleri beni her zaman mest etmiştir.
Son Zil ÇalmadanSelami Çınarcı · Dionysos Yayın Group · 202547 okunma
Şeytan Tuzağı
Puan vermedi·182 syf.··
2025 71. kitabı
Selam canlar Bugün sizleri Zehirli kalem öyküleri - 5 Şeytan tuzağı isimli öykü kitabı ile tanıştıracağım... @herdemkitapyayin 'dan sevgili @gencoy_sumer ' in hazırladığı kitapda birbirinden başarılı 10 öykümüz bulunuyor... Hemde ödüllü öyküler... 2020 yılında başlayan Dedektif dergi'nin zehirli kalem polisiye öykü yarışmasının beşincisi 2024 yılında yapılmış büyük ödülü kitaba ismini veren ŞEYTAN TUZAĞI almış. İkinciliği ve üçüncülüğü alan öykülerimiz de kitapta yer alıyor. Öykülerin hepsi birbirinden güzel polisiye severler kesinlikle okumalı hatta polisiyeye yeni başlayacak olanlar için de çok güzel bir kitap sıkmadan kısa , öz ve akıcı bir şekilde anlatılmış öyküler. Şeytan tuzağı Bu sabah pek tadım yok Oyuncak tabanca Ana ananın dişleri Çok yaşasın Yaz katili Karşı Ölümün olacaksın Bir gecede ünlü oldum İmkansız Bu öykülerimiz yer alıyor kitabımızda ben severek okudum eminim sizlerde seveceksiniz. Hepsinden ayrıntılı bahsetmek istesemde bu mümkün değil sizler için bir kaç öyküden bahsedeceğim.. Şeytan tuzağı ile 1322 yılına gidiyoruz. Kostantiniyye şehrinde Sultan Abdülhamid-i sani hazretleri'nin kıymetli devlet adamlarından Cevdet Kamil Paşa'nın oğlu Ali Faruk Bey'in cesedi Bourget yalısında bulunur. Emektar kahyanın fark ettiği şöminenin üzerindeki duvara yazılmış bir not vardır. Dedektif Kadırgalı Dikran Efendi olayı çözmek için gelir. Peki bu cinayeti kim işledi ? Ve kimin üzerine atmak istiyorlardı ? Oyuncak tabanca öyküsünde, Başkomiser Can sokak ortasında bir kadının öldürüldüğü haberini alınca işin peşine düşer. Öldürülen Aysel kimdi?
1000Kitap
Şeytan TuzağıKolektif · Herdem Kitap · 202517 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?*
8/10
·559 syf.··
2025 106. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2025 23:51
Victor Hugo ve Notre Dame'ın Kamburu 19. yüzyılın başlarında Paris şehir planlamacıları, Notre Dame Katedrali'nin bakımsızlığından ötürü katedrali yıkmak istemiştir. Victor Hugo, halkın ilgisini katedrale çekmek ve yıkılmasını önlemek için yaklaşık altı ay gibi bir süre içinde bu romanı yazmıştır. Roman, 15. yüzyıl Fransası'nda geçmektedir. Kitap, 11 ana bölüme ayrılmış ve her bölüm ayrı bir kitap olarak isimlendirilmiştir. !Spoiler Uyarısı! "İlk olarak Üçüncü Kitap bölümünü değerlendirmemin sebebi, bu bölümün kitabın en zor bölümü olduğunu düşünmem. Kitabı okumadan önce incelemeyi okuma fırsatı bulan okuyucuların, bu bölümdeki tavsiyelere uyması halinde kitaptan daha fazla keyif alacağını düşünüyorum." Üçüncü Kitap bölümünden sonrası spoiler içermektedir. Katedralin duvarında yer alan ve kitabın kaleme alınmasını sağlayan bir kelime: ANAΓKH – "Kader" Gelelim romandaki önemli karakterlerin Victor Hugo tarafından yazılmış kaderlerine… Üçüncü Kitap (113-148. sayfa) Notre Dame ve Kuşbakışı Paris kısımlarını barındıran bu bölüm, yazarın kaleminin ne kadar kuvvetli olduğunu gösterse de okuyucuyu hikayeden koparıyor. Uzun uzadıya tasvir edilen katedral ve dönemin Paris’i zaman zaman sıkıcı olabiliyor. Mimarinin ve katedralin şehir için önemi çok güzel anlatılsa da günümüz okuyucusuna pek hitap edeceğini sanmıyorum. Naçizane tavsiyem, bu bölümü okumakta zorlanıp kitaptan kopmaktansa, Notre Dame Katedrali’ni sanal tur ile ziyaret edebilir, Notre Dame ve Paris hakkında kısa bir belgesel veya video izleyerek bu bölümü okumamış olmanın getirdiği eksikliği telafi edebilir ve kitaba keyifle devam edebilirsiniz. Kitabı yarım bırakan çoğu okurun bu bölümde bırakmış olduğuna eminim, ama bunu ispatlayamam. Bölümde altını çizdiğim tek cümle: “Halk söküp almadıkça, kral ayrıcalıklarından
Edebiyat
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
8/10
·200 syf.·
2024 138. kitabı
Kızıl Elma Neresi Ömer Seyfettin En son Ağustos 2022 tarihinde bir Ömer Seyfettin kitabı okumuştum iki yıl sonra bir Ömer Seyfettin kitabı okumak çok güzel oldu. Bu kitap 12 tane Ömer Seyfettin hikayesinden oluşuyor ben daha önce bu hikayelerin iki tanesini okumuştum lakin on tanesini ilk defa okuyorum. Kitabın sonuna lügat koyulmuş ben istifade etmedim lakin ama bilmeyenler için çok güzel bir düşünce ve çalışma olmuş. Hikayelerin tahlili ise şöyledir. Ömer Seyfettin kaleme aldığı «Kızıl Elma Neresi?» hikayesinde, ordunun hükümdara olan mutlak itaatı nın ötesinde onu milli bir ülküye doğru nasıl zorladığını gösterir. Hikayede, Padişah divanında yapılan toplantıda «Kızılelma»nın neresi olduğuna dair padişah dahil olmak üzere Divanda hazır bulunan bütün devletin önde gelen yönetici kadrosu olan paşalar ve vezirlerce tartışılır. Herkes birşeyler söylerse de bu sözler padişahı tatmin etmez. Sonunda aydınların çözemediğini yine halktan ordudan kişiler çözer. Zira büyük idealler ve milli ülküler yukarıdan değil halktan gelir ve yukarıyı yönlendirir. Buna göre, Kanuni Sultan Süleyman der ki; « Gördünüz ya, Kızılelma benim gitmek istediğim ve Hakk'ın beni götüreceği yerdir. Fakat yine de «Kızılelma» belirtilmiş olmaz.. Gerçekte Kızılelma, eski bir Türk idealinin ismi diye bilinir. Bu ideal, Oğuz destanına göre; Türkler'in batıya akmaları, büyük denizlere ve büyük ırmaklara sahip olma ülküsü idi. Müslümanlıktan önceki asırlarda, Kızılelma'nın, bazan Çin'e akmak, Çin'e veya Hind'e sahip olmak tasavvuru biçiminde olduğu da görülmektedir. Fakat, bilhassa Müslümanlıktan sonradır ki, Kızılelma, tarihlerde ve diğer yazılı kaynaklarda, Türk hakimiyetinin ve Türk-İslam idealinin varmak istediği hedef olarak sembolleşmiştir. Türklüğe yabancılaşıp, damarlarında Türkten başka kan bulunduğuna inanıp, Türklükten uzaklaşanlar da
Edebiyat
Kızıl Elma NeresiÖmer Seyfettin · Akran Yayıncılık · 1988383 okunma
Puan vermedi
KİTABIN YAZARI HAKKINDA Kırgız edebiyatının en tanınmış, belki de en çok sevilen yazarlarından biridir. İlk öykülerini Kırgızistan Tarım Enstitüsü’nde okuduğu yıllarda yazıp yayımlamaya başlamıştır.1957’de Sovyet Yazarlar Birliği’ne kabul edilmiştir. 1958’de ilk uzun öyküsü ‘Cemile’ yayımlandıktan kısa bir süre sonra, yapıtının yabancı dillere çevrilmesiyle dünyaca tanınan bir yazar olmuştur. Dilimize ‘Öğretmen Duyşen’ adıyla da çevrilmiş olan ‘İlk Öğretmenim(1961)’ Aytmatov’un ülkemizde tanınıp sevilmesini sağlamıştır. 1963’te Lenin Edebiyat Ödülü’nü alan yazarın toplumsal sorunları ele aldığı yapıtların başında ‘Hasat Yolu(1963)’ ve ‘Kopar Zincirlerini Gülsarı (1966)’ gelir. Kendisi geleneklerine bağlı kaldığı için eserlerinde milletinin tarihi boyunca kazandığı, sosyal, ahlaki, edebi, kültürel ve askeri ne kadar yanı varsa hepsinin maddi ve manevi zenginlikleri ile birlikte eserlerine yansıtmıştır. Milletinin savaşlardaki acılarını kahramanlıklarını, tecrübelerini yazılarına aktarmış ve milletinin tüm değerlerini yazıya dökmüştür. Eserlerinde kendisinin de söylediği üzere hep Tipik İnsan’ı ortaya koymaya çalışmış. KARAKTER ANALİZİ MÜMİN DEDE: 70’li yaşlarda iyi kalpli, yardımsever, çalışkan köse bir ihtiyardır. Damadı Orozkul’un yanında çalışmak, ikinci karısı ve torunu ile yaşamaktadır. Kendisine haksızlık yapıldığında bile sebat edip çalışan biridir. ÇOCUK: 5-6 yaşlarında, kısa boylu, kepçe kulaklı, çirkin arkadaşı olmayan, mutsuz ve küçük bir bölgede büyük hayaller kuran bir çocuktur. OROZKUL: iri yarı kaba saba bir adamdır. Çok fazla içki içip her gün karısını döven bir orman korucusudur. Ancak ormana en çok zararı veren yine kendisidir BEKEY: Orozkul’un karısı Mümin’in kızıdır. Kısır, sabırlı ve hoşgörülü bir kadındır. Kitap boyunca ağladığına şahitlik
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ufuk Kitapları · 200887,6bin okunma
Sağ ol Toprak Ana, sağ ol!
10/10
·136 syf.··
2023 181. kitabı
Diş ile tırnak ile işlenen, kan ile ter ile sulanan bir toprak, nasıl olur da dile gelip yaralar yüreğimizi? Nasıl şahitlik eder ilk ve son arasındaki akılalmaz mihnete? Sahi biz insanoğlunun toprakla ilişkisi yağmur sonrası duyduğumuz güzel kokudan mı ibaret? Bağrına atılan her tohumu insan için lezzetli bir yemeğe dönüştüren toprak, sevdiklerimizi aldığı için mi güzel kokar böyle? Cengiz Aytmatov’un acıyı alıp, ressamların resme başlamadan önce attıkları ilk gölge gibi, fonuna bir güzel yerleştirdiği ve II. Dünya Savaşı’nı anlattığı için aslında bir savaş kitabı olan Toprak Ana adlı eseri, alışılagelmiş biçimde cephedeki fedakârlıkların anlatılmadığı, içinde tek bir çatışma sahnesinin olmadığı, tank, top, tüfek, süngü, miğfer gibi kavramların esamesinin okunmadığı bir savaş kitabıdır. Çünkü Cengiz Aytmatov, savaşı kazanılan bir zafer ya da yapılan bir fetih üzerinden değil toprağı savunmayla tanımlar. Toprak, bu eserinde acının bizzat kendisidir. Ancak, öyle aşk acısı gibi bir acıdan söz etmiyorum. Neredeyse ete kemiğe bürünmüş, karşınıza geçip oturmuş bir acı… Nefesini her daim ensenizde hissettiğiniz türden bir acı… Kendini işleyen gücü yitiren toprak ile cephede eşini ve oğullarını kaybeden bir ananın, aynı acılar düzleminde, aynı yok oluş çizgisinde buluştuğu bu eser, hem insanlara hem de toprağa acılar veren savaşlardan geriye kalıp açlıkla, kıtlıkla, yoksullukla mücadele ederek hayatta kalmaya ve hayata tutunmaya çalışan annelerin, ablaların kitabıdır. Savaş olmasa dahi acının hayatımızda daima olacağı, bu nedenle asıl vurgunun acıya karşı vereceğimiz tepkinin ne olacağı konusuna odaklandığını düşünüyorum. Cengiz Aytmatov sapından çöpünden ayrılmış bu saf acıyı lafı dolandırmadan, duyguları kemirmeden kucağımıza bırakıyor. Sonra iki karakter koyuyor önümüze: Tolgonay ana
Edebiyat
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202278bin okunma