Ancak insanların kendileri ve başkaları hakkındaki fantezile-rinin ötesine geçebilirsen, diye devam etti Elena, her şeyin gerçek değerini bulduğu ve olduğu gibi göründüğü bir gerçeklik düzeyine ulaşmış olursun.
Mussolini, Hitler gibi ırkçı bir fanatik değildi. Ancak antisemitizm yine de onun ırkçı zihniyetinin bir parçasını oluşturuyordu. Irkçılığı uzun süredir devam ediyordu ve rejimin çökmekte olan dinamiğini canlandırmaya yardımcı olmak için antisemitik bir kampanyayı hızlandırmada büyük bir kişisel rol oynadı.
Zamanın eşlik etmediği psikolojik ve insani bir deneyim yoktur; ancak sadece saat zamanı, saatleri her birimiz için eşit dilimlere bölen ve doğal olarak içsel (duygulanımsal) her nevi yankıya yabancı olan geometrik zaman yoktur. Sadece kum saati zamanı yoktur, yaşanmış zaman mahiyetinde ve her birimiz için durumdan duruma, andan ana değişen, saatlerin kronolojik dilimlerinden bağımsız olan, aynı zamansal süreci bize farklı uzunluklarda yaşatan öznel, yani içsel zaman da vardır.
İslam hukukunda, "belirli bir lafız ya da onun yerine geçen bir sözle nikâh bağının ortadan kaldırılması" şeklinde tarif edilen talâk cahiliye devri Arap toplumunda farklı şekillerde uygulanan bir prosedürdü. Bir erkek karısını boşamak istediğinde, "habluki alâ ğâribik (ipin/yuların boynundadır; artık serbestsin), "enti muhallâ kehâze'l-baîr" (bağından çözülüp salıverilmiş şu deve gibi artık serbestsin), "enti haliyyetün" (artık serbestsin) gibi kinayeli sözler kullanır ve böylece talâk gerçekleştirdi. Boşanmayla ilgili bu tabirler göçebe Arapların kültürünü yansıtmaktadır. Zira "talâk" kelimesi deveye atfen "bağından kurtulmak, bağını çözmek" anlamına gelmekte, "tâligun" kelimesi ise serbest ya da başıboş bırakılmış deveyi ifade etmektedir. Keza baîr, habl ve haliyye kelimeleri deve, ip/yular ve salıvermek gibi anlamlar içermektedir. Boşanma sırasında telaffuz edilen bu kinayeli sözler İslâmî dönemde de kullanılmıştır. İbn Ömer bu konuya dair şöyle demiştir: "Cahiliye devrinde bir adam karısına, 'enti haliyyetün' der ve bu söz üzerine kadın kocasından boşanmış olurdu. Bu söz İslam'da da [kinayeli] talâk ifadesi kabul edilir. Bir kişi talâk niyetiyle bu sözü telaffuz ettiğinde boşama gerçekleşir." Cahiliye devrinde boşama hakkı erkeğe aitti. Erkek karısına bir kez "Boşsun" (enti tâlikun) dediğinde evlilik nihai olarak sona ermez, dilediği takdirde karısına dönebilirdi. İkinci boşamadan sonra da aynı şey geçerli idi. Fakat üçüncü boşamanın ardından eşine dönmesi mümkün değildi. Rivayete göre cahiliye devrinin meşhur şairlerinden A'şâ bir kadınla evlenmiş, fakat kadının yakınları dayak tehdidiyle A'şâ'yı boşanmaya zorlamışlardır. Bunun üzerine A'şâ kadını bir kez boşamış, ancak kadının yakınları A'şâ'yı ikinci ve üçüncü kez boşamaya icbar etmişlerdir. Üç talâk İslam