Puan vermedi·344 syf.··
2026 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 17:34
OL MA DI Kamera bir anda okulun “Mean girl”lerine yönelir. Hani şu çevrelerindeki herkesten farklı görünen; güzel, zengin, kusursuz ve adeta bir bebek gibi özenle yaratılmış kızlara. Korku filmlerinde, gençlik dizilerinde ya da herhangi bir popüler kurguda bu kız grubunun hiç de güven vermeyen bir yapıya sahip olduğunu biliriz. İnsanlar onların çevresinde olmak ister ama hikâye ilerledikçe genellikle en karanlık sürprizlerin onların arasından çıktığını görürüz. Aslında bu, kurgunun en temel ve en zayıf şaşırtma yöntemlerinden biridir. Bir böcek görünce çığlık atacak kadar kırılgan görünen karakterlere cinayetler işletmek, onları karanlık ve kanlı olayların merkezine yerleştirmek yıllardır kullanılan bir anlatı tekniğidir. Mona Awad’ın Tavşan adlı romanı da tam olarak Dark Academia diyebileceğimiz bir atmosferde geçiyor. Romanın başkahramanı Samantha, Warren Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık eğitimi alan bir öğrenci. Samantha bulunduğu çevrede eğreti duran bir karakter; oraya ait değil. Bu aidiyetsizlik hissini özellikle ‘’Tavşanlar’’ üzerinden görüyoruz. Kitabın ‘’Mean Girl’’leri birbirlerine Tavşan olarak seslenirler. Türkçeye çevriminde kulağı tırmalasa da İngilizce aslı ‘’Bunny’’ oldukça sempatik bir artikülasyon yaratıyor. Ne demiştik? Bu tür karakterler kurgulanırken genellikle bir bebek gibi tasarlanırlar: zararsız, şirin, tatlı ve sempati uyandıran figürler olarak karşımıza çıkarlar. Tam da bu yüzden onların içinden çıkan karanlık taraf okur üzerinde daha büyük bir etki yaratır. Eğer Samantha’nın bu karakterleri kendi zihninde yarattığını, hatta onları birer kurgu karakter olarak inşa ettiğini kabul edersek romandaki bazı detaylar daha anlamlı hâle geliyor. Karakterlere sürekli bebeksi kıyafetler giydirmesi, saçlarını çocuklar ya da porselen bebekler gibi
TavşanMona Awad · İthaki Yayınları · 2024749 okunma
İnsanlar Garip, Sedaris Daha da Garip
6/10
·245 syf.··
2026 16. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 13:24
Sedaris bir komedyen ve bu kitapta 26 bölümden oluşan otobiyografik bir stand-up gösterisi sunuyor. Aile ilişkilerinden eşcinsel kimliğe, aidiyet duygusundan yaşlanmaya kadar uzanan konuları, seyahatlerinin ve geçmiş deneyimlerinin içinden süzerek anlatıyor, gözlemlerini büyütüp absürt noktalara taşıyarak beklenmedik son vuruşlar yapıyor, gündelik hayatın saçmalıklarına işaret ediyor, başından geçenleri eğlenceli hikayelere dönüştürüyor. Hayatın içinden süzüp sunduğu tespitleri oldukça ilginç. Mesela, dil öğrenme programlarında bulunmayan, sadece seyahat ederken fark edilebilecek bir detay: İtalya veya Japonya'daysanız ve birisine "Nasılsın?" diye sorduğunuzda muhtemelen "İyiyim, siz?" cevabını duyarsınız ama Almanya'da "Pek iyi değilim" karşılığı verilir, çünkü insanların sırf kibar olmak için bunu sormalarını anlayamazlar. Başka bir anekdot: Londra'dayken, Obama'nın göreve başlama törenini her üç saniyede bir siyahi olmasını vurgulayan BBC'de izler, ve bundan rahatsızlık duyar. Ardından aydınlanma gelir: "Eğer Amerika ilk eşcinsel başkanını seçmiş olsaydı, bunu idrak edebilmek için, birkaç bin kez duymayı isterdim." Hikayelerinin bir kısmı oldukça ofansif, küçümseyici ve indirgeyici. Hedef tahtasına sıklıkla kendisini de koyuyor olmasına rağmen bu, bazı okuyucularını rahatsız edebilir. Oysa benim nezdimde Sedaris, ikiyüzlü bir dünyanın meraklı bir gözlemcisi, iyi niyetli bir hicivcisi, ve okurunu da dünyayı kendi gözlerinden görmeye davet ediyor. Dünya çapında çok sevilen yazar, anlattığı hikayeler kadar insanların küçük kusur ve çelişkilerini yakalama becerisi ile de 25 farklı dilde okuyucularını güldürmeyi başarıyor. Uzun bir seyahat sırasında elimin altındaki bir kitaptı ve deneyimlediğim her yeni anı, bir de onun gözünden okumamı sağladığı için ben de çok
Hadi Baykuşlarla Diyabet KonuşalımDavid Sedaris · Epsilon Yayınevi · 201819 okunma
Reklam
Puan vermedi·162 syf.··
2026 34. kitabı
·
89 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:59
Bu tarihi anlatı,Bizans İmparatorluğu’nun -12.yüzyılın ilk çeyreği ila son çeyreğini kapsayan -durumunu aktarmaktadır. Bahsedilen devirde Ioannes ve Manuel Komnenos Bizans’ın hükümdarlarıdır. Anlatıya Ioannes zamanında yaşananlarla başlanmakta,Manuel’in ölümüyle Historia sona ermektedir. Bizans’ın 12.yy.daki iç siyasetinin yanında özellikle Macar,Sırp,Venedik gibi toplumlarla olan münasebetleri de eserden edineceğimiz bilgiler arasında. Bizi daha ne çok ilgilendiren kısım ise Haçlı Seferleri sırasında yaşananlar ve Anadolu’nun durumu… Özellikle Miryakefalon Savaşı’nın oldukça canlı bir şekilde tasviri Anadolu Selçuklu tarihini merak edenler için ilgi çekici gelecektir. Bizans’ın-aynı zamanda Haçlı veya Batı dünyasının da- İslam dinine olan nefretini yazar,hem kendi hem de Hristiyan din adamlarının ağzından net bir şekilde ifade etmekte. Bununla birlikte Manuel’in ölüm döşeğindeyken-metindeki söyleyişle- Muhammed’in tanrısına(!) lanet edilmesini yasaklamak istemesi de ilginç bir anekdot olarak karşımıza çıkıyor. Tarihi,ilk kaynaklarından okumak çok daha güzel.
Tarih
HistoriaNiketas Khoniates · Türk Tarih Kurumu · 202026 okunma
Puan vermedi
Baştan söylemeliyim ki; bu bir inceleme yazısı değil. Bir arka kapak yazısı olabilecek minvalde bir şey… Sümbüllere Sor Beni’ye dair küçük bir anekdot. Katman katman bir hikâye, kazıdıkça kanayan, kanadıkça acıtan; rüyaların, sancıların, geçmişin ve geleceğin öyküsü. Sadece fakir bir kız ile zengin bir adamın romanı mı? Belki çok daha fazlası… Kadersel bağların iç içe geçtiği bir hayat. Kader, hataları düzeltme yoluna gider. Tam olarak bunun hikâyesi. Hayatı çalınan bir kız ve çok seven bir adam. Peki, sevmenin bir bedeli olur mu? Ama Jackson’ın sevmesinin bir bedeli var: Kendi hayatı! Güzel ve Çirkin’deki güller ne ise, burada sümbüller oydu. Belki de bir çiçek her şeyin başlangıç noktasıydı. Bir yanda yirmi birinci yüzyılın mimari dehası, dünyada en genç yaşta Pritzker Mimarlık Ödülü’nü kazanan, İngiltere’nin en zengin adamı: Jackson Moore. Diğer yanda yetimhanede büyümüş, Londra’da resim eğitimi alan burslu bir Türk öğrenci: Ahdar. Adı “yemyeşil” olmasına rağmen hayatı öyle değildi. Ama bir gün ünlü bir ressama dönüşecekti. Biri, iki yaşındayken yetimhaneye bırakılmıştı; diğeri, on iki yaşında ailesini bir yangın kazasında kaybetmişti. Londra, saklı bir aşka ev sahipliği yapacaktı. Acılarla perçinlenmişti hayat, şiddete susamış ellerin kanadında…
Sümbüllere Sor BeniMelias · Kobo Kitaplar, Google Play Kitaplar · 20260 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 20:35
Stephen King'in yaşamından kesitler, yazma hakkında bir kaç anekdot, yaşam hakkında önemli bilgiler verdiği biyografik tarzdaki yazar gelişim kitabı türünün değişik örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Kitap temelde iki bölümden oluşmakta. İlk bölüm kendi hayatı ile ilgili bölüm. Bu bölümde çocukluktan yetişkinliğe kadar olan kısımı incelemiş. Hayatta karşılaştığı zorlukları, pes etmeyişini, aile yaşamını, eşini, eşinin desteğini, alkol, uyuşturucu ile ilgili problemlerini, bu problemleri nasıl aştığını, mütavazi yaşayarak nasıl Sadık okurları tarafından kral ilan edildiğini anlatıyor bu bölümde. İkinci bölümde bir roman ya da hikaye yazarken nelere dikkat edilmesi gerektiğini, dili, cümle yapısını, gereksiz cümle kullanımlarını çok belli kalıplara girmeden ve okuyucuyu sıkmadan anlatmaya çalışmış. Kitabın sonunda da 2000 li yıllara kadar neler okuyup daha çok neleri sevdiğini listelemiş. Kitabın dili günlük konuşma dili ile yazılmış olduğundan, ki sokak dilinin de bolca yer aldığını görmekteyiz, rahatça okunan bir biyografik eser. Bana göre sadece yazma işi ile uğraşanlar kadar yazmayanlar da okumalı. Çünkü kitapta hayatın ne kadar zor olduğunu, bugün dünyanın en iyi yazarı bile olsanız başından nelerin geçtiğini, acıları, hüznü, mutluluğu okuyoruz. Yeni bir işe başlarken önümüze çıkan ilk engelde pes etmememiz gerektiğini, evlenmeye yeni karar vermişsek ortaya çıkan maddi ya da manevi zorluklarda çabucak sinmememiz, mücadele etmemiz gerektiğini bir çok bu tarz kitaplarda okuyamayız. Okurlar ve hayatta duyguları ile yön alan insanlara az sayfada ama çok manada kılavuz olan bu eser keyifle ve dikkatle okunması gereken bir başucu kitaplarından. Yazarın baştan dediği gibi bu kitabı yazmak için yazmamış. Dolu dolu yazmış. Bizde okumak için okumamalıyız.
Yazma SanatıStephen King · Altın Kitaplar Yayınevi · 20201,254 okunma
10/10
·112 syf.··
2026 6. kitabı
Bilge adam ölçülüdür evrenseldir. Arzularının esiri değildir. Herkes hayatı kendi penceresinden görür. Diğergamlık ve bencilliğinde ortasını bulmalıyız. Ölüm de bir process aynı hayat gibi. Çocuklar gibi anda kalanlar mutludur. Para, şan, şöhret bilgelik getirmez. Bilgelik ancak üzerinde düşünülerek kazanılır. Buddhacı geleneğin 4 erdemi: 1 yalan söylememek 2 kırıcı söz söylememek 3 laf yetiştirmemek 4 boş konuşmamak 40 defa düşünüp 1 kere konuşmak Ahmet arslan dan da bir anekdot ekliyeyim: isa ya bir gün bir kadın ın zina ettiği için recm edileceğini fakat kendisinin buna karşı olduğu sorulur. Hz. İsa da recm edin ama ilk taşı en günahsız olanınız atsın der.
Arayanlar İçin Açıklamalı BilgelikFrederic Lenoir · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020378 okunma
Reklam
Reklam