Han Kang’ın Çocuk Geliyor romanı, yalnızca Güney Kore’nin Gwangju kentinde yaşanan askeri müdahaleyi ve sivil katliamını anlatmıyor; dünyanın başka yerlerinde de yaşanmış benzer acıları yeniden hatırlatıyor.
Bir çocuğun ve onun çevresindeki insanların üzerinden, devlet şiddetinin yalnızca bedenleri değil, ruhları da nasıl yaraladığını gösteriyor. Han Kang’ın dili ne kadar sade olsa da etkisi fazlasıyla yıkıcı; sayfalar ilerledikçe sadece bir ülkenin tarihine değil, insanlığın tekrar eden utancına da ortak oluyorsunuz
Fazlasıyla tanıdık ve bizden bir hikâye Dünyanın iki ayrı ucunda olsak bile; baskının dili, zulmün yöntemi, susturulmak istenen gençlerin kaderi birbirine ürkütücü biçimde benziyor. Hak arayan, ses çıkaran, daha adil bir hayat isteyen gençlerin, çocukların katledilmesi, işkenceden geçirilmesi, kaybolması… Bu benzerlik insanın içini daha da acıtıyor.
En sarsıcı olan ise şu: Kötülük belli kişilere ya da dönemlere özgü değil. “21. yüzyılda bunlar yaşanmaz” ya da “bilim çağında insan bunu yapamaz” yanılgısı, kendimizi avutmanın en tehlikeli yolu. Çünkü kötülük, uygun koşulları bulduğu her yerde ve her zamanda yeniden ortaya çıkmaya hazır…
ÇOCUK GELİYOR
Hang Kang
Çevr: Göksel Türközü
A.P.R.I.L Yayıncılık
8. Baskı, Kasım 2025
189 syf.
️25.01.2026-30.01.2026
Kastamonu
2026/6
#çocukgeliyor #hankang #gökseltürközü #aprilyayıncılık #koreedebiyatı
@aprilyayincilik @turksky21c