Umarım, seküler pozitivist anlayış üzerine kurulmuş olan bilim dünyası, önyargılarını bir tarafa bırakarak, Rusya’nın Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde yaptığı gibi metafizik kavramını bir defa daha ele alabilir.
Gerçi Harvard Üniversitesinde kurulmuş olan “Initiative on Health, Religion and Spirituality” (Sağlık, Din ve Maneviyat Girişimi-Enstitüsü), bu anlamda çalışmalar yapmaktadır. Enstitü, bünyesinde barındırdığı Hristiyan, Yahudi ve Müslüman bilim insanları ile dinî unsurların fiziksel ve psikolojik hastalıklarla ilişkileri üzerine, üniversitenin hastanesi ile iş birliği içinde çalışmalar yürütmektedir.
Yine Endonezya İslam Üniversitesinde öğrencilerle yapılan bir çalışmada, tevbe ve istiğfar neticesinde öğrencilerde; sosyal duygusal sağlık, kendine inanç, duygusal yeterlilik, ailevi ve sosyal çatışmalarla başa çıkabilme becerilerinde olumlu sonuçlar kazanıldığı görülmüştür. Ayrıca anksiyete, kaygı ve depresyon gibi psikolojik sorunlarla başa çıkabilmede pozitif etkiler elde edilmiştir.”20
Var olan tek fobi kendini bilme fobisidir. Psikanalizin ortaya koyduğu fazlasıyla yerleşik ve tutarlı insan doğası tablosunda görünen odur ki, kim olduğumuz her daim ziyadesiyle gözümüzü korkutur.