UĞURUM....
10/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 15:11
Bu kitabın çıkacağı haberini aldığım ilk andan itibaren içimde tarif edemediğim bir heyecan oluştu. Henüz sayfalarını açmadan onun bana bir uğur getireceğine inandım ve “Belki de bu kitap beni kendi arafımdan çıkaracak.” diyerek okumaya başladım. Ben kitapları yalnızca okumayı değil, yaşamayı seven bir okuyucuyum. Karakterlerin yerine kendimi koyar, onların acılarını, sevinçlerini, çaresizliklerini ve seçimlerini kendi iç dünyamda hissederim. Bu romanda da tam olarak bunu yaşadım. Zaman zaman duyguların ağırlığıyla gözlerim doldu, bazen durup uzun uzun düşündüm. Çünkü kitap, beni sadece karakterlerin dünyasına değil, kendi iç dünyamın derinliklerine de götürdü. Yazarın kalemi son derece sade, anlaşılır ve akıcıydı. Güçlü betimlemeleri, olaylar arasındaki bağlantıları ve insan ruhunu çözümleyen anlatımı sayesinde kendimi hikâyenin içinde buldum. Bir insanın bedeninin bir yere ait olup ruhunun bambaşka bir yerde yaşaması ne kadar büyük bir yalnızlık ve çaresizliktir… Bu duygu, kitabın sayfaları boyunca beni derinden etkiledi. Roman boyunca şu sorular zihnimde yankılandı: İnsan kaderini yaşadığı coğrafya mı belirler, büyüdüğü aile mi, yoksa karşılaştığı hayat şartları mı? Bir babanın sevgisini ifade edememesi, bir evladın bu eksiklikle büyümesi, insanın kendi benliğini bulmaya çalışırken bir cenderenin içinde kalması çok etkileyici bir şekilde işlenmişti. Aşkın sadece sözlerle değil, bazen bir şarkının satırlarında anlatılması ise bana doksanlı yılların o derin duygusunu hatırlattı. Sevmek mi daha değerliydi, sevilmek mi? Bir kalbe iki sevda sığabilir miydi? Hangisi gerçek sevgi, hangisi tutkuydu? Kitap, bu soruların kesin cevaplarını vermek yerine insanı düşünmeye davet ediyordu. Ve benim için kitabın en unutulmaz noktası Hakan Günday alıntıları olan “Az”
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202621 okunma
9/10
·264 syf.··
2026 120. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:25
Gece Savaşları, Carlo Ginzburg'un uzun ve titiz araştırmalarının ürünü olan, son derece kapsamlı bir çalışma. Kitapta 16. ve 17. yüzyıl İtalya'sında yaşayan ve kendilerine Benandanti adı verilen insanların hikâyeleri anlatılıyor. Benandantiler, geceleri ruhlarının bedenlerinden ayrılarak kötücül güçlerle savaştıklarına ve böylece toplumun bereketini koruduklarına inanıyorlar. Ancak zamanla bu inançlar, dönemin dinî otoriteleri tarafından farklı şekillerde yorumlanıyor ve sorgulanıyor. Kitap yalnızca Benandantileri anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda dönemin insanlarının dünyayı nasıl gördüğünü, nelere inandığını ve yaşadıkları olayları nasıl anlamlandırdığını da gösteriyor. Bu yönüyle okuru sıradan insanların düşünce dünyasına yaklaştırıyor. Eserin en dikkat çekici yanlarından biri ise içerdiği bilgi yoğunluğu. Kitap boyunca çok sayıda tarihî isim, kavram ve olayla karşılaşıyorum. Buna rağmen çeviri o kadar başarılı ki metinde neredeyse hiç anlam kaybı hissetmiyorum. Ayrıca kitapta yer alan dipnotlar ve açıklamalar, yabancı terimleri ve kavramları anlamayı oldukça kolaylaştırıyor. Bu sayede okuma süreci zorlaşmak yerine daha da zenginleşiyor. Gece Savaşları'nı okurken yalnızca bir tarih kitabı okumuyorum; aynı zamanda dönemin insanlarının inançlarını, korkularını ve düşünce biçimlerini de keşfediyorum. Kapsamı, araştırma derinliği ve başarılı çevirisiyle bende küçük bir ansiklopedi okuyormuşum hissi uyandıran, oldukça değerli bir eser.
Gece SavaşlarıCarlo Ginzburg · Pinhan Yayıncılık · 2022191 okunma
Reklam
Dostluk ve sanatın içiçe geçmiş hikayesi
Puan vermedi·304 syf.··
2026 95. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:12
Muhteşem Zaferler beni en çok diliyle şaşırttı. Antik zamanda geçmesine rağmen karakterler baya sokak ağzıyla, ağır küfürlü konuşuyor :)) İlk başta garip geliyor ama sonra çok doğal ve gerçek hissettiriyor. Kitap boyunca en öne çıkan ana düşğnce ise ; sanatın iyileştirici gücü. Savaşın yıkımı içinde insanlar bir tiyatroya, bir hayale tutunarak ayakta kalmaya çalışıyor. Bir de dostluk var tabii. İki arkadaşın çabası küçük gibi görünse de aslında hikayeyi taşıyan şey bu, ikisinin "muhteşem zaferleri". Genel olarak çok mükemmel değil ama samimi ve içten bir kitap arayışında iseniz tavsiyemdir. Muhteşem Zaferler Ferdia Lennon
Muhteşem ZaferlerFerdia Lennon · Dedalus Kitap · 202532 okunma
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:01
Merhaba kitap dostlarım Bugün sizlere okurken beni hem duygulandıran hem de sayfalarını büyük bir merakla çevirmeme neden olan bir kitapla geldim: Firuze: Kehribar Ateşi. Mehsa'nın kalemiyle daha önce tanışanlar bilir; onun hikâyelerinde sadece olaylar değil duygular da yaşanır.Bu kitapta da tam olarak bunu hissettim.Daha ilk sayfalardan itibaren kendimi aşiretlerin gölgesinde şekillenen hayatların,sırların ve yıllara meydan okuyan bir sevdanın içinde buldum. Firuze;yaşadığı tüm zorluklara rağmen dimdik ayakta duran,güçlü ve etkileyici bir kadın karakterdi.Onun verdiği mücadeleleri okurken kimi zaman üzüldüm,kimi zaman gururlandım. Özellikle geçmişten gelen yüklerin hayatını nasıl etkilediğini görmek yüreğime dokundu. Ezra ise;uzun zamandır okuduğum en özel erkek karakterlerden biri oldu.Firuze'ye olan sevgisi,sabrı ve koruyuculuğu o kadar içtendi ki her sahnelerinde kalbim biraz daha eridi. Özellikle ona seslenişleri ve sevgisini göstermenin ince yollarını bulması çok güzeldi. Kitapta beni etkileyen bir diğer detay ise mücevherlerdi.Her taşın,her işlemenin ve her detayın ardında ayrı bir anlam saklıydı.Bu sahneler hikâyeye hem zarafet hem de derinlik katmıştı. Arjin ise;başlı başına bir gizemdi.Rüyaları, hissettikleri ve söyledikleriyle hikâyenin görünmeyen kapılarını aralıyordu.Özellikle anlattığı rüyanın ilerleyen kitaplar için önemli ipuçları taşıdığına inanıyorum.O rüya hâlâ aklımın bir köşesinde dönüp duruyor. Kına gecesi,düğün hazırlıkları ve sonrasında yaşanan olaylar ise kitabın temposunu bambaşka bir noktaya taşıdı.Tam her şey yoluna giriyor derken yaşanan gelişmeler beni sürekli şaşırtmayı başardı.Hele ki sonlara doğru ortaya çıkan isimle birlikte kafamda onlarca soru oluştu. Kitabı bitirdiğimde elimde cevaplardan çok sorular vardı.Geçmişte neler yaşandı?Kim
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202645 okunma
Puan vermedi·163 syf.··
2026 24. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 18:49
Bu kitap aslında kaybedenlerin ve dibe vurmuşların hikâyesi gibi görünse de; özünde, kitabın karakteri Bakır'ın hayata tutunma çabasıdır aynı zamanda... Bakır, denize düşmüştür ve tutunacak bir dal aramaktadır. Yoksulluk ve yalnızlığın girdabında kulaç atmaya çalıştıkça daha çok dibe batar. Bu yoksulluk sadece paranın değil, sevgi ve umudun da yoksunluğudur aslında... Bazen kaybettiğiniz için yalnız kalmazsınız, yalnız kaldığınız için kaybedersiniz hayatta... Yanında tutunacak bir el, bir nefes, bir ses arar insan... Yani bir anlâm arayışı... O anlamı bulamadığında ise hayat size yol ayrımları sunar; ya hakikâti buldurur o yol, ya da kötü tercihlerinizle dibi gördürür. Bakır, maalesef uyuşturucu ve alkol bağımlılığıyla yaşamayı değil, savrulmayı seçer. Kitabın ismi olan müptezel'in anlâmına baktığımda: "saygınlığını yitirmiş, değersiz, bayağılaşmış ve ayağa düşmüş kişi" gibi bir tanımının olduğunu öğrendim. Bazı sevgili okur arkadaşlarımız kitabı bol küfür içerdiği için fazlasıyla eleştirmişler ama "bayılaşmış, ayağa düşmüş" insanların nazik bir İstanbul türkçesi konuşması beklenemezdi herhalde değil mi? Bence Emrah Serbes tam da olması gerektiği gibi bir dil kullanmış ve bu kitabı çok daha samimi ve gerçekçi kılmış. Brad Pitt'in "Furry" filmini izlediyseniz hatırlarsınız, filmde bir amerikan subayını oynamıştı ve saçlarını yıkadığı bir sahne vardı. O sahnede suyu döktüğünde saçlarından simsiyah bir çamur akmıştı. Yönetmen aslında o sahneyle izleyiciyi tam anlamıyla o savaş atmosferine çekmek ve o gerçekçiliği yaşatmak istiyordu. Birde bizim dizilerimizdeki dağlık arazide gezip çatışmaya giren ve botları dahi kirlenmeyen başrollerimizi aklınıza getirin ve hangisinin daha samimi olduğunu düşünün lütfen... Bu yüzden bol küfür içerdiği için veya uyuşturucu alkol
MüptezellerEmrah Serbes · İletişim Yayınları · 20168,6bin okunma
Puan vermedi·300 syf.··
2026 30. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 18:32
“Tuhaf İsimli Kitaplar” koleksiyonuma bir yenisi daha eklendi: Arıları Kurtardığımız Yaz. Arıları çok seven biri olarak daha kitabın ismine ve kapağına ilk anda vuruldum zaten. Kitap boyunca karakterlerin çoğunu gerçekten çok sevdim. Özellikle çocukların yaşadıkları durum karşısında verdikleri tepkiler çok gerçek hissettirdi bana. Her çocuk zor bir durumla farklı şekilde baş etmeye çalışıyor sonuçta; biri kaçmayı seçerken diğeri içine kapanıp susmayı tercih etti, kalanlarsa kabullenmeyi. Ama hepsinin ortak noktası, bir gelecekleri olduğunu annelerine kanıtlamaya çalışmalarıydı. Bu çabaları okurken hem üzüldüm hem de onlarla gurur duydum. Ama Wolf’un annesine karşı aynı sempatiyi hissedemedim. Bir anne olarak çocuklarının duygularına bu kadar duyarsız olması beni gerçekten sinirlendirdi. Eğitimlerini önemsememesi, istemedikleri kostümleri giymeye zorlaması ve istemedikleri bir yolculuğun içine sürüklemesi boyunca içimde sürekli bir öfke vardı. Çocukların sesini duymamakta bu kadar ısrar etmesi çok can yakıcıydı. Kitapla ilgili sevmediğim şey ise açık sonla bitmesiydi. Violet nereye gitti? Geri dönecek mi? İkizler yolculuğa devam mı edecek yoksa büyükanneleriyle mi kalacak? Hikâye bittiğinde kafamın içinde hâlâ cevap bekleyen bir sürü soru vardı. Yine de kitabın o sıcak, kırgın ve umutlu havasını sevdim. Özellikle arıların hikâyenin içinde taşıdığı anlam çok güzeldi. Bazı insanlar için arılar sadece arıdır belki ama bu kitapta özgürlüğü, düzeni, geleceği ve ait olmayı temsil ediyorlardı sanki. Robin Stevenson Arıları Kurtardığımız Yaz
Arıları Kurtardığımız YazRobin Stevenson · Ren Kitap · 2017137 okunma
Reklam
Reklam