Puan vermedi·128 syf.··
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 14:46
İnsanlığımı yitirmeden önce anlamanın ve anlaşılmanın imkansızlığını okuyup Yozo'nun varolmaya çalışma çabasını okurken kendimi sayfalarda kaybettim. Kısa ve derin temalı bir kitap olmanın yanında çok daha evrensel bir sorgulama sunuyor. Her birey kendi içinde ayrı bir bilinmezlik taşır. Yozo'nun trajedisi yalnızlığı değil, anlaşılmanın mümkün olduğuna olan inancını kaybetmiş olmasıdır. Roman boyunca insanlar arasında yaşamaya çalışır fakat hiçbir zaman onlarla gerçek bir bağ kuramaz. Yozo da kendisini anlaşılabilir biri olarak görmüyor. Daha en başından beri içinde taşıdığı yabancılık hissi, onu insanlardan uzaklaştırıyor. Buna rağmen roman yalnızca umutsuzluğu anlatmıyor. . Çünkü insanlar çoğu zaman tamamen anlaşılmayı değil, görülmeyi isterler. Bir insanın bizi kusursuz biçimde anlaması mümkün olmayabilir fakat yanımızda kalması mümkündür. Belki de insan ilişkilerini anlamlı kılan şey budur. Anlaşılmanın eksikliği değil, eksikliğe rağmen kurulan bağlar. Bu yüzden roman bittiğinde geriye Yozo'nun yalnızlığından çok, hepimizin içinde taşıdığı o sessiz ve anlatılamayan oda kalıyor.
Duygu ve Düşünce
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,4bin okunma
7/10
·344 syf.··
2025 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2025 00:00
Büyük Defter’de gerçek, acımasız bir dürüstlükle yazıya dökülür. Duygular yasaklanır, merhamet zayıflık sayılır. Çünkü hayatta kalmak için insanlığından vazgeçmen gerekir. Kanıt, artık hiçbir şeyin tam olarak kanıtlanamadığı bir dünyadır. Hafıza parçalıdır, gerçek bulanıktır. Okuyan, anlatılanlara değil, anlatılamayan boşluklara bakmaya zorlanır. Üçüncü Yalan ise en sert darbeyi indirir: Belki de bütün hikâye bir yalandır. Ya da en büyük yalan, gerçeğe inanma ihtiyacımızdır. “Gerçek, kimin anlattığına değil,kimin dayanabildiğine bağlıdır.”
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·136 syf.··
2026 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 21:51
Murathan Mungan, gençliğimde severek takip ettiğim bir yazardı. Uzun zaman sonra kendisiyle yeniden buluşmak gerçekten keyif verdi. Yazarın üslubuna dair dikkatimi çeken bir ayrıntı var; eski kitaplarındaki ağdalı dilden sıyrılmış, daha yalın bir anlatım tercih etmiş. Bununla birlikte, bu değişim onu insan ruhunun derinliklerine inmekten alıkoymamış. ​Konusuna gelince; ​Kitap bana üç şahane masal anlattı. Kelimelere ihtiyaç duymayan sevdalar, kelimelerle anlatılamayan duygular... Kimi kahramanı sazıyla anlatıyor, kimi dokuduğu kilimlerle, kimi semah dönüyor, kimi lal, sadece gözleriyle anlatıyor kalbindekileri. Ruhun sesini duyabilenler kelimelere ihtiyaç duymuyor Murathan Mungan masallarında. Onlar uçurumların sesini duyuyor. ​Uçurumların sesini duyanlara selam olsun...
Lal MasallarMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20231,762 okunma
10/10
·167 syf.··
2026 40. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 00:00
Ankara, Mon Amour; büyümek, geçmişle yaşamak, aşkın bıraktığı boşluklar ve şehirlerle iç içe geçmiş duygular üzerine kurulu bir anlatı sunuyor. Alıntılar, insanın içindeki huzursuzlukla sakinlik arasındaki gerilimi, sıradan hayatların içinde ansızın beliren kırılmaları ve geçmişin omuzlarda taşınan ağırlığını anlatıyor. Kitapta edebiyat mevsimlere ayrılan bir sığınak gibi görülürken, anılar da bazen acı veren yükler yerine özlenen eski bir şarkı gibi hatırlanıyor. Aşk ise çoğu zaman yarım kalmış savaşlar, anlatılamayan duygular ve gidilen şehirlerle ilişkilendiriliyor. Kaybedilen ya da uzaklaşan insanlara dair kesin cevaplar aramanın sevgiyi tüketebileceği, bazen belirsizliğin kabullenilmesi gerektiği düşüncesi öne çıkıyor. Genel olarak eser; yalnızlık, nostalji, büyümek, şehirlerin insan ruhundaki izleri ve aşkın bıraktığı yenilgiler etrafında dolaşan melankolik bir atmosfer kuruyor. Açıkçası kitaptan çok büyük bir beklentim yoktu ama beni şaşırtacak kadar etkiledi. Üslubunu kendime yakın buldum; sanki uzun zamandır içimde dolaşan bazı duygular başkasının cümlelerine dönüşmüş gibiydi. Sayfalar beklemediğim şekilde peş peşe aktı ve kitap, okurken mesafe koyduğum değil, içine sessizce dahil olduğum bir şeye dönüştü.
Ankara, Mon Amour!Şükran Yiğit · İletişim Yayınları · 20221,646 okunma
Puan vermedi·254 syf.··
2026 49. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 19:23
Aynı iş yerinde çalışan adam ve kadının bir sıcak bir soğuk işletimleri ardından yaşanılan duyguların derinliği ve farklı hisler uyandırmasının anlatıldığı çabanın, duygunun ön planda olduğu bir anlatım. Yağmur öncesinin o kavruk sıcağının ya da toz dumanının düşen ilk damla ile tüm hislerin başkalaştığı gözün perdelendiğinin fark edilnesini yavaş yavaş aktarıyor. Ionix döngüsünün Oasis ve Lapis gezegenlerinin çekimleri ve birbirlerine etkilerini, ilişkilerinin tüm evrene yankısını anlatıyor. Yokluk ülkesi suskunluk ile kurulan bağların, yarım kalan cümlelerin ve insan zihninin kendi içinde oluşturduğu gezegenlerin romanı. Kalbin hisetteğinin hiç duyuyla açıklanıp anlaşılmayacağının sessiz ve derinden anlatımı. Petrikor; yağmurun toprağa düştüğü o ilk anın kokusu anlamına geliyor. O ilk anın hissettirdiği duygunun kadın erkek ilişkilerini bambaşka boyutta anlatıldığı bir kitap. İsimsiz erkek ve kadının duygularının derinliğini evrendeki yansıması gezegenlerin diliyle bambaşka anlatılmış kitapta arada bu anlatım insanın doğanın her zerresini içinde taşıdığının en iyi anlatımı. Lapis ve Oasis gezegenlerinin tepkimelerinin kadın erkek ilişkilerindeki dengelere benzemesi, sebeblerinin bilinmemesi, sadece aynı hizada olup nedenini almaması anlamlandırmaması gibi. Yazarın anlamı anlatışı öyle derin öyle içten ve samimi ki kendi duygunun keşfine çıkarıyor seni. Okudukça anlamlanıyor anlatılamayan dile geliyor. Çok severek yavaş yavaş okudum. Psikolojik analizi, ilişki dinamikleri, evren insan dengesini anlatan sakin ve hisli bir roman. Okuyun okutun bu farklı kitabı. Birinin kalbinde bir başkasına karşı böyle bir his uyanması, insanın kendi gözünde ilk kez acizleştiğini fark etmesi gibidir. İnsan, bedeninin içinde en küçük şeyin aslında en büyük olduğunu anlamaya
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202676 okunma
Puan vermedi·126 syf.··
2026 5. kitabı
"İnsanoğlu geçicidir", der Werther. "Kendi varlığına en çok inandığı, sevdiklerinin anılarında ve kalplerinde derin izler bıraktığını sandığı yerlerde bile hızla silinip gider." İnsan doğar, gözlerini açar hayata, büyür, birçok şeyi deneyimler, pek çok anı ve kişi biriktirir hafızasında; sonra ise unutulur, ve ölür. Geçicidir yaşam, geçicidir insanoğlu. Unutulmayacağını ve hep hatırlanacağını sandığı anlarda bile yavaş yavaş silinir izleri yaşamdan. Geriye hisler kalır, doğruluğundan ve varlığından şüpheye düşmeyeceği duyguları kalır. Hisseder. Acıyı, hüznü, özlemi, nefreti, sevgiyi ve hatta aşkı deneyimler. Bir kez olsun körü körüne kalp bağıyla bağlandığı aşkı birinde deneyimler. Budur Werther'in günlükleri, mektupları. Budur Werther'in tükenmeyen kalemi. Budur sonunu hazırlayan, önünü alamadığı, gem vuramadığı karşılıksız aşkı... Bir deneyim, bir iz... Hayatının tek büyüsü olarak adlandırdığı duygularını kaybettiği, eskiden onu canlandıran o aktif ve mübarek , imrenilmeye değer olan yaşam enerjisini kaybettiği andadır Werther. Anlatılamayan her duygunun bir saplantıya, paylaşılamayan her tutkunun ise bir yıkıma dönüşmesinin bir kanıtıdır Werther. Tozlu bir silahın namlusundan çıkan tek kurşunla ebediyete ve kurtuluşa ulaştığı başyapıttır Werther.
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,2bin okunma