7/10
·444 syf.··
2026 34. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 09:40
Mevcut sayfa sayısının yarısı yeterdi, çok fazla tekrara girdi. Bu da biraz sıkıcı oldu. Konu genel olarak fena değil ama bu minvalde yazılmış eser sayısı da zaten yüzlerce. Yazar sanki yeni bir din oluşturmaya çalışmış ve bunu yaparken diğer dinlere, hem ilahi hem insan eliyle oluşturulmuş olanlar, eleştiri getirerek ilerlemiş. Kahramanın, o evrende düşünürsek, doğruyu bulması yıllar almış ve sürekli bir rehbere ihtiyaç duymuş. Nihayetinde kendisi rehber olmuş gibi ama yine de yetersizliğini okuyucuya yansıtıyor yazar. Yani bazı insanların düzelmesi için bir olay yeterken bazıları için binlercesi de fayda etmez. Bunu da kabul etmek gerekiyor sanırım. Okunabilir.
Tanrılar OkuluStefano D'Anna · Sinedie Yayınları · 20155,6bin okunma
9/10
·438 syf.··
2026 20. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:07
Nasıl ki Dostoyevski denince Suç ve Ceza, Tolstoy denince Anna Karenina, Victor Hugo denince Sefiller akla geliyorsa, Yaşar Kemal denince de hiç şüphesiz İnce Memed gelmeli ve dünya klasiklerine eklenmeli. Sonunda bitirdim. Evet, kalın bir kitap ve zaman istiyor ama verilen emeğin karşılığını fazlasıyla alıyorsunuz. Yaşar Kemal'in doğa tasvirleri, karakterleri ve dili öyle güçlü ki kendinizi Çukurova'nın ortasında hissediyorsunuz. En sevdiğim yanı ise olayların klişe bir şekilde ilerlememesi oldu. Sürekli "şimdi şöyle olur" diyorsunuz ama roman sizi başka bir yola çıkarıyor. "Her Firavun'un bir Musa'sı vardır" sözü gibi, her Ağa'nın da var bir İnce Memed'i. Haksızlığa boyun eğmeyenlerin, umudunu kaybetmeyenlerin hikayesi...
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,3bin okunma
Reklam
Spoiler İçerebilir
8/10
·360 syf.··
2026 28. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:00
Anna Burns'ün *Sütçü* romanını genel olarak beğensem de bazı önemli eksikleri olduğunu düşünüyorum. Roman özellikle başlangıç bölümünde oldukça sürükleyici. Sütçü karakterinin yarattığı gizem, anlatıcının üzerindeki baskı ve mahallede yayılan dedikodular güçlü bir psikolojik gerilim atmosferi oluşturuyor. Ancak ilerleyen bölümlerde tempo belirgin şekilde düşüyor. Özellikle anne ile anlatıcı arasındaki uzun diyaloglar ve gerçek sütçüyle ilgili bölümler bana göre romanın ritmini yavaşlatıyor. Bu kısımlar tematik açıdan bazı katkılar sunsa da olay örgüsünü ileri taşımakta yetersiz kalıyor. Benzer şekilde erkek arkadaş karakteri de roman boyunca önemli bir yere sahipmiş gibi kurulmasına rağmen hikâyeden oldukça hızlı ve yüzeysel biçimde çıkıyor. Romanla ilgili en büyük eleştirim ise adını kitaba veren Sütçü karakterinin yeterince derinleştirilmemiş olması. Sütçünün retçiler içindeki siyasi konumu, mahalledeki gerçek gücü, insanlar üzerindeki etkisi ve en önemlisi neden anlatıcıya bu kadar takıntılı hâle geldiği gibi konuların daha ayrıntılı işlenmesini isterdim. Kitap boyunca merkezde duran bir karakter olmasına rağmen onun hakkında çok az şey öğreniyoruz. Aynı şekilde Sütçü'nün devlet güçleri tarafından vurularak öldürülmesi de bana göre fazla yüzeysel geçiliyor. Romanın en önemli figürlerinden birinin ölümünün birkaç cümleyle geçiştirilmesi beklediğim duygusal veya dramatik etkiyi yaratmadı. Yazarın bilinçli olarak belirsizliği tercih ettiğinin farkındayım; ancak bu tercih karakterlerin ve ilişkilerin yeterince derinleşmesini engellemiş. Sonuç olarak *Sütçü*, atmosfer yaratma konusunda son derece başarılı, toplumsal baskı ve paranoya hissini etkileyici biçimde aktaran bir roman. Buna karşılık karakterlerinve ilişkilerin gelişimi ve bazı olayların sonuçları açısından
SütçüAnna Burns · İthaki Yayınları · 2020522 okunma
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
Herkese merhaba #olayyerikitapkulübü eşliğinde, @ephesusyayınları tarafından gönderilen ve benim de çok sevdiğim yazarlardan biri olan John Marrs'ın Önce Sen Beni Öldürdün kitabını okuduk. John Marrs'tan okuduğum üçüncü kitap olan Önce Sen Beni Öldürdün, benim için Yolcular'dan sonra en sevdiğim Marrs kitabı oldu. Hikâye, aynı mahallede yaşayan ve dışarıdan bakıldığında kusursuz bir hayat süren üç kadının etrafında şekilleniyor. Liv, Anna ve Margot'nun hayatları iç içe geçtikçe dostluklarının ardında saklanan sırlar, kıskançlıklar ve karanlık gerçekler birer birer gün yüzüne çıkıyor. Kitabın en sevdiğim yanı, merak duygusunu ilk sayfadan son sayfaya kadar canlı tutması oldu. Kimin doğru söylediğini, kime güvenilmesi gerektiğini anlamaya çalışırken sayfalar adeta su gibi akıp gidiyor. Karakterlerin zaman zaman sinir bozucu kararlar vermesi ise hikâyeyi daha gerçekçi kılmış. Özellikle Margot karakteri bende güçlü duygular uyandırdı; onu okurken hem şaşırdım hem de bol bol sinirlendim. Ancak en çok sinirlendiğim karakter sanırım Anna oldu. Yaptığı bazı şeylerin sonuçlarıyla yeterince yüzleşmediğini düşündüğüm için finalde onun adına biraz daha farklı bir kapanış bekledim. Bu durum beni sinirlendirse de karakterlerin bende bu kadar güçlü duygular uyandırabilmesi, yazarın onları ne kadar başarılı yazdığını gösteriyor. Tek eleştirim ise çeviri ve düzenleme sürecinde gözüme çarpan bazı teknik hatalar oldu. Ancak hikâye o kadar sürükleyici ve akıcıydı ki bu durum okuma keyfimi çok fazla etkilemedi. Psikolojik gerilim, aile sırları, bol entrika ve karakter odaklı hikâyeler seviyorsanız bu kitaba kesinlikle bir şans vermelisiniz. Son sayfasına kadar temposunu koruyan, elden bırakması zor bir okuma deneyimiydi. Puanım: 8,5/10
Önce Sen Beni ÖldürdünJohn Marrs · Ephesus Yayınları · 202638 okunma
Puan vermedi·1062 syf.··
2026 19. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 17:28
Kimseyi suçlamıyorum ama Aleksey, Anna'ya karşı duygularında açık ve net olsaydı,her şeyi alaya almasaydı bunlar adına mutlu bi son olabilirdi. Hikayede suçlu veya suçsuz yok. Baktığın zaman Anna'ya hak verdiğim yerler oldu ya da hiç sevmememe rağmen Aleksey için üzüldüğüm bile oldu ama ilişkileri bitiren şey cidden iletişimsizlik ve his'in olmaması. Seviyor ama hissettirmiyor ?? Neyse Levin en sevdiğim karakter oldu düşünce yapısı çok güzel
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
9/10
·1062 syf.··
2026 16. kitabı
Akıcı bir dili var. Kitap zaten bir klasik olduğu için çok yoruma gerek yok fakat özellikle Anna karenina'nın vedasından sonra Lenin'in düşüncelerini duygularını mutlaka tekrar tekrar okumak gerekir diye düşünüyorum.
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
Reklam
Reklam