10/10
·400 syf.··
2026 44. kitabı
Yazarın bu #neverafterseries in ilk üç kitabını okumuştum. Ben ilk üçü arasında en çok ikiyi sevmiştim ama Yasaklı onu geçti bence. Çok keyif alarak ve duygularını hissederek okudum. Yasmin Karam, Sultans elmasları imparatorluğunun sahibinin kızı, tek çocuk doğal olarakta tek varis. Ne kadar işlerden uzak yetiştirilse de her şeyin farkında. Araba kullanmasına bile müsaade edilmemiş her yere özel şoförüyle giden, çok fazla da arkadaşı olmayan ve yakında kaybedeceği bir babaya sahip biri (babası kanser). Bundan ötürü babasının da tek isteği, seçeceği biriyle -aç gözlü olmayan- Yasmin'i evlendirip işleri de onunla yürütmesine izin vermek. Ama gelin görün kiiii Yasmin, çocukluğundan beri beraber büyüdüğü Aiden'le yasak bir aşk içinde, çünkü Aiden evde çalışan bir kadının oğlu. Aiden onu sevdiğini söylerken, Yasmin cesaret edipte babasına bir türlü durumu açamaz ve son günlerinde de onu asla üzmek istemez. O sebeple de babasının uygun gördüğü taliplerle görüşmeyi kabul eder. İşteeeee benim yeni adamım Julian Faraci'de buralarda devreye giriyor. Julian'ın malesef kötü bir çocukluğu olmuş. Ayyaş bir baba, sorumsuz bir anne. Babası annesine her zarar verdiğinde annesi de hırsını küçük Julian'dan çıkarmış. En sonunda da harika evcil hayvanıyla babasının hayatını sonlandırmış. Dişiyle tırnağıyla girdiği Sultans elmaslarında da şu an Yasmin'in babasının sağ kolu ve o öldüğünde verdiği emeğin karşılığı olarak şirketi kendine istiyor, bu yüzden de yapacağı her yol ona mübah. Bir gece tesadüf Yasmin'le Aiden'i yakalıyor, onları bir güzel izliyor. Böylelikle de eline bir koz geçiyor. Hemen bir plan yapıyor. Yasmin'le evlenecek zaten babası da ölecek, sonra kızı öldürecek ve tüm miras (vasiyet bile hazırlatıyor) Julian'a kalacak. Ama işte her şey plana uygun gitmiyor, çünkü AŞK
YasaklıEmily McIntire · Ren Kitap · 202618 okunma
10/10
·416 syf.··
2026 4112. kitabı
Çok samimi ve içten bir anlatı. Okurken sanki bir tarihçinin değil de annesini özlemle anlatan bir evladın hatıralarını dinliyormuş gibi hissettim. Ortaylı, annesinin hayatını anlatırken aslında bir dönemin kültürünü, eğitim anlayışını ve aile yapısını da gözler önüne seriyor. Özellikle Şefika Hanım’ın güçlü, disiplinli ama aynı zamanda zarif karakteri çok etkileyiciydi. Kitapta en sevdiğim şeylerden biri, anlatımın sıcak ve doğal olmasıydı. Büyük olaylardan çok küçük anılar, günlük hayatın detayları ve aile içindeki ilişkiler anlatılıyor. Bu da kitabı daha gerçek ve dokunaklı yapıyor. Bazen hüzünlendiren, bazen de gülümseten anılar var. “Annem Şefika”, sadece bir anne portresi değil; aynı zamanda geçmişe, aileye ve hatıralara dair çok güzel bir saygı duruşu gibi. Sade ama etkileyici bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okurken insan kendi annesini ve çocukluğunu da düşünmeden edemiyor.
Annem ŞefikaNuriye Ortaylı · Kronik Kitap · 202666 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·416 syf.··
2026 95. kitabı
#artemisaşkına Canım kankim geceye1kitap_ okuyunca dayanamadım, dedim Muzo reyiz bu kitabı sevdiyse ben de severim. Çünkü zevklerimiz aynı ve kankama güveniyorum, çoğunun aksine asla sallamaz. Kovboy hikayesi ilk kez okudum ve çok beğendim. Aslında 90ların çocuklarından biri olarak klasik pazarları babasının zoruyla kovboy filmleri izleyen tayfada ben de varım. Ama ben o filmleri gerçekten severdim. Benim için bir nevi nostalji oldu. Çünkü 22 senedir zorlayan o kişi yok. Esas kıza sanırım bu yüzden bir yakınlık hissettim. Fazla anlam yüklediğimi düşünmeniz umrumda değil. Bir hikayeyi okumak başka bir şey, hikayedeki küçük benzerlikler yaşayıp başka bir açıdan okumak ayrı bir şey çünkü. Neyse... Kızımız küçükken anne babası ayrılıyor ve annesiyle şehre dönüyor. Babayla araları hiç düzelmiyor. Özlemden kaynaklı Kırgınlığı, gençlik zamanımdan kalma pişmanlığı var. Ah o keşkeler... Hiçbir şeye adım atamadan baba ölüyor. Ve kıza büyük bir miras kalıyor. Ancak bu mirasa sahip olabilmek için de 1 yıl boyunca o yıllardır gitmediği çiftlikte yaşamak, orayı yönetmek zorunda. Bu kolay bir şey değil. Detay vermicim. Burada asıl sorun, seksi ustabaşı kovboy ile miras yüzünden arasındaki düşmanlık. Ağzımdan kesinlikle laf alamazsınız Cash'e başta sinir oldum ama satorikitap 'ın dediği gibi sevdim keratayı. Romantik kitap olmasına rağmen hüzünlendim, gözyaşım pıt pıt oldu Bi ara küçük detaylar yüzünden. Duygular gerçekçi hissettirdi belki de nostalji duygusındandı, bilmiyorum... Sevdim ikinci kitaba haftaya başlayacağım çünkü eğlenceli bitti umarım serinin diğer kitapları hemencecik çevrilir. Epope dehşet ve ibretle tavsiye eder! Not: azcık YETİŞKİN İÇERİKLİDİR
CashJessica Peterson · Artemis Yayınları · 202650 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 11. kitabı
·
69 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:56
“İnsan aşkı görür görmez tanır mı yoksa hayalinde kurduğu gibi bir şey mi zanneder?” Anne Shirley’nin hayatında değişim rüzgârları esmeye başlamıştır. Daha önce ertelediği üniversite hayalini gerçekleştirmek üzere Avonlea’den ayrılıp Kingsport’a giden Anne, orada eski dostu Priscilla’yla bir pansiyona yerleşir. İki genç kız bu yabancı memlekete alışmaya çalışırlarken yepyeni bir düzen kurarak hayatın önemli bir dönemecini daha geçerler. Yuvam dediği Yeşil Ev’i özlemeyi ve düşünmeyi hiç bırakmayan Anne, Avonlea’ye dönmek için tatilleri iple çekse de üç kız arkadaşıyla birlikte kiraladıkları evde tam bir üniversiteli gibi yaşamaktan da hoşnuttur. Ancak üniversite yılları sadece sınavların zorluğuyla ve yeni bir ev düzeniyle girmemiştir hayatına. Anne’in gönül işleri, duyguları ve aklı epey karışırken yetişkinliğe geçişin ağırlığı bir kere daha omuzlarına çöker. Yeşilin Kızı Anne’in üçüncü kitabında Anne üniversite okumak için Avonlea’den ayrılır. Üniversite yılları yeni arkadaşlıkların, alışkın olmadığı bir ev hayatının ve gönül işlerinin önünü açar. Çocukluk yıllarını geride bırakan Anne’in bu yeni tecrübelerle baş etmesi gerekecektir. Hayal gücünü de tamamen ardında bırakmamıştır...
Yeşilin Kızı Anne 3 - Adanın KızıL. M. Montgomery · Ren Kitap · 20205,5bin okunma
Puan vermedi·293 syf.··
Beğendi
·
2026 81. kitabı
Hamnet benim için sessiz ama kalbin tam ortasına oturan kitaplardan biri oldu… Bitirdikten sonra uzun süre o duygudan çıkamadım. Filmini izlediğimde de aynı hüzün yeniden çöktü üzerime. Kitap, Shakespeare’in oğlu Hamnet’in ölümünden ilham alıyor ama aslında merkezinde sadece Hamnet değil; bir ailenin yasla parçalanışı var. Özellikle Agnes karakteri… Sanırım beni en çok o etkiledi Doğayla kurduğu bağ, sezgileri, çocuklarına olan sevgisi ve kaybın ardından yaşadığı o tarifsiz boşluk çok gerçek hissettirdi. Filmde de o son sahne beni çok etkilemişti. Hamnet’in ikizi Judith ile olan bağı da çok dokunaklıydı. İkiz kardeşler arasındaki o görünmez bağ ve birinin eksilmesiyle dünyanın tamamen değişmesi… Kitap boyunca insanın içine işleyen bir kırılganlık vardı En sevdiğim şey şu oldu yazar büyük trajedileri bağırarak anlatmıyor. Tam tersine; sessizliklerle, küçük anlarla ve insanların birbirine dokunuşuyla anlatıyor. Bu yüzden daha da vurucu oluyor.. Kitabın 2020 Women’s Prize for Fiction ödülünü almasına hiç şaşırmadım açıkçası. Çünkü tarihi bir hikâye anlatırken aynı zamanda çok evrensel bir yas duygusu kuruyor. Anne olmak, kaybetmek, suçluluk ve sevgi… Hepsi çok yoğun ama çok zarif işlenmiş Yazardan daha önce “Esme Lennox Nasıl Yok Oldu”yu okumuştum ama “Hamnet” bende çok daha derin bir iz bıraktı sanırım. Yazar karakterlerin iç dünyasını anlatırken insanın içine dokunmayı gerçekten çok iyi biliyor. Hamnet bana göre ölümden çok, geride kalanların sevgisini ve yasını anlatan bir roman… Sessiz, şiirsel ve çok derin bir kitap
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,5bin okunma
Puan vermedi·210 syf.··
2026 9. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 07:11
Ahh Fugui.. Hayatta en büyük başarı yaşamaktır. Ne olursa olsun, hangi şartta olursa olsun yaşamak, yaşayabilmek.. Fugui kumara olan düşkünlüğünden dolayı bütün varlığını kaybeden ve sonrasında küçük bir kulübede kendisine verilen küçük bir toprak parçasında çalışıp hayatını sürdürmek zorunda kalıyor. Gençliğinde yaptığı hatalar sadece kendini değil anne-babasının eşinin ve çocuklarının da hayatına mâl oluyor. Eşi Jiazhen'a herşeye rağmen sevmekten vazgeçmediği eşi Fugui tarafından reva görülen hayat gerçekten üzücü. Kitabın başlarında Fugui'ye fazlasıyla kızarken sonralarda onu biraz anladığımı farkettim. Fugui de bir insandı evet gençliğinde hayale yaptı ama yaşanılan bütün acıların sebebinlarak onu görmekte ona biraz haksızlık olur gibiydi. Satırlar arasında dolaşırken "bir insan bunca acıya nasıl dayanır, bunca acıyla nasıl yaşar?" diye soruyor insan. Yaşıyor işte, yaşamak denirse. Farkediyorum ki bazen yaşamak yalnızca hayatta kalmak. Önce bütün mal varlığını sonra sırasıyla babasını, annesini, küçük oğlunu, eşini, kızını, damadını ve torununu kaybeden Fugui'nin yaşamı da böyle bir yaşamak, yalnızca hayatta kalmak.. Yu Hua'nın kullandığı çokca sade olan anlatımına rağmen duygu geçişleri ve duyguyu aktarımı oldukça başarılı.
1000Kitap
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,4bin okunma