10/10
·1192 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 13:43
İkinci Dünya Savaşı, sanatın birçok alanında en çok kullanılan konulardan biri. Çünkü dünyanın dengesini oynatmış bir olay. Bu güne kadar okuduğum, savaşı konu alan eserlerin içinde, kült diyebileceğim tek kitap Yaşam ve Yazgı oldu. Romanın odağı sadece savaş değil. Savaş insan ruhunu nasıl etkiler, çok güzel irdelemiş. Kitapta da aynı savaştaki gibi farklı cepheler var. Askerler, bilim insanları, kadınlar, anneler, aşıklar... Her bir cephe savaştan nasıl etkilenmiş, ince ince işlenmiş. Savaşın içindeki unutulan insanı en iyi anlatan roman olduğunu düşünüyorum. Nazizm ve Stalinizm arasında aslında hiçbir fark olmadığının altı çizilmiş. Okurken anlıyorsunuz ki, biri insanları yok ederken diğeri dönüşmeye zorluyor, yani her ikisi de aslında insanı silme amacı taşıyor. İnsanın ahlaki sınavları, seçimleri, evlat acısı, onur, insanlık ve vicdan ustalıkla anlatılmış. Dil çok güzeldi, sade ve anlaşılırdı. Yazarın kişisel duygusu, yorumu metne yansımamış. Etkilendiğim noktalardan biri bu oldu. Beni zorlayan tek şey, Rus isimleri ve kısaltmalarına alışmak oldu. Ama okudukça bu sorun da ortadan kalktı. Çok çok beğendim muhteşemdi. Saygı duyulası bir eser. Kesinlikle tavsiye ederim.
Edebiyat
Yaşam ve YazgıVasili Grossman · Can Yayınları · 202222 okunma
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
BENİM ADIM LUCY BARTON-ELIZABETH STROUT,192 sayfa Pulitzer Ödüllü Elizabeth Strout’un Benim Adım Lucy Barton romanı, anneler ve kızları arasındaki karmaşık bağları ve geçmişle yüzleşmeyi anlatıyor.Yoksulluk ve istismarla geçen bir çocukluktan New York'ta başarılı bir yazarlığa uzanan Lucy'nin hikâyesi…Anne-kız arasındaki sevginin bazen doğrudan ifade edilemediği,içten sevip bunu dışa vuramama, farklı bir çevreye uyum sağlarken hissedilen aidiyetsizlik ve insan ilişkilerindeki başarısızlıklar… Hikaye, 1980’lerin ortalarında New York’ta bir hastane odasında geçer. Lucy Barton, basit bir ameliyat sonrası gelişen beklenmedik bir enfeksiyon nedeniyle haftalarca hastanede yatmak zorunda kalır. Bir gün uyandığında, başucunda uzun yıllardır görüşmediği annesini bulur. Annesi, Lucy’nin yanına gelebilmek için hayatında ilk kez uçağa binip Illinois’deki küçük kasabalarından çıkıp gelmiştir. Lucy ,beş gün boyunca yatağının ucunda oturan annesi ile kesintisiz sohbet eder. Bu sohbetler genellikle tanıdıkları eski köylülerin, mutsuz evliliklerin ya da trajik hayatların dedikoduları üzerinden ilerler. Ancak bu yüzeysel hikayelerin altında, Lucy’nin çocukluğunda uğradığı derin yoksulluk, yalnızlık ve aile içi duygusal/fiziksel ihmal yatar. İkili, asıl konuşmaları gereken travmaları teğet geçer her ne kadar Lucy bu konuları konuşmak istesede… Lucy’nin annesi sevgisini kelimelerle, sarılmalarla göstermeyi becerebilen bir kadın değildir; zaten hiçbir zaman Lucy’ye doğrudan "seni seviyorum" demez. Ancak kızının başucunda günlerce beklemesi, onun kendi dilinde bir sevgi ilanıdır. Lucy, çocukluğunu geçirdiği o izole ve fakir dünyadan kurtulup New York’ta bir yazar ve iki çocuk annesi olarak yeni bir hayat kurmuştur. Ama geçmişinden gelen travmalar,yabancılık duygusu Lucy’nin peşini
Benim Adım Lucy BartonElizabeth Strout · Domingo Yayınevi · 2025108 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·112 syf.··
2026 23. kitabı
Büyümek korkulacak bir şey değil; kendini tanıyarak, değerini bilerek ve güvenle ilerleyeceğin bir yolculuk. Hatice Kübra Tongar diğer kitaplarında olduğu gibi burada da öğretici bir dil yerine daha çok şefkatli, koruyucu ve rehberlik eden bir anne dili kullanılıyor. Ergenliği korkutucu bir dönem olarak anlatmıyor. Birçok çocuk ergenliğe dair bilgileri ya çok teknik ya da utanılacak bir konu gibi öğreniyor. Kitap ise bedenin değişimini Allah'ın insana verdiği doğal bir gelişim süreci olarak ele alıyor. Manevi boyutu ihmal etmiyor. Sadece biyolojik değişimleri değil, genç kızın kendilik değeri, mahremiyet, duygu dünyası ve manevi gelişimi üzerine de konuşuyor. Bu yönüyle muhafazakâr ailelerin değerleriyle uyumlu. Anne-kız iletişimine katkı sağlayabilir. Özellikle bazı konuları konuşmakta zorlanan anneler için ortak bir sohbet kapısı açabiliyor. 10-13 yaşındaki bir kız çocuğuna, özellikle annesiyle arasında sıcak bir bağ kurulmasını desteklemek amacıyla verilecek güzel bir başlangıç kitabı. "Ergenlik hakkında ilk kitap" olarak oldukça uygun. Ancak tek kaynak olarak değil, anne sohbetleriyle birlikte okunursa çok daha faydalı olur.
Bir Genç Kızın Büyüme RehberiHatice Kübra Tongar · Aile Yayınları · 202454 okunma
Sevgi vicdana engel değildir…
9/10
·68 syf.··
2026 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 14:21
Cengiz Aytmatov un Yüz Yüze adlı eseri, savaşın yalnızca cephede değil, insanların ruhlarında da açtığı yaraları anlatan etkileyici bir hikâyedir. Aytmatov bu kısa ama derin eserinde korku, vicdan, sorumluluk ve fedakârlık gibi kavramları sorgulatır.Romanın en dikkat çekici yönlerinden biri, savaşın kahramanlık kadar insanın zayıflıklarını da ortaya çıkarmasıdır. Cepheden kaçan İsmail’in yaşadığı korku ve bunun ailesi üzerindeki etkileri, okuyucuya savaşın görünmeyen yüzünü gösterir. Özellikle Seyde karakteri, sevgi ile doğru olanı yapma zorunluluğu arasında kalırken büyük bir ahlaki sınav verir.Kitabı okurken beni en çok etkileyen nokta, insanların zor zamanlarda gerçek karakterleriyle yüzleşmek zorunda kalmaları oldu. Aytmatov, savaşın yalnızca düşmanla değil, insanın kendi vicdanıyla da bir mücadele olduğunu başarılı bir şekilde anlatıyor.Eserin vermek istediği temel mesajlardan biri, korkunun insanı yanlış yollara sürükleyebileceği ancak vicdanın eninde sonunda insanı gerçekle yüz yüze bırakacağıdır. Bu yönüyle Yüz Yüze, sadece savaş hakkında değil, insan doğası hakkında da düşündüren bir eserdir.
Yüz YüzeCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 20215,6bin okunma
7/10
·148 syf.··
2026 30. kitabı
Aytmatov’un sade, abartısız ama derin dilli anlatımı ilk sayfadan sıkıca tutuyor insanı. Kitabı okurken o halkın içinde, küçük sıcak ve çilekeş köyde yaşayan sakinlerden biri oldum. Erkenden uyanıp tarlaya giden, cepheden gelecek bir haberi yüreği ağzında bekleyen, acıyı da umudu da ekmeği bölüşür gibi paylaşan o insanların yanındaydım. Yazar, coğrafyanın kokusunu, rüzgarını ve insan sinesinin sıcaklığını öyle canlı aktarmış ve zaten bize o kadar ait bir kültür ki aslında. Kitapta benim en sevdiğim Tolgonay ile Toprak Ana’nın dertleşmeleri oldu. Tolgonay’ın yaşadığı onca acıya kayba ve savaşın getirdiği yıkıma rağmen ayakta kalma mücadelesi etkileyiciydi. Onun sabrında, metanetinde ve her şeye rağmen hayata tutunma çabasında muazzam bir bilgelik var. Toprak Ana ise sadece bir zemin değil her şeyi gören, hisseden, teselli eden ve yaşamı yeniden doğuran bilge, hayatı paylaşan sırdaş gibi. Bu insana hem doğanın büyüklüğünü hem de insan iradesinin gücünü hatırlatıyor.
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202177,8bin okunma
Puan vermedi
Böyle kitaplar hem çocuklarım hem de ben bayılıyorum bazen birlikte okuyoruz resimli okulu karikatür şeklinde oluşu çocukların çok ilgisini çekiyor böyle kitapların devamı gelmeli anneler için rahatlık da oluyor çocukları baya başında tuttuğu için
Pofidik Ajan KediAdrian Beck · The Çocuk Yayınevi · 202614 okunma