Puan vermedi·168 syf.··
2026 132. kitabı
Öykü ve denemelerden oluşan kitap ikinci Dünya Savaşı sonrası Japonya’nın toplumsal ve kültürel değerlerine ilişkin aslında bir eleştiri aynı zamanda. Eser, savaş sonrası Japon toplumunun değişen yüzü üzerinden, bireyin gerçek kimliğine ulaşabilmek için alışılmış değerleri sorgulaması, zayıflıklarıyla yüzleşmesi ve yaşamını daha sahici temeller üzerine kurması gerektiğini anlatıyor. Savaş ve Bir Kadın öyküsünü okurken özellikle çok şey düşündüm. Bir adam ve eski bir hayat kadınının savaş sırasındaki yakınlaşması üzerinden, zihinlerinin içinde olmak güzel bir deneyim oldu. Aslında yaşadıkları an onlar için sadece yıkılmış bir ülke ve geçici bir zaman dilimi iken, kalplerinden neler geçti kim bilir… dışarıdan bakılırsa iki farklı insan ama belki de en zor durumlarda insanı birbirine bağlayan korkularıdır. Denemeler kısmında ise eleştirdiği konular ilgimi çekti. Özellikle Kırmızı Başlıklı Kız masalı için yazdıkları düşündürüyor. Dinlediğimiz hikayeler ya da masallar bizde ne tür etkiler bırakıyor aslında biz fark etmesek de bilinmez ama yazarın düşünceleri üzerinden farklı bir bakış açısı oluşuyor isteriz istemez üzerinizde. Kitabı okurken aslında savaş sonrası bir toplumun değerleri ve ahlaki bakış açısı üzerine olan etkilerini de görmek mümkün. Aynı zamanda yazarın Japon kültürüne olan düşüncelerini okumak da güzeldi. “Beni azarlayacak bir annem olmadığı gibi bana kızacak bir eşim de olmamasına karşın evime döndüğümde, kimseye hesap vermemin gerekmediği bu hayatta bile, kesinlikle özgür hissetmiyorum. Edebiyatın da tam olarak buradan doğduğunu düşünüyorum.”
Çöküş ÜzerineAngo Sakaguçi · Ayabakan Yayınları · 20264 okunma
Tam bir aile dramı..
Puan vermedi·224 syf.··
2026 63. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 23:41
Aynı evde, aynı anne babayla büyüyen çocuklar birbirlerinden nasıl bu kadar farklı yetişkinler olabilir? Yaşadıkları olaylardan her biri nasıl bu kadar farklı etkilenebilir? Yazarın tarzını Türkçe’ye çevrilmiş 3 kitabını da okuduktan sonra çözdüm sanırım; “aile dramı” üzerine söyleyecek çok sözü var. Bu kitabı okuduklarım için de beni en yoranıydı. Favorim hala “Malma İstasyonu”. Kitap annelerinin ölümüyle tekrar bir araya gelen 3 kardeşi anlatıyor. Öykü bir çocukluk zamanlarına, bir de annelerinin cenazesinin olduğu zamana giderek farklı iki zaman diliminde anlatılıyor. Zor geçirilen bir çocukluk, ailenin çocuklara karşı umursamaz tavırları, çocukların bu tutum karşısında hayatta kalma mücadelesi. Her biri ayrı yaralı, her biri ayrı yerinden yaralı. Hikaye ortanca çocuğun ağzından anlatılıyor, anne ve babası için annem ya da babam asla demiyor hiçbir iyelik eki kullanmıyor. Bu bile ebeveynlerinin hayatını ne kadar etkilediğinin ispatı niteliğinde. Kitaba puanım 6/10, yazarın öncelikli olarak diğer kitaplarını okuyun • • #alexschulman #hayattakalanlar #neokudum #kitapönerisi #kitapokumakgüzeldir
Hayatta KalanlarAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20252,186 okunma
Reklam
9/10
·112 syf.··
2025 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2025 00:00
Edebiyat tarihinin açık ara en "gamsız", en "dünya yansa umrunda olmaz" başkarakterine sahip kitabıdır. Kitabın varoluşçu felsefesini tek bir cümleye sığdırmak gerekirse o da şudur: "Evrenin umurunda değiliz, e o zaman benim de evren umurumda değil; o halde hayde gidip bir kahve içelim." Kitap insanın kanını donduran bana da daha ilk satırlarından "bu ne gevşeklik bre ehli deve" dedirten o meşhur cümlesiyle başlar: "Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum." Normal bir insan böyle bir durumda ne yapar? Ağlar, yas tutar, taziyeleri kabul eder. Bizim Meursault ne yapıyor? Cenazede kahve içiyor, ertesi gün kız arkadaşı Marie ile denize girip, üstüne bir de komedi filmi izlemeye gidiyor. Suç ve Ceza'daki Raskolnikov işlediği suçun ağırlığıyla vicdan azabından yataklara düşüp hummalar içinde kıvranırken, Meursault annesinin cenazesinde sadece "Güneş de ne yakıyor arkadaş" diye terlemeyi dert edinir. Gelelim o meşhur plaj sahnesine. Olaylar gelişir, kumsalda tekin olmayan bir karşılaşma yaşanır ve Meursault cebindeki tabancayla bir adamı vurur. Neden mi? Nefret ettiği için mi? Derin bir felsefi hesaplaşma veya kan davası yüzünden mi? Hayır. Ter damlası gözüne aktığı ve güneş gözünü aldığı için.Kitabın ikinci yarısı tam bir hukuk komedisidir. Meursault cinayetten yargılanmaktadır ama mahkemede kimsenin cinayeti falan konuştuğu yoktur. Savcı: "Sayın jüri, bu adam bir canavar! Neden mi? Adam vurduğu için değil, annesinin cenazesinde sütlü kahve içip ağlamadığı için!" Meursault'un iç sesi: "Acaba mahkeme ne zaman biter, öğle yemeğinde ne yesem... Marie de bugün ne güzel giyinmiş." Meursault, kendi idam davasında bile o kadar sıkılır ki, sanki zorlu bir final haftasında çok çalışıp tüm ezberini unutmuş bir öğrencinin boş sınav kağıdına bakması gibi (yaşayan bilir), kendi
İnceleme
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
Fatih Duman _ Ene (yorumu)
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 22:40
#okudumbitti Bu kitabı yaklaşık 2 sene önce almıştım ama okumak bir türlü nasip olmadı, hep bakıştık, yazarını takip ettim gönderilerine baktım. Çok sevilen, kitapları da çok satan bir yazardı, sonra imza günü denk geldi , önce bir tanımak istedim.Yazar çok şaşırmıştı nasıl okumadım diye, haklıymış, nasıl okumadım yaa. Gittim bir tane de anneme aldım. Annem Aziz Mahmud Hüdayi hazretlerini çok sever , imzalı kitabı olsun dedim , hem her yaştan her insanın okuyabileceği türden bir kitap . Her şeyin bir zamanı vardır ya bu kitabın da zamanı Haziran 2026 imiş. Çok şeyler kattı, çok şeyler öğrendim , hikayesini de az çok bildiğim için. TGRT Belgeselin yaptığı filmi geldi gözümün önüne hep . Kitap bir çok kişinin ağzından anlatılıyor, Aziz Mahmud Hüdayi hazretlerinin Nefsi konuşuyor, sonra bir karakter daha var kitabı okuyan onun ağzından da okuyoruz , bu şekilde merak ederek hızlıca okunabilir, gönülden tavsiye ederim. İlk kez okuma grubuyla bir kitap okudum başka türlü bir kitap okuyacak kafada değilim bu aralar, çok iyi oldu vesile olanlardan Allah razı olsun. Evimdekahvekokusu #FatihDuman #ENE
1000Kitap
Ene 'Sus Ey Nefsim'Fatih Duman · Nesil Yayınları · 20228,6bin okunma
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Agatha Christie 'nin Mary Westmacott takma adıyla yazdığı unutulmaz altı aşk(Giant's Bread,Bitmemiş Portre,Sensiz Bir İlkbahar,Gül ve Porsuk Ağacı,Annem ve Ben,Sevginin Bağladıkları)romanından biridir. Kitap; 4 ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde Laura'yı, 2. Bölümde kardeşi Shirley' i okuyoruz. 3. Bölümde ise Llewellyn adında bir adam kitaba dahil oluyor, önce her şey karışıyor, bir şeyler olacak ama olamıyor derken 4. Ve son bölüm olan Aynen Başlangıçtaki Gibi bölümünde kitaptaki bütün soru işaretleri cevaplanıyor. Laura erkek kardeşi Charles ölünce evin tek çocuğu olmaya kendini kaptırmıştır. Bir süre sonra Laura'nın hiç beklemediği bir şey olur ve Shirley adını verdikleri bir kız kardeşi dünyaya gelir. Laura ondan nefret eder. Bir gece yaşanan bir olayla kardeşine duyduğu nefret sevgiye dönüşür ve onu yaşadığı sürece koruyacağına yemin eder. İki kız kardeş arasındaki sevgiden yola çıkılarak sevginin omuzlara bindirdiği yük ustaca işlenmis. Kitap okuduğum tüm polisiye kitapları gibi akıcıydı ama tabi ki polisiye kitaplarının yeri benim için çok başka.
Sevginin BağladıklarıAgatha Christie · Altın Kitaplar · 2017154 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 4. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:20
İlber Ortaylı’nın annesinin yaşam mücadelesini, fedakârlığını ve ailesi için verdiği emekleri anlatan etkileyici bir eser. Yazar, annesi Şefika Hanım’ın hayat hikâyesi üzerinden bir dönemin toplumsal koşullarını, geleneklerini ve insan ilişkilerini samimi bir dille ve tüm gerçekliğiyle okuyucuya aktarıyor. Ayrıca yazar çoğu noktada eserde geçen olaylar ve yerler hakkında bilgiler sunarak eseri daha heyecanlı hale getirmiş. Ve son olarak aile bağlarının ve anne sevgisinin gücünü hissettiren unutulmaz bir eser.
Annem ŞefikaNuriye Ortaylı · Kronik Kitap · 202674 okunma
Reklam
Reklam