J bree den Kopuk Bağlar incelemesi
6/10
·288 syf.··
2026 60. kitabı
Yeni bir kitap ile geldim Kopuk Bağlar Bu seriyi bilmeyen, duymayan hatta okumayan kalmamıştır. Bi ben okumamıştım galiba ben de okudum. Normalde hiç Fantastik türü okuyabilen biri değilim. Bunu profilime gittiğiniz de okuduğum kitaplardan anlamış olursunuz zaten. Ama hiç bir zaman bu türü seveceğime dair olan umudumu yitirmedim. Kendimi tamamen bıktırmadan yavaş yavaş alıştırmaya çalıştım. Ve her zaman ki gibi yine bir fantastik kitaba daha şans vermek istedim. Fakat övüldüğü kadar güzel değil di. Evet ilginç bir konusu vardı. Kırk yılda bir görülecek değişik bir Fantastik turüydü. Ama ben bu kadar övüldüğüne değer bir seri olduğunu düşünmüyorum. Şimdi şey diyebilir siniz "Daha serinin ilk kitabından böyle konuşmak biraz erken değil mi?" Evet aslında erken ve ben seriye devam etmeyeceğimi söylemiyorum. İlk başta dediğim gibi ben zaten bu türü seven biri değilim. Yani sorun kitap değil de tamamen benim bu türü sevmemem. Arka Kapağı: Annem ve Bağlananlarının ölümünden sonra kendi Bağlarımı bulduğum için rahatlamıştım. Onlar yanımda olduğu sürece her şeyin yoluna gireceğini düşünüyordum. Ama öyle olmadı. Toplumumuzun kaderi benim ellerimdeydi. Hepimizin İyiliği için yalnız olmam gerekiyordu. Beş yıl boyunca onlardan saklanarak kaçak hayatı yaşadıktan sonra yakalandım ve kaçtığım Bağlarımla yüzleşmek için geri getirildim. Kaçarak herkes için doğru olanı yaptığımı sanıyordum. Şimdiyse bundan o kadar emin değilim. North, Nox, Gryphon, Atlas ve Gabe beni asla affetmeyecek gibi görünüyorlar. Ama aslında ben kendimi asla affetmeyeceğim. İncelemeye gelirsek: İlk başta başladığım da beklentim çok yüksekti. Serinin ilk kitabı çok önceden çıkmış olduğu halde ben okumayıp biraz daha devam kitaplarının çıkmasını bekledim. Ve hiç ara vermeden böyle değişik, güzel konusu olan bir
Kopuk BağlarJ. Bree · Olimpos Yayınları · 2024823 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:23
Annem Öldü Mü? – Vigdis Hjorth Bu kitabı bitirdiğimde ilk hissettiğim şey üzüntü değil, şükürdü. Hem bir anne olarak hem de bir evlat olarak kendi annemle olan ilişkimi düşündüm. Elbette her ilişkide kırgınlıklar, yanlış anlaşılmalar, söylenemeyen sözler vardır. Ama bu kitapta anlatılan görülmeme, duyulmama ve yok sayılma hissi öylesine ağırdı ki sayfalar boyunca içim sıkıştı. Yazar, bir çocuğun yalnızca fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmasının yeterli olmadığını; anlaşılmaya, görülmeye ve duygularının kabul edilmesine ne kadar ihtiyaç duyduğunu çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Kitabı okurken zaman zaman kendi çocuklarımı düşündüm. Bir anne olarak beni en çok sarsan şey, onların bir gün kendilerini bu kadar yalnız ve değersiz hissedebilecekleri ihtimaliydi. Çünkü bazen çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey çözüm değil, gerçekten görülmektir. Bu kitap bana bir kez daha şunu hatırlattı: “Çocuklar anne babalarının mükemmel olmasına değil, duygularının fark edilmesine ihtiyaç duyar.” Bitirdiğimde anneme karşı daha fazla minnet, çocuklarıma karşı ise daha fazla farkındalık hissettim. ️ Bazı kitaplar hikâye anlatır, bazıları ise insanın kendi hayatına ayna tutar. Bu kitap benim için ikinci gruptaydı.
Annem Öldü müVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20251,790 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mitolojiyi Ters Yüz Etmek
Puan vermedi·408 syf.··
2026 21. kitabı
·
1575 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 19:01
Madeline Miller’ın anlatım tarzı o kadar akıcı ve şiirsel ki, antik döneme ait efsaneleri sanki dün yaşanmış gibi taze bir dille okuyorsunuz. Kitap boyunca yolu Aiaie adasından geçen Daidalos, Odysseus, Hermes, Medea ve Minotauros gibi tanıdık figürleri de Kirke’nin gözünden görüyoruz. ​Ancak yazar bu karakterleri kahramanlaştırmak yerine, onların da zaaflarını, acımasızlıklarını ve insani yönlerini ortaya koyuyor. Özellikle Odysseus karakterinin o bildiğimiz kusursuz "kahraman" imajından sıyrılıp, savaşın yıprattığı, şüpheci ve yorgun bir adama dönüşmesi anlatıya müthiş bir gerçekçilik katıyor. ​"Kız doğduğumda, bir süre hiç sesim çıkmamış. Annem benim zekasız olduğumu düşünmüş. Ama ne zaman ki konuşmuşum, sesim bir ölümlünün sesine benziyormuş. İşte o an benden tamamen vazgeçmişler." ​ Neden Okunmalı? ​Ben, Kirke, sadece bir mitoloji anlatısı değil; dayatılan kimlikleri reddeden, maruz kaldığı tüm zorbalıklara ve hayal kırıklıklarına rağmen kendi sesini bulmaya çalışan bir kadının özgürleşme hikayesi. ​Eğer güç elindeyken canavarlaşıp canavarlaşmayacağını seçen, acıdan bilgelik devşiren ve ölümsüzlüğün getirdiği o sonsuz boşluğa karşı hayatın anlamını arayan bir karakterle tanışmak isterseniz, bu kitap kütüphanenizin en özel yerini hakediyor. Miller, antik çağın gölgede kalmış cadısına sadece sesini geri vermekle kalmamış, ona muhteşem bir taht kurmuş.
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,2bin okunma
Puan vermedi·672 syf.··
2018 103. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2018 00:00
Biz bu ay Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte #birharfbirkitap etkinliğinde "G" harfi ile başlayan kendi seçtiğimiz bir kitabımızı okuduk. Benim seçimim epeydir kitaplığımda bekleyen #gemina dan yana oldu. Kitaplarını paylaşan arkadaşları kıskanıp "keşke bende onu okusaydım" dediğim kitaplar oldu mu? Evet. Az önce #illuminae kitabı için yaptığım yorumu okudum ve bu kitap hakkında ki hissettiklerimden tekrar emin oldum. Aynı heyecanı alamadım malesef. Beklentimi mi fazla tuttum acaba dedim ama benim şucum yok kendileri beklentimizi tavan yaptırmıştı. Yine baskısı harika, kapağı, içindeki detaylar, yazımdaki değişiklikler hepsi çok güzel. Üstelik ayracı da var bu sefer. Yine diyalog ve belgeler üzerine kurulmuş kurgu ama eksik bir şeyler vardı çözemediğim. Aksiyonlu kısımları ve evire çevire okumak kitaba bağlanmama yetmedi. Sonlara doğru heyecanlanmamı sağladı ama toparlayamadık. Kısacası bu sefer anlaşamadık efenim. Kitabın sonunda ana karakterlerden biri "daha yeni başladık, nasıl bittiğini öğrenmek ister misiniz?" diye serinin 3. kitabına davet etmiş. Ona da söyledim "yok annem muhtemelen tekrar görüşmeyiz, ölüp ölüp geri dirildiğiniz paralel evreninizde size mutluluklar diliyorum" dedim. Bu da böyle olsun ...
GeminaAmie Kaufman · Pegasus Yayınları · 20181,491 okunma
Selda Uygur: Babalar ve Kızları
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
“Denizleri çok severim… Rüyalarım… Taşların rengi de gökyüzü gibi kasvetlidir… Bu her gece böyle olur…” Bu şiirsel sözler, Babalar ve Kızları’nın açılış sahnesinde yer alıyor. Türk Edebiyatı yepyeni bir kalemin doğuşuna tanıklık ediyor bir süredir. Selda Uygur, Fazlı Necip’in Ah, Anne romanını günümüz Türkçesine aktaran ve Türk Edebiyatından Örneklerle “Edebiyat ve Kıskançlık” adlı çalışmalarıyla tanınan akademisyen bir yazar. Romanında pek çoğumuzun ama özlemle ama kasvetle dalıp gittiği o ölgün deniz manzaralarını işlemiş sevgili Selda. Denizin verdiği huzuru ve aldığı canları okudum bu eserde ve babaannesini… O mistik heyecanları bilirsiniz elbette, ölülerle konuşmaktan bahsediyorum. Ölümün kokusunu bilmeyeniniz kaldı mı? Ah bazılarınız anlayacaktır beni; insan olmak, düşünebilmek ve farkında olmak ne zordur bilirsiniz -ölümün kıyısında yaşarken. Rüyalardan bahsediyorum, kaçmayın; bitmek bilmeyen döngülerden, büyük ve kederli nefeslerden ve gecenin en zor saatlerinde yaşanan o ani irkilişlerden, uyanışlardan… Şanslıysanız, gecenin bu saatinde, yanı başınızda birisi vardır ve o kişi size ne olduğunu sormuştur. Ya kimse yoksa? Ya kimse size bir şey sormamışsa? Ya kimsecikler sizi sarıp sarmalamamışsa? İşte o zaman üzülmekte haklısınız derim. Yazık. Çok Yazık. İşte sevgili Selda, rüyalarından uyanırken adeta denizde boğulur gibi oluyor, tasvir ediyor ve yaşıyor o anı. Peki, ama neden? Ölülerle dans ediyor çünkü ve ekliyor -unutmadan: “Ölülerle dans edebilen birini kimse üzemez.” Kelimeler akmaya devam ediyor. İstanbul’un o eski yokluklar içindeki halini okuyoruz. Ancak yine de bir umut var o yıllarda. Kavganın, hasretin, kaosun, sanatın, edebiyatın ve kalabalığın şehri İstanbul’da yaşanıyor Babalar ve Kızları’na dair ne varsa. Kıskançlığın kitabını yazmış olan
Babalar ve KızlarıSelda Uygur · Bilgi Yayınevi · 202255 okunma
Puan vermedi
... "Annem hakkında yazıyorum çünkü onu dünyaya getirme sırası sanırım bende." "Özen gösterdiği yegane nesne kitaptı. Kitaplara Dokunmadan önce ellerini yıkardı." Bir Kadın Annie Ernaux Özgün Adı:(Une Femme) 2022 Nobel Edebiyat Ödülü Zihinsel ve fiziksel olarak çökmüş, hafızası sıfırlanmış bir anne, küçük bir Normandiya kasabasında doğmuş, Paris banliyölerınde bir hastanenin Geriatri koğuşunda ölen annesinin portresini çiziyor okura. Bır anne ve kızı arasındaki hem zayıf hem de sarsılmaz bağı, onları ayıran dünyaları anlatan, tarafsız bir dille yazılmış bir eser, yazarın belki de en dokunaklı metni. Yazar, okurken Fransa yakın tarihi ve devrin sosyolojisini derinlemesine teneffüs ettiriyor, annesi bu sosyolojide yaşamış bir kadın, girişimci ruhuyla bir kahve dükkanı açıyor ve işletiyor, kitap annesinin cenazesini almasıyla başlayarak geçmişe bir yolculuğa götürürken, jenerasyon farkı nedeniyle annesiyle ilişkisinin azaldığı yetişkinlik dönemlerini okumak çok ilginçti. Otososyobiyografi #toplumsalbellek Bireysel anılardan yola çıkılarak toplumsal olayları da anlatan edebi tür. Uzun zamandır listemde olan kitabı sonunda okudum. __"Burada Platon dinleyebilmem için annem patates satıyor" diye düşünmek beni derin bir üzüntüye boğuyordu." #birkadın #unefemme
Bir KadınAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20233,855 okunma