Bir evin kıymetli çocuğu olmaktan, istenmeyen öksüze, güçlü ve varlıklı Hanımlıktan, yoksul bir ev kadınına bütün ağır dönüşümleri, sessizce, şikayet etmeden yaşamış, durmaksızın büyük bir gayretle etrafındakiler için hayatı iyileştirmeye çalışmış, derdini kendisine saklamış, işte bir parça eşiyle belki bir parça da çok yakın bir iki arkadaşıyla paylaşmıştı.
Annem babamı terk etmeyi çok isterdi ama böyle şeylerin yapılmadığı kutsal devirlerdeydik.Boşanma henüz evlilikten türeyen bir ürün değildi, ölümcül bir günahtı.
"Çocukken anne babanızın en başından beri birer yetişkin olduğunu zannediyorsunuz. Çok tuhaf - şu anda annemin öldüğü yaşı çoktan geçtim.Ama o bana hâlâ annem gibi geliyor."