Göğün maviliğini kara bulutlar zaptetmiş, yağmur yavaş yavaş ciselemeğe başlamıştı. Uzak zirvelere sis cökmüştü. Eteklerden cıngırak ve oğlak sesleri geliyordu.
 Sanki Doğa benimle uyum içindeymiş ruhumu yansıtıyormuş gibi gelirdi. Güneşi açıp da çocuklar oyun oynamak için sokaklara çıktıklarında ne kadar güzel bir gün diye herkes bu mutlulığında ben kendimi çok kötü hissederdim; benim bir türlü katılamadığım bir coşkunluk gösterisine haksızlık olarak düşünürdüm.
 Sanki Doğa benimle uyum içindeymiş ruhumu yansıtıyormuş gibi gelirdi. Güneşi açıp da çocuklar oyun oynamak için sokaklara çıktıklarında ne kadar güzel bir gün diye herkes bu mutlulığında ben kendimi çok kötü hissederdim; benim bir türlü katılamadığım bir coşkunluk gösterisine haksızlık olarak düşünürdüm.
Gezdim dünyayı eyledim talan,
Senden gayrısı vallahi yalan!
Geçip de engin okyanuslardan,
Şu boğulduğum gözlerin yok mu..!
Okudum dört kitabı, ezberimde!
Yazmıyor sevmenin günahı hiçbirinde,
Düşmüşüm sevdanın cehennemine,
Gelişin günah da,gidişin sevap mı?
Bir boyu var ki,sanırsın selviden.
Bakışları daha sert,inan mermiden.
Nişan alıp da tam on ikiden;
Yüreğime attığı kurşun yok mu!
Ellerin ateşti,dokundun yandım.
Alevlerin ortasında kalakaldım.
Bir damla suya hasret, hep arandım;
Gözlerin okyanus da,dudakların lav mı?
Sevda denilen,bağrımda bıçak yarası,
Bildim,kömürle yazılmış alnımın yazısı.
Haydi vur sevdiğim,ölmenin tam sırası!
Gülüşün kılıç da, bakışların ok mu?
TUĞBA BAŞAK
27.05.2026