Adlerin talebesi

Adlerin talebesi
@antigone_44
Kazdığınız toprağı ne yaptınız diye sordu hakim Topraksız köylülere dağıttık diye cevap verdi yiğit adam.
Universite (psikoloji)
Istanbul
La mekan
481 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Enerjinin boşalımı mı zevkin doruğu mu?
Puan vermedi·380 syf.·
2026 10. kitabı
Öncelikle belirtmek isterim ki kitap hem psikolojik hem de nörolojik olarak çok kapsamlı bir kitap. Reich kitabı iki açıdan da detaylı bir şekilde yazmış. Kendisinin Freud'un öğrencisi olmakla birlikte kitapta Freud'u desteklediği yanları olduğu gibi eleştirdiği yanları da bulunmakta. Reich cinselliği ve orgazmı mekanik bir gelgit olarak düşünmüyor, orgazmı beden boşalmasının dışında haz ilkesiyle anlam kazandığını orgazmın ancak haz yoluyla yaşandığını ifade ediyor. Ve her boşalımın orgazm olmadığına dikkat çekiyor. Haz ilkesiyle birlikte vücutta biriken enerjinin biriken yerden boşalıp bütün bedene yayılması Reich'e göre orgazm oluyor. Reich hazza bağlı enerji boşalımında hazzın da sevgi ve birliktelik ile sağlanabileceğini belirtiyor. Sevgi olmadan gerçekleşen cinsel birlikteliğin mekanik bir boşalma olduğunu bunun sahte bir orgazm olduğunu söylüyor. Bağlılık olmadan Reich'e göre birleşme seks ama cinsel yaşam değil. Reich cinsel yaşamı seksten uzak tutuyor. Ona göre seks mekanik bir gidip gelme ama cinsel yaşam değil. Cinsel yaşam yani yaşanılan orgazm sevgi, bağlılık, birliktelik ile vücutta biriken potansiyel enerjinin yine haz yoluyla boşalması(enerjinin kinetiğe dönmesi) ve bütün bedene yayılması. Reich'e göre her hastalığın temelinde orgazm olamama var. Fibromiyalji gibi kas kasılmalarından tutunda, ruhsal rahatsızlıkların sebebi ketlenmiş bir orgazm bozukluğu. Bu durum ne kadar doğru bilemiyorum ama; bana kalırsa her yol yine sevgiye, birlikte anlaşmaya ve iki bireyin eksik olan yanlarını tamamlamaya çıkıyor. Sevmeyi bilmeyen, bir ilişki içinde biz olamayanlar, sevginin bir sorumluluk olduğunun farkına varamayanlar kadın erkek farketmeksizin orgazm hazzını yaşamayadıkları gibi partnerinin de bu hazzı yaşamalarına engel oluyorlar. Tek taraflı yaşadıkları
Psikoloji
Orgazmın İşleviWilhelm Reich · Cem Yayınevi · 201553 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çaresizliğin çaresizliği
7/10
·336 syf.·
2025 6. kitabı
İnsan yaşamı acılar ve mutluluklarla var olur. Genelde mutluluklardan ziyade acılarımız ile var oluruz, olgunlaşır, güçleniriz. Hayatta o kadar çok acı çektiğimiz duygular vardır ki. Belki de en çok insana acı veren duygu hayal kırıklığıdır. Fakat bir durum daha vardır, bir çok kişinin belki de görmezden geldiği, ötelediği, bu durumun nedenine takıldığı için duygusunun acı olduğunu hissetmediği. Ne mi o acı? Arada kalmak. Siz hiç arada kalmanın çaresizliğinin vermiş olduğu acıyı yaşadınız mı? Babayla anne arasında bir çocuk olarak kalmak, anne ile eş arasında eş ve evlat olarak kalmak, mantık ile duygu arasında bir birey olarak kalmak, legal ve illegal namlular arasında bir köylü olarak kalmak hepsinin verdiği şey çaresizlik ve acı. "Arthur ve Montanelli'nin acısı da böyle bir acı. Baba ve oğulun acısı... Baba kilisenin vermiş olduğu statünün baskısına karşı gelemeyerek kilise ve oğlunun arasında kalmanın acısına boyun eğerken, oğul başkaldırmanin baş döndürücü öfkesiyle çaresizliğin acısını sistemden ve kiliseden intikam alma hayalleri kurarak ötelemeye çalışıyor. Oysa ikisinin de birbirlerine duydukları sevgi o kadar yoğun ve derin ki. Arada kalmanın çaresizliği bu sevginin önüne kalın ve yıkılmaz duvarlar örüyor." Peki bu çaresizliğin duvarları ne zaman yıkılıyor, vazgeçince, ölünce terk edip gidince Yazar da eserin sonunu böyle bir terk edişe bağlayarak bitiriyor Arthur kilise tarafından anarşist ilan edilip idama mahkum ediliyor ve kurşuna diziliyor bir gün sonra da kilisenin haşmetli pederi Montanelli kalp krizi geçirip ölüyor. Kilise ölümünü ekselansları öldü diyerek ilan ediyor. Yani biri anarşist biri ekselansları olarak ölüyor Kilise'nin yıkılamaz o kale gibi güçlü statüsü yine baki kalıyor. Baba ve oğul birbirlerine olan o derin eşsiz sevgiyi
Edebiyat
AtsineğiEthel Lilian Voynich · Yordam Edebiyat · 20202,312 okunma
Full Metal Memet
Puan vermedi·267 syf.·
2023 7. kitabı
Askerlik; bir erkek için sünnetten sonra delikanlılığa atılan ikinci adım. Ataerkil bir topum olduğumuzdan bizim için önemli bir konu kutsiyetliği var ayrıca, peygamber ocağı deniliyor. Kitaplar dolusu kahramanlık öykülerimiz var Osmanlıdan bu yana, destansı Çanakkale zaferimiz var üzerine cilt cilt şiirler yazılan. Savaşlara, darbelere yabancı olmayan bir millet olduğumuzdan savaşçı yönümüz hep ön planda biz Türküz şöyle kılıç sallar, böyle ok atarız. Bundandır 20 yaşındaki çocukları batıda üç mermi, beş mermi attırdıktan sonra bilmedikleri bir coğrafyaya yollayıp savaş demek. Kitaptan bir asker anlatıyor ‘’çocukken hiç oyuncak silahım yoktu şimdi buraya eli silahlı, eğitimli, araziyi çok iyi bilen kişilere karşı savaşmaya geldik’’ biliyor yani bu işte bir terslik olduğunu. Yine kitaptan, bir diğer asker ‘’anamızın bacımızın namusunu korumak için buraya geldik, rütbeliler burada anamıza bacımıza küfrediyor’’. Savaşmak için, gerekirse ölmek için gelen birine verilen değer bu. 42 askerin 18-15 ay boyunca yaşadıklarını anlattığı bu kitapta; sağ salim evine dönen ve vücudunun yüzde yetmişini- seksenini kaybetmiş askerlerin anlattıklarından en çok dikkatimi çeken içinde bulundukları durumu sorgulamaları ve gerçekle yüzleştikten sonra sistemi eleştirmeleri. Neden buradayım, neden bir tek ben savaşıyorum, neden bir zenginin çocuğu burada savaşmıyor bir milletvekilinin, bir bürokratın çocuğu bizimle burada değil diyor. Yine başka bir asker ‘’onlarda insan biz de insanız iki taraflı olarak ölüyoruz, iki tarafında annesi, kardeşi sevdiği var sadece bize onlar üzülüyor peki bizim ölmemize kimler seviniyor daha çok ölmemizi kim istiyor? En başta konserve sektörü, güneydoğuya gelen konservenin haddi hesabı yok diyor sonra silah sektörü yani yabancı kapitalizmi en kötüsü ise diyor
İnsan ve Hayat
Mehmedin KitabıNadire Mater · Metis Yayınları · 2012104 okunma
mertlik bozuldu
Puan vermedi·147 syf.·
2022 19. kitabı
Tüfek İcat Oldu...Tüfek İcat Oldu... Uğur MumcuUğur Mumcu Kitapla ilgili içerik vermekten ziyade, kitabın ben de bıraktığı düşünceleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Hangi iktidar gelirse gelsin -özellikle sağ iktidarlarda daha çok görülmekte- geçmişten itibaren hep bir zorbalık, kanunsuzluk, üç kağıtçılık peşinde. Ve bunu yaparken de kan dökmekten, kanunsuzca davranmaktan asla bir rahatsızlık duymamakta. İşin ilginç yanı onlar bunu yaparken hep fakir fukara zarar görmekte, yoksullaşmakta ve ölmekte. Eğer güçlüden değil haklidan, mazlumdan, fakirden yanaysaniz siz de zarar görmektesiniz, tıpkı Mumcu'nun yaşadığı gibi. Düşündükçe daha çok kızıyorum bunu yapanlara, Koltuk uğruna, iktidar uğruna katliamlar, iftiralar, kumpaslar. Atatürkçü profesörleri, gazetecileri, aydınları öldürmek, solcuları, alevileri işkence tezgahlarından geçirmek üstelik bunu yaparken vatan, millet, bayrak söylevlerinin arkasına sığınmak ayrıca birilerinin kirli işini yaparken hiçbir kovuşturmaya uğramamak; nasıl bir biat anlayışıdır? 70 lerde Ziverbey köşkleri, 80 lerde 5 no'lu cezaevi 90 larda beyaz toros ve asit kuyuları insanlığı yok etmek için Nazi kafalı faşistler tarafından planlanmış, yapılmış. Birileri ölürken, öldürülürken birileri terfi etmekte daha da zengin olmakta. Lanet olsun bu zihniyete, bu işgalci kafa yapınıza. Uğur Mumcu kitabında yolsuzluk, rüşvet, paravan şirket, uyuştucu kaçakçılığı gibi birçok olaya değiniyor ve bunları anlatırken tünelin ucunun nasıl bir yere çıktığını hangi bürokrata hangi siyasiye dokunduğunu belgeleri ile anlatıyor. Kitabı bitirdikten sonra hem suçsuz yere katledilenlere hem de Uğur Mumcu'ya daha da çok üzüldüm. Şahsi görüşüm bize düşen bu insanların yaşaması hatırlanması için onların eserlerini herkesin okuması sağlamak, mücadele etmek, herkese tavsiye etmek. Belki insanlar bu biat
Düşünce
Tüfek İcat Oldu...Uğur Mumcu · Uğur Mumcu Vakfı Yayınları · 1999343 okunma
EKSiK DOĞMAK MI ÖZÜR, EKSiK YAŞAMAK MI?...
8/10
·128 syf.·
2019 53. kitabı
Bir şeyleri eksik yaşıyoruz. Yaşadığımız bu eksiklik peki neden? Neden hep bir doyumsuzluk içerisindeyiz, eksik yaşamamız bizce asıl yaşama sebebimiz mi? Sanki bir şeyleri eksik yaşamasak yaşamdan saymayacagiz yaşadığımızı. Ben bir şeylerin eksik olmasını tüketmeye ve hoyratça yaşamamıza bağlıyorum. Hayatımızın kıymetini bilmiyoru, bize sunulanları ise hoyratça kullanıyor ve değersizleştiriyoruz, sonrasında da eksilmeye ve doyumsuz olmaya başlıyoruz. Bizim eksikliğimiz bence kendimizi tanımamamızla alakalı, bilinçaltındaki şeyin de ne olduğunu bilmediğimiz için kafası koparılmış tavuk gibi oradan oraya vuruyoruz kendimizi bilinçsizce. Bir diğer şaşırtıcı şey ise doyuma ulaşmaya giden yolun ne olduğunu da bilmiyoruz, bizim doyumdan anladığımız şey Roll May' ında belirttiği gibi "onaylanma, kabul görme ve beğenilme arzusu" oysa bunların zahiri bir mutluluk olduğunu kabullenebilsek gerçek doyuma ulaşabilmek için farklı bir yolu tercih edeceğimiz kesin. Çünkü asıl doyuma ulaşması gereken bedenimiz ya da egomuz değil; sürekli ihmal ettiğimiz, asla anlamak için çaba gostermediğimiz ruhumuz. Açlık konusunda zaaflarimiz ve egomuz o kadar çok feryat ediyor ki asıl aç olan ruhumuzun sesini duymuyoruz bu gürültüden. Doyuma ulaşmak için yazarın da belirttiği gibi narsist mastürbasyonu bir kenara bırakmamız gerekiyor. Çünkü asıl doyum tek taraflı olmayan normal ve kararında yaşamaktır. Hayatımızda her şey harikulade olsa bile paylaşmadığımız sürece hiçbir zaman ruhsal bir doyuma ulaşamayız. Roll May der ki "Însan tek başına yarım bir varlıktır onu bir bütün yapan, onu tamamlayan en önemli şey yaşadığı cinsel ilişkidir". Peki bizi bu denli tamamlayan şeyin niteliğine kaçımız önem veriyor? Belki de hiçbirimiz, çünkü bizim asıl hedefimiz sayılara olan takıntımız. Bence eksik olan
Bir Şeyler EksikBülent Somay · Metis Yayıncılık · 2007769 okunma