Fransız aydınlanması/rönesansı sonrası pozitivist dünyanın çocuklara dayattığı "İspat edilemeyen yoktur, sadece rasyonel ve maddi olan gerçektir" algısı, insanı aşkın olanla (metafizikle) bağını koparmaya zorladı. İşte tam da bu "çölde ölmek üzere olma" hissiyatı içinde, vahyin Kur'ani diyalektiğine sığınmak, salat (bağ) kavramını yeniden keşfetmek insana bir vaha gibi geliyor. Bu girizgah, kelimelerin üzerindeki ölü toprağını atmak adına çok kıymetli. Hucurat 14 (Bedevilerin "iman ettik" demesi ile "teslim olduk" demesi arasındaki fark) ve Mücadele 22 (kalbe imanın yazılması) üzerinden tez-antitez
1000Kitap
Hayatının altüst olması, her şeyin bittiği anlamına gelmez. Eski düzenin (tez), karşına çıkan zorluklarla (antitez) sarsılmak zorundadır ki ortaya daha güçlü bir 'sen' (sentez) çıkabilsin. Unutma; tohum parçalanmadan filiz veremez. Kriz, gelişimin yakıtıdır.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Günümüzde utanma duygusunun yitirilmesi, bir "özgürlük" veya "özgüven" gibi pazarlanıyor. Oysa utanmanın bittiği yerde arsızlık başlar. Arsız insan için tez de, antitez de, sentez de anlamsızdır; çünkü onun tek bir ölçüsü vardır: Kendi çıkarı ve kibri. Utanmayan insan, dinin en kutsal kavramlarını bile kendi çirkin eylemlerine kılıf yapmaktan çekinmez
Duygu ve Düşünce
Etiket Müslümanlığı ve "Cenneti Parselleme" Hastalığı Dediğiniz gibi, süreç maalesef sadece bir nüfus cüzdanı ibaresine veya dille yapılan bir ikrara indirgenmiş durumda: "Ben Müslümanım, o halde merkezdeyim; benim gibi düşünmeyen ise cehennemliktir (ila cehenneme zümerâ)." Bu yaklaşım, İslam’ın özündeki "hesaplaşma bilincini" yok edip yerine kibirli bir "garantörlük duygusu" koyuyor. Kişi, kendi eylemlerini dinin referansı haline getiriyor. Kendini dinin sahibi sanıp, kendi kafasına uymayanı sistemin dışına itiyor. Oysa Kur'an, iman iddiasında bulunanları hemen ilk adımda uyarır: "İnsanlar, 'İnandık' demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı sandılar?" (Ankebût, 2) 2. "İslam Oluş, Hak Üzere Oluştan Gelir" Kurduğunuz bu cümle, işin mihengidir. İslam, statik (duran) bir isim değil, dinamik (eylem halinde olan) bir oluş sürecidir. Hak üzere olmak; adaleti, dürüstlüğü, liyakati, emeğe saygıyı ve kul hakkını her şeyin üstünde tutmaktır. Eğer bir sistemde simitçinin raconu kadar bile "hukuk ve ahlak" gözetilmiyorsa, orada dinin sadece zarfı (kabuğu) kalmış, mazrufu (özü) boşaltılmış demektir. Hak üzere olmayan bir "İslam anlayışı", sadece kültürel bir aidiyettir. 3. Tez, Antitez ve Sentezde Buluşmak: Kozmik Rahmet "Rahmetle; tezde, antitezde ve sentezde buluşmak" diyerek meseleyi muazzam bir entelektüel boyuta taşımışsınız. İslam’ın mefkûresi (ülküsü) dünyayı tek tipleştirmek veya kendinden olmayana nefret kusmak değildir. Tam aksine, hayatın içindeki zıtlıkları (tez ve antitezi) anlamlandırmak ve onları "Rahmet" potasında daha yüksek bir hakikate (senteze) ulaştırmaktır. Tez: Sizin doğrunuz, sizin durduğunuz yerdir. Antitez: Ötekinin doğrusu, size muhalif olan fikirdir. Sentez (İslam/Selam): İki tarafın da kör noktalarından arınıp, adalette, ortak insani değerlerde ve
1000Kitap
ÜLKÜCÜLER ve İSLÂM ÜLKÜSÜ ÜZERİNE...
Efendim, eserlerinizde sık sık rastladığımız bir adlandırma var; “Türk-İslam ülküsü, Türk-İslam Ülkücüsü” gibi… Türk-İslam ülküsü kendi başına bir hareketin ismi mi? Yoksa… Seyyid Ahmet Arvasi: Ben bu memleket gençliğinin çeşitli oyunlara gelerek Türkçü ve İslâmcı kamplara bölünmesine karşıyım. Türk’ün İslâm’dan ayrılması ve İslâm’ın Türklükten tecrit edilmesi beni tedirgin ve rahatsız eder. Türk ve İslâm şuurunun bir bütünlük içinde bulunmasını savundum hep. Türkiye de Müslüman gençliğin iki kampa bölünmesini istemiyorum. Bütün maksadım bunu önlemek… Önce “sentez” dedik, sonra bizi tatmin etmedi. Çünkü haklı olarak denildi ki; sentez: tez ile antitez arasında üçüncü bir buluşma noktasıdır. Ve haklıydılar şüphesiz bunu söyleyenler. Çünkü Türklük ile İslâmcılık arasında bir zıddiyet yoktu ki; bunun sentezini yapalım. Ama bir kelimeye ihtiyacımız olduğu kesindi. İster buna Türk-İslâm dâvası, ister Büyük Doğu, ister İBDA deyin… Biz Türk’ün İslam ile yeniden kurtuluşuna ve kültür ve medeniyetinin ihyasına çalışıyoruz… Türk-İslam ülküsü, en azından bin yıldan beri süregelen, A. Kerim Satuk Buğra Han’dan süre gelen dâvanın, yâni Türk’ün İslâmlaşması ve İslam’la yücelme davasının bir devamından başka bir şey değildir. Bir yeni ideoloji değildir. Tarihi bir oluşumun günümüzdeki devamıdır, Türk-İslâm ülküsü… Yâni Türk’ün İslâm’la ebedî kaynaşması, bütünleşmesi, kültür ve medeniyetinin bununla yoğrulması demektir. "Seyyid Ahmet Arvasi ile Ülkücüler ve İslâm Ülküsü Üzerine", -Seyyid Ahmet Arvasi ile vefatından önce yapılan son röportaj.- Röportaj: Ali Hışıroğlu, Son Karar Dergisi, Kasım 1988, Sayı 6.- İktibas, akademyadergisi.com'dan 29 Mart 2013
HK
Vahyin Kuranı/Diyalektiği/Tanımlaması Üzerine Konuşulmayan bir alanda konuşmanın zorlukları oluyor Yine de Konuşulmak zorunda Başka yolumuz yok Vahyin Kuranı İfadesini bir matbuatta görmedim Buna bir de Kuran Diyalektik Tanımlama kavramlarını aynı çerçevereye koymayı eklemiş oldum Bunun üzerine bir yazı olacak Tarih 17.05.2026 saat 08.48 de başlandı فَإِذَا قَرَأۡتَ ٱلۡقُرۡءَانَ فَٱسۡتَعِذۡ بِٱللَّهِ مِنَ ٱلشَّیۡطَـٰنِ ٱلرَّجِیمِ [Nahl suresi: 98] إِنَّهُۥ مِن سُلَیۡمَـٰنَ وَإِنَّهُۥ بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِیمِ [Neml suresi: 30] Rabbul alemin olan Allahın c.c. rububiyetine savaş açmış olan bir güç var Bu güç İblisin yolunu izler Ne demişti iblis { قَالَ فَبِمَاۤ أَغۡوَیۡتَنِی لَأَقۡعُدَنَّ لَهُمۡ صِرَ ٰ⁠طَكَ ٱلۡمُسۡتَقِیمَ (16) ثُمَّ لَـَٔاتِیَنَّهُم مِّنۢ بَیۡنِ أَیۡدِیهِمۡ وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ وَعَنۡ أَیۡمَـٰنِهِمۡ وَعَن شَمَاۤىِٕلِهِمۡۖ وَلَا تَجِدُ أَكۡثَرَهُمۡ شَـٰكِرِینَ (17) } [A'râf suresi: 16-17] { قَالَ رَبِّ بِمَاۤ أَغۡوَیۡتَنِی لَأُزَیِّنَنَّ لَهُمۡ فِی ٱلۡأَرۡضِ وَلَأُغۡوِیَنَّهُمۡ أَجۡمَعِینَ } [Hicr suresi: 39]
Araştırma-İnceleme Tarih