Puan vermedi·78 syf.··
2026 17. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:21
bu adam edebiyatımız içinde bir inci danesidir. kent kasaba ve köy üçlemesi olarak ele almalı her şeyden evvel eserlerini. hepsinde de mevzu ortak: insanın en derinlerindeki o bozgunculuk. ölüm ve cinsellik en sıradan, en yalın biçimiyle hep karşımızda. kurguyu sondan başlatması, karakterlerin birbirine antitez oluşturması, çürümenin temellerini küçücük cümlelerde verivermesi.. hep zeka işi
CanistanYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 20175,2bin okunma
Puan vermedi
men samete necâ anladik,, kierkegaard'in ya/ya da'si ile sentez antitez eylenebilir, neler cikar acaba, cok kizgin bir kitap, oturtamadim bir yere, devamli ayakta geziyor, kiziyor. aman tekfir ilan olunuruz diye korktum biraktim coktehlikeli, gaza(p)li,,,,
Dilin Âfetleriİmam Gazali · Rağbet Kitap · 202417,1bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
7/10
·135 syf.··
2026 11. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 23:34
Mücahit Bilici, Diyarbakır doğumlu bir Kürt aydınıdır. Amerikada New York şehir Üniversitesinde sosyoloji profesörü olup aktif olarak da serbestiyet'te yazmaktadır. Üzerinde durduğu başlıca meseleler: insan, islam, Kürt insan, modern islam, Tanrı, kutsal, evren... Yazarın yazma sürecine, kalemindeki değişime şahit olabilmek adına meşhur kitabı Hamal Kürt ile değil, üniversite döneminde yazdığı denemeleri topladığı ilk kitabı Gökçekimi ile başlamak istedim. Kabaca bir ifadeyle; diğer kitaplarına bir taslak niteliğindeydi. Henüz kariyerinin başında sonraki süreçleri için başlıklar niteliğinde bir giriş kitabı da diyebiliriz. Özellikle, yazarın sıkı okuyucusu olduğu Bediüzzaman Said Nursî etkilerini kitapta açıkça hissettim gerek üslup, gerekse de nitelik ve içerik bakımından. Aynı zamanda kitabı okurken, Bilici'nin kendi orjinal 'portresinden' ziyade fikirlerini takip ettiği bazen eleştirdiği bazen harmanladığı öncülerin etkisinde olan Bilici portresi vardı. Bunu bu kitaptan hemen sonra okuduğum İslamda Savaş Bitmiştir kitabına ve yazarın güncel yazılarına dayanarak söylüyorum. İslamda Savaş Bitmiştir kitabına yazacağım incelemede bundan daha detaylı bahsedeceğim. Hem bu kitap özelinde hem de genel yazıları çerçevesince yazar, kavramları zıtlarıyla kullanarak söylemek istediği şeyi çok daha net ve keskin bi ifadeyle yansıtıyor, kitabın isminden de anlaşılacağı üzere. 'tez+antitez=sentez'. Örneğin: "yukarıda Güneş, aşağıda gölge, durmaksızın bir şeyler söyler durur. Sabah vakti istediklerimizin resmi olan gölgeler, öğle vakti yapabildiklerimiz kadar kısalır." Yine her yere not düştüğüm ve kitapta en çok etkilendiğim kısım, Belirsizliklere dair adlı denemesi oldu. Hızır'ın belirsizliğinin her insanı bir hızır mahiyetinde kutsal kılmasından söz ediyordu. Aynı şekilde ism-i azam ın belirsizliğinin de allahın
GökçekimiMücahit Bilici · Karakalem Yayınları · 19991 okunma
9/10
·595 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 22:19
"Neredeyse her zaman gizli bir kader olur, dışarıdan görülen ve açıkça yaşanan kaderi peşinden sürükleyen gizli bir kader vardır; dünya çapındaki neredeyse her olay içerideki kişisel bir çelişkinin yansımasıdır." (S.55) Zweig'nın biyografi kitaplarını sevmeyen olduğunu sanmıyorum. Bence aralarında en iyilerinden biri de Marie Antoinette idi. Çocuk yaşta evlendirilmesinden,Fransız ihtilali ile tahtan oluşuna ve idamına uzanan süre toplamda 38 sene ve kitap 600 sayfaya yakın :)) Bence Zweig "Vasat bir karakterin portresi" derken, bir yandan da elindeki potansiyeli kullanmamış, gücünün farkında olmayan, aynı zamanda vasat bir talihin de parçası olmuş bir kadın profili çizmeye çalışmış. Çünkü kitabın sonlarında özellikle mahkemede savunma yapan kraliçe aynı kadın mı diye düşünmeden edemedim. Madem kafan bu kadar çalışıyordu, farkındalığın yüksekti de kendini bunca sene neden heba ettin diye sormak lazımdı? Belki de 16. Louis gibi kendinin antitez örneği olacak bir eşi olmasaydı onun için de saray daha başka olabilirdi. Çocuk yaşta evlendirilmenin üzerine, kraliyetin verdiği baskı ve eşinin yemek, uyumak,kitap okumak dışında pek bir şey yapmıyor olması sanki kraliçeyi bunlara bir tepki olsun diye var olmuşcasına bir yaşama itiyor. Çok severek okudum. Bazen uzatıldığını hissetsem de Zweig'ın kalemine alışık olunca çok da zorlanmadım. Dolambaçlı laf vurmalarının farkına varabilmek için biraz tarih bilgisi gerekiyor hepsi bu. Herkese keyifli okumalar dilerim.
Marie AntoinetteStefan Zweig · Can Yayınları · 20171,212 okunma
Puan vermedi·271 syf.··
2026 11. kitabı
Yazarlarımızın üretimden sonraki aşamada yaşadıklarına acı bir selam veren bir bölümde, Mahmut Yesari’nin bir ara roman karakteri olduğu bu roman,dedikodunun etkilediği hayatları anlatır. Milli Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi akımlarında mekânlar İstanbul dışına çıkar,Üvey Ana da bu ayrıntıyı barındırır.Diyalog ağırlıklı romanda,inkılapların halka yansıması da vardır. Ömer Seyfettin’in tavsiyesi ile Aka Gündüz adını tercih eden yazarın asıl adı Enis Avni’dir.Milli Edebiyat’ın sade dil anlayışının öncülerindendir.Ömer Seyfettin’in açtığı yol sadece dilde değildir;konuların ve karakterlerin halk arasından seçilmesi,her kesimden karakterin edebiyatta yer alması da açtığı bu yolda yer alan ayrıntılardır.Üvey Ana bu özelliklerin tümünü taşır. Tüm iyi niyetli çabalara rağmen dedikodu ve kötü niyet neticesinde oluşan yanlış anlaşılma, önyargı,şüphe ve kıskançlık gibi sebeplerle,son pişmanlığın fayda etmeyeceği olayların yaşandığı hüzünlü bir romandır. Türk mürebbiye kavramıyla,çocukların Türk mürebbiyelere emanet edilmesiyle,yurtdışında Türk işletme ve mağazalarının bulunması ve Türk köylüsünün cahil,pis olduğuna dair düşüncelere antitez oluşturmasıyla Türkçülük düşüncesinden izler taşır. Yazar,romanlarında toplumun her kesimine yer verir.Yıllar öncesine ait kadının sıkıntılarının hala geçerli olması acıdır. Yazar,“üvey ana“ kavramını romanlarında sıkça kullanır.Üvey ana bazen vicdanlı,bazen bunun tersidir.Bu romanda üvey ana Lale;fedakâr,iyi kalplidir.Emin Bey’in kızı Bibi’ye iyi bir annelik yaptığı gibi,Emin Bey ve kızının sağlığı için birçok fedakârlıkta bulunur.Fakat Lale’nin köylü oluşu,eve bir mürebbiye olarak girip zengin Emin Bey’le evlenmesi,kızın verem teşhisini kocasının sağlığını düşündüğü için saklaması ve kendi kendine onu iyileştirme çabası;bu çabayla birlikte
Üvey AnaAka Gündüz · Toker Yayınları · 197421 okunma
"Celal Şengör'ün Görüşleri Ne Değildir?"
5/10
·304 syf.··
2026 10. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 00:00
TL:DR Yazar, bilim ile dinin bağdaşabilir olduğunu, yeni ateizmin bilimi propaganda aracı olarak kullanması nedeniyle zedelediğini ve halkın bu manipülatif söylemleri sorgulamadan benimseyip bilimi olduğundan farkı kavradığını iddia etmiş. Yeni ateizmin Türkiye'deki ana temsilcisi olarak Celâl Şengör'ü seçmiş ve çoğunlukla onun üzerinden ilerliyor. Bu kitap nedir, ne değildir? • Celal Şengör'ün ve birkaç diğer ateistin şahsi dünya görüşündeki tutarsızlıklar veya boşlukların tespiti. • Bilime sınırlarının ötesinde anlamlar yüklenmesinin doğurabileceği sorunların tartışılması. • Doğa bilimlerinin evrenin anlaşılması için önemli bir araç olması fakat anlamlandırılması için felsefe gibi sosyal bilimlere de ihtiyaç duymasının temellendirilmesi. • Sekülerleşmenin yalnızca bilimsel gelişmelerle açıklanamayacak kadar çok boyutlu bir süreç olduğunun temellendirilmesi. • Kaynakça zengin • İnsanların putlaştırılması ve söylemlerinin bağnazca kabul edilmesinin ana sebebi olan halkın eleştirel düşünceden yoksunluğuna ve bunun sebeplerine hiç değinilmemiş. • Yazar, din ile bilimin bağdaşabileceğini devamlı olarak otoriteye başvurma safsatasına yaslanarak temellendirmeye çalışmış. Sürekli olarak din ile bilimin birbirini dışlamasının zorunlu olmadığını savunan veya ima eden kişilerin isimleri sayılmakta fakat ne yazarın kendi kattığı bir argüman zinciri var, ne de isimlerini saydığı kişilerin mantıkları ortaya konur. • Kötülük problemi veya kozmolojik argümandaki gedikler çok dar bir perspektifte objektiflikten uzak şekilde ele alınarak geçiştirilmiş. • Yeni ateistleri eleştirdiği veri çarpıtma ve tarihi tek taraflı aktarma hatasını kendisi de birçok kez yapmış. Arap toplumunun veya genel olarak dinlerin bilime/felsefeye katkısı köpürtülerek anlatılsa da MÖ 7. yüzyılda
Din
Bilim Ne Değildir?Alper Bilgili · Timaş Yayınları · 2025462 okunma