Yazarlarımızın üretimden sonraki aşamada yaşadıklarına acı bir selam veren bir bölümde, Mahmut Yesari’nin bir ara roman karakteri olduğu bu roman,dedikodunun etkilediği hayatları anlatır.
Milli Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi akımlarında mekânlar İstanbul dışına çıkar,Üvey Ana da bu ayrıntıyı barındırır.Diyalog ağırlıklı romanda,inkılapların halka yansıması da vardır.
Ömer Seyfettin’in tavsiyesi ile Aka Gündüz adını tercih eden yazarın asıl adı Enis Avni’dir.Milli Edebiyat’ın sade dil anlayışının öncülerindendir.Ömer Seyfettin’in açtığı yol sadece dilde değildir;konuların ve karakterlerin halk arasından seçilmesi,her kesimden karakterin edebiyatta yer alması da açtığı bu yolda yer alan ayrıntılardır.Üvey Ana bu özelliklerin tümünü taşır.
Tüm iyi niyetli çabalara rağmen dedikodu ve kötü niyet neticesinde oluşan yanlış anlaşılma, önyargı,şüphe ve kıskançlık gibi sebeplerle,son pişmanlığın fayda etmeyeceği olayların yaşandığı hüzünlü bir romandır.
Türk mürebbiye kavramıyla,çocukların Türk mürebbiyelere emanet edilmesiyle,yurtdışında Türk işletme ve mağazalarının bulunması ve Türk köylüsünün cahil,pis olduğuna dair düşüncelere antitez oluşturmasıyla Türkçülük düşüncesinden izler taşır.
Yazar,romanlarında toplumun her kesimine yer verir.Yıllar öncesine ait kadının sıkıntılarının hala geçerli olması acıdır.
Yazar,“üvey ana“ kavramını romanlarında sıkça kullanır.Üvey ana bazen vicdanlı,bazen bunun tersidir.Bu romanda üvey ana Lale;fedakâr,iyi kalplidir.Emin Bey’in kızı Bibi’ye iyi bir annelik yaptığı gibi,Emin Bey ve kızının sağlığı için birçok fedakârlıkta bulunur.Fakat Lale’nin köylü oluşu,eve bir mürebbiye olarak girip zengin Emin Bey’le evlenmesi,kızın verem teşhisini kocasının sağlığını düşündüğü için saklaması ve kendi kendine onu iyileştirme çabası;bu çabayla birlikte