HEGEL
“ ‘Hegel'in zamanında erkekler kadınların düşük değerli olduğuna ilişkin böyle kaba saba laflar ettikçe, kadın hareketini daha da kışkırtmış oluyorlardı.’ ‘Bu nasıl oluyor?’ ‘Erkekler Hegel'in dediği gibi bir tez öne sürüyordu. Tabii buna gerek duymalarının nedeni de kadınların bulundukları yerden doğrulmaya başlamış olmalarıydı. Herkesin hemfikir olduğu bir konuda böyle kesin bir görüş sergilemek gerekmezdi. Ama kadınları ne kadar şiddetle dışlarlarsa antitez ya da olumsuzlama da o kadar güçlü oluyordu.’ ‘Sanırım anlıyorum.’ ‘Diyebiliriz ki bir fikrin başına gelebilecek en iyi şey, enerjik muhalefettir. Bu muhalefet ne kadar güçlü olursa karşılaştıgı tepki de o kadar güçlü olacaktır. -Düşmanın değirmenine su taşımak- lafı boşuna çıkmamış.’ "
Sayfa 416 - pan yayıncılık·Kitabı okuyor
Mood
"Sen gerçekten böyle sonlanacağına mı inanıyorsun? Elbette -gülüyordu- ama biliyorsun çenem kuvvetlidir ve tez-antitez gücüyle sana tam tersini de kanıtlayabilirim."
Everest Yayınları·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
MSP’DEN NE İSTİYORUM Bana sorsalar: – Şu MSP’den ne istiyorsun? Cevap versem: – Ne mi istiyorum? Ondan yolunu bozduğu, yönünü saptırdığı ve öğütlerini dinlemediği babanın hakkını istiyorum! Onu bunun için yerden yere vuruyorum! 1973’de 50 parlamenterle Meclise girdiği zaman ona şöyle hitap etmiştim: – Hak size büyük bir zafer nasip etti. Devrimizin fesadı önünde bu neticeyi asla tahmin edemezdim. Şimdi size gayet nazik, kıldan ince ve kılıçtan keskince bir (strateji) düşüyor: Meclis’te gayet sağlam bir hisar kurmak, asla ve kat’a hiçbir hükûmete katılmamak, memleket hükûmetsiz kalırsa diye bir tasaya düşmemek, «biz yokken ne yapıyor idiyseniz yine onu yapın!» demeye getirmek, memlekette zuhura gelecek bütün kötülükleri (antitez) olarak göstermek ve sizin dünya görüşünüz iktidarda olmadığı için meydana geldiği şeklinde yorumlamak, halk ve gençlik üzerinde çalışmak, dâvanızı gönüllere gergef gibi işlemek ve bütün eski ve aralıksız bir vecd, aşk ve heyecan potansiyelini muhafaza etmek... Particilik ve hükûmetçilik esnaflığı dışında bunu yapabilir misiniz? Yaparsanız yaşar ve yaşatır, yapamazsanız ölür ve öldürürsünüz! Yapmadılar, yapamadılar, her şeyi pestenkerânî bir esnaflığa döktüler; ve gittiler, küfür ve dalâletin değişmez simgesi parti isimli bir puthaneye yamandılar. Onunla ortaklaşa hükûmet kurdular ve onu kendi bünyelerinde eritemeyince onun bünyesinde harcandılar. İslâm idealini bitpazarı eşyasına döndürdüler, ucuzlaştırdılar, akamete sapladılar ve 1977 seçimlerinde hapı yuttular. Baş suçları budur ve ondan sonrakiler saymakla bitmez dalâlet yüzüğünün ana taşı etrafında kırıntı taşlardan ibarettir. Ben MSP’den ne mi istiyorum? Ulvî gâyemizin hakkını istiyorum; bu Hakkı çiğneyen hırs ve kibir adamının, balmumundan hempâsiyle birlikte tasfiyesini ve içlerindeki
Muhammed, Musa ve İsa’nın bileşimidir.
Fransız filozof diyor ki: "Ruhsal yapısı tezatların birliği olan kimse güçlüdür." Losing: "Güçlü insan o tezatları canlı bir kalıb ve bileşim içinde birleştiriyor, hayatın kemal ve fazilet zıtlar birliğinin yararlı, yaratıcı bileşimine bağlıdır." diyor. Hegel'se şöyle diyor: "Hakikati bir tez ya da antitez içinde aramak yerine, zıtların yeni uzlaşmaz, bileşiminde aramak gerekir." Mesih ise : "Bir yılan gibi uyanık bir güvercin gibi de saf olun.” diyor.
Sayfa 149·Kitabı okudu
BÜTÜN FELSEFE "TESİR" ve "TESHİR"DEN İBARET
(...) İnançsızdı Protagoras. Bir eserinde Allah inancıyla alay etmeye kalkınca Atina’dan koğuldu. Ondan sonra meydan Siraküzalı Gorgias’a kaldı. O da hakikat diye bir şey olmadığını, en büyük hakikatin muhatabını iknâ etmek olduğunu savunuyordu. Bu yönüyle retorik, siyasîlerin ve avukatların çok ilgisini çekiyor, Gorgias da siyasîlere yazdığı parlak hitabeler, avukatlara yazdığı yaldızlı müdafaalar sayesinde bol bol para kazanıyordu. Büyük bir sofistti; bütün felsefeyi “tesir” ve “teshir” diye iki kelimeye indirivermişti. İnsanları bir fikre inandırmak, isterse o fikir yalanların en büyüğü olsun, “biricik hakikat”ti. Bu uğurda yüzlerce yeni kelime uydurduğu, bu uydurduğu kelimelerden bazılarının -meselâ “antitez”- günlük kullanıma intikal ettiği ve Batı’da bu yüzden kelime uyduruculuğa “Gorgianic” denildiği söylenir… Tabiî Eflatun, onun adına da bir eser kaleme aldı ve onun ipliğini de pazara çıkardı.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1997), Eski Yunan Medeniyeti -II-, Nesir ve Mantık. (NOT: 22 Kasım 1996 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen “Yunanlılar” isimli konferans metnidir…)
Akademya Yazıları
Art arda geliş ve karşıtlık kanunu gereğidir bu ve doğanın temelinde bulunan bu kanuna bazı sathi kafalar, antitez adını verirler.
Sayfa 384 - Cilt 2·Kitabı okudu