merve

merve
@antolojist
Bozkırkurdu
9/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2022 94. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2022 15:02
Anlaşılması sindirilmesi zor kitaplardan biri Bozkırkurdu. Kitap ismi içerik açısından hiç de tahmin edilebilir bir başlık olarak karşımıza çıkmıyor. Daha önce Sidhharta adlı yapıtını okuyup beğendiğim yazarın ikinci eseri olarak okuduğum bu kitap, sayfa sayısı bakımından az ancak yoğun bir eser. Öyle bir çırpıda okunabilir değil. Yine de farklı kurgusu, uzun cümleleri ile özellikle derin kişilik tahlilleri okumayı sevenler için ilgi çekebilecek farklı bir roman - ki bence bir özyaşam öyküsü ayrıca- Eserin içeriğine bakacak olursak; Harry Haller, 50’li yaşlarına yaklaşmış hayatını kitaplarla araştırmalarla geçirmiş bir adam. Kendine Bozkırkurdu diyor. Ona göre biri kurt biri insan iki kişiliği var. Kitabın 1. Kısmında, Haller’ın yaşadığı pansiyonun sahibinin yeğeni olan genç bir delikanlının Haller ile ilgili izlenimlerini anlattığını ve Haller’ın el yazması notlarına nasıl ulaştığını okuyoruz. 2. Kısımda Harry Haller yaşadıklarını ve düşlerini anlatıyor. Bu bölümde yine başka bir kişi tarafından anlatılan “Bozkırkurdu Üzerine Bir İnceleme” başlıklı yazıyı okuyoruz. Harry Haller’ın bu yaşam öyküsü aslında Hermann Hesse’nin özyaşam öyküsü olabilecek nitelikte büyük benzerlikler içeriyor; Aldığı din eğitimi, savaş karşıtlığı, okuduğu ve dinlediği eserler, kadınlar hakkındaki görüşleri, budizm etkileri vb pek çok unsur ortak. Kısaca; “uçarı bir yaşam” insanı olmaya kalkışan katıksız bir düşün insanının, bu iklemin gelgitleri ile oradan oraya savrulan yalnız bir ruhun, Bozkırkurdu’nun hikayesi.(A.K)
Roman
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,6bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Aylak Adam
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2022 93. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2022 23:02
Yusuf Atılgan’ın 1959 tarihli ilk romanı, Yunus Nadi Roman Armağanı’na değer görülmüş bir eser. 4 bölümden oluşuyor: Kış, İlkyaz, Yaz ve Güz Başkarakter C. , tam bir varoluş sancıları çeken, sürekli arayış içinde, sürekli bir şeylere geç kaldığını düşünen kısaca modern insanın kalabalıklar içindeki yalnızlığını sorgulayan bir kişi. Takıntıları ve çocukluğunda yaşadığı olayların etkisiyle kazandığı tikleri var. Çocukluğunda, Freud’un Oidipus Kompleksi olarak adlandırdığı durumu yaşadığını anlattıklarından anlıyoruz. “Babam adamsa ben olmayacaktım.”s.151 Bu durum yaşı ilerledikçe tavırlarının şekillenmesinde -özellikle kadınlara olan davranışlarına- büyük ölçüde yön veriyor. Babasından nefret etmesi, annesi yerine koyduğu teyzesine duyduğu sevgi ve bağlılık olayların akışında C. nin ruh haline ve tavırlarına yansıyor. Peşinden gittiği kadınlarda çoğu zaman teyzesinden hatırladığı - bazen göz renklerinin aynı oluşu bazen onu severken yaptığı şeyler- anılarını canlandırmasıyla onların peşinden sürüklenmesini sağlıyor. “ Demek döne dolaşa hep Zehra teyzesine varacaktı.”s.170 Romanın yazılış şekli de oldukça başarılı: bilinç akışı, iç monologlar okumayı zorlaştırsa da karakteri tanımayı ve gözümüzde canlandırmayı daha kolay hale getiriyor. Kısaca çok sevdiğim ve başarılı bulduğum eserlerden biri olarak bu kitabı okumayan herkese tavsiye ederim.
Roman
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
Aziz Bey Hadisesi / Ayfer Tunç
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2022 51. kitabı
Bazı roman karakterleri vardır tanıdıktan sonra bir daha çıkmaz aklınızdan. Ayfer Tunç’un Aziz Bey’i de öyle bir karakter. İnsan, yazarın bu kadar kısacık bir romanda bu kadar çok duyguyu bir arada barındırabilmesine şaşırıyor. Aziz Bey’in hayatını okurken hem eğleniyor hem hüzünleniyor hem hayatı sorguluyor hem de hayatın kısalığı üzerine düşünüyorsunuz. Yaptıklarımız, yapamadıklarımız, pişmanlıklarımız ve keşkelerimiz üzerine düşünmemizi sağlayan başarılı bir roman. Dili anlatımı o kadar akışkan ki kısa sürede bitiveriyor. Ayfer Tunç’un diğer eserlerini de okumak için sabırsızlanıyorum.
Roman
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,6bin okunma
Kahveler Kitabı/ Salah Birsel
Puan vermedi·278 syf.··
2022 52. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2022 22:05
Salah Birsel’in, Salah Bey Tarihi adlı serinin ilki olan Kahveler Kitabı, 1555-1957 yılları arasındaki dört yüz yıllık zamanda İstanbul’daki kahve kültürünü, gelişimini ve değişimini anlatıyor. Farklı türde bir eser okuyup farklı bir konuda bilgi edinmek isteyenler için (özellikle edebiyatçıların ve pek çok tanınmış ismin, dönemin hangi ünlü kahvehanelerinde birlikte vakit geçirdiklerini, orada hangi eserleri kaleme aldıklarını öğrenmek gibi) muazzam bir derleme eser. Kitapta, İstanbul’a kahve kültürünün nasıl geldiğinden tutun da hangi kahvehanelerin ne zaman açıldığını, hangi yazar ya da şairlerin buralara uğradığını, bu kahvelerde hangi şiirlerin, semailerin okunup hangi çalgıların çalındığını, hangi sohbetlerin edildiğine kadar pek çok konuda bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Eserde yüzlerce kahvehaneden özellikleri belirtilerek bahsedilmiş. Kimi yeniçeri kahvesi, kimi tulumbacı kahvesi, kimi karagöz- hacivat kahvesi, kimi çalgıcı kahvesi kimi ise bir mahalle kahvesi. Edebiyatçılar bu kahvehaneleri çok seviyor ve sık sık burada bir araya gelip ya bir eser inşa etmeye başlıyor ya da yeni bir dergi/ gazete çıkarma planları yapıyorlar. Salah Birsel bu kadar bilgiyi nasıl toplamış ve bir roman gibi ustaca bir araya getirip anlatmış bilinmez ama keyifle okunabilecek bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Tabi bazı bölümlerde tanımadığımız onlarca isme rastlamamız mümkün, bu da akıcılığı zaman zaman sekteye uğratsa da illa tek solukta okunması gereken bir kitap değil. Eserin dili ile ilgili de şunu söylemek isterim ki sık sık eski kelimeler geçiyor bazılarının tanımları dipnotta belirtilmiş bazıları atlanmış yine de Salah Birsel’in roman tadındaki anlatımı bize bu durumu unutturuyor ve eseri keyif alarak okumamızı sağlıyor. “Gönül ne kahve ister, ne kahvehane Gönül ahbap
1000Kitap
Kahveler KitabıSalâh Birsel · Sel Yayıncılık · 2003202 okunma
Tiamat/ İhsan Oktay Anar
8/10
·160 syf.··
2022 50. kitabı
İhsan Oktay Anar, Tiamat’tan önceki Puslu Kıtalar Atlası, Kitab’ül Hiyel, Efresiyab’ın Hikayeleri, Amat, Suskunlar, Yedinci Gün ve Galiz Kahraman adlı eserleriyle çok sevilen kendine has tarzıyla okuyucuyu büyüleyen postmodernist bir romancı. 8 yıllık aradan sonra okuyucusuyla buluşan Tiamat da yine onu bekleyenlere hayal kırıklığı yaşattırmayacak türden bir eser. Önce eserin adı nerden geliyor bakalım: “Tiamat” romanda bahsi geçen bir Tahtelbahir adlı denizaltının çağrı kodu (T1 AMAT) alt metinde ise bize anımsatmak istediği, Tiamat’ın Antik Babil mitolojisine göre bir deniz tanrıçası olduğu ve ilkel yaratılıştaki “kaos”un sembolü olduğu. “Su” ve “Kaos” bu romanın kurgusuna oldukça uygun düşüyor. Şöyleki, romandaki tek mekan bir denizaltı ve görevi düşman gemilerini yok etmek. Bir gün bir destroyerı yok ettikten sonra bir şilebe rastlarlar ve ganimet bulmak için birkaç denizci bu şilebe çıkar. Ancak dehşet verici bir manzara ile karşılaşırlar ve o günden sonra her şey “kaos”a dönüşür. Burdan sonrasını merak edip okuyacaklar için daha fazla açıklamıyorum ama şunu eklemek isterim: Bu kitabın ilk 30/40 sayfasında özellikle denizcilikle ilgili terminoloji yüzünden biraz ağır aksak okunacağı ancak yine de sebat gösterip devam edebilirseniz kitaptan zevk alacağınız yönündedir. Keyifli okumalar diliyorum‍️
Roman
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma